HDP; CEHENNEME GİDEN YOLU, İYİ NİYET TAŞLARIYLA DÖŞEYEN PROJENİN ADIDIR

  • 28.10.2015 00:00

 7 Haziran seçim sonuçlarının açıklanmasıyla beraber, barajı aşamadığı takdirde “dağları mesken tutacağını” dövizlerle dahi ilan eden, musluklardan kan akıtan HDP’nin, Kandil ayağının başlattığı terör eylemleri ile sarsılıyor ülke. Suruç katliamı ve ardından Türkiye’nin 77 1 Mayıs’ından sonra en kanlı terör eylemi olan Ankara Garı’nda patlayan bombalar ile sarsıldık. Bölgeden her gün gelen asker, polis, doktor, sivil vatandaşlar ve çocukların katledildiği olayları sıradanlaştırmaya çalıştılar ve “ Ülke 90’lara geri mi dönüyor?” sorusu ile  gündemi meşgul etmekte başarısız da olmadılar.

Ne oldu da, çözüm süreci buzdolabına kaldırıldı? Her katliamdan sonra “saray” suçlandı? HDP, her durumda MHP’ye dahi yeşil ışık yakarken, çözüm sürecinin asıl başlatıcısı Ak Parti ve özelinde Cumhurbaşkanını hedef aldı?

Ne oldu da, 7 Haziran’dan sonra hiçbir parti koalisyona yanaşmadı? Koalisyon kurulamadığında da, Anayasa gereği kurulması gereken seçim hükûmetine bakan vermeyerek  – HDP, verdiği iki bakanı da çekti-  süreci tıkamaya çalıştı?

Neden, HDP her katliam sonrası 70’lerin, 80’lerin, hatta 90’ların dilini kullanmayı tercih edip “Katil devlet” söyleminde ayak direterek, ezber bozamadığını defalarca kanıtlamaya çalıştı?

Neden, bölge kan ile yıkanırken ve evlerin önü hendeklerle delik deşik iken, yetmedi Suruç, Ankara katliamlarının her ikisinde de Daeş ve Pkk bağlantıları mevcut iken dilinden BARIŞ sözcüğünü düşürmeyen HDP, 60’lardan 2000’li yıllara dek süren ergen solcu söylemlerinden vazgeçmiyor?

Nedeni aslında  belli.

HDP, özne bir siyasi parti değildir;  PKK’nin bir kanadının, uluslararası güçlerin, Doğan Grubu ve Fetö’nün yayın organlarının, Öcalan’a rağmen  varlığını Ak Parti’ye karşı konumlandırmış bir Demirtaş faciasının barajı aşmış ürünüdür.

Tam da Suriye’de denklemler değişirken; PYD’nin “özerk” bölgesinde uyguladığı katliamlar örtbas edilemezken;, Rusya, Suriye’de hava atışlarına başlamışken, ülkede koalisyon seçenekli bir seçim sonucu, bulunmaz bir nimetti uluslararası güçler için. 12 yıldır tek başına iktidar olan Ak parti döneminde, Ortadoğu’da da söz sahibi olmaya çalışan Türkiye manzarası epeyce hoşnutsuzdu onlar açısından. Üstelik Türkiye, kendi içinde de olmadık demokratik adımlar atıyor, ekonomisi gelişiyor, insan hakları ve demokrasi konusunda epeyce olumlu yol katediyordu.. Hem kendi ülkesinde istikrar ve demokrasi sağlaması, hem de Ortadoğu’da da söz sahibi olacak noktaya gelmesi, başta ABD olmak üzere ne Avrupa’nın, ne Rusya’nın ne de İran’ın hoşnut olacağı bir durum olamazdı. O halde istikrar bozulmalı ve Türkiye kendi iç sorunları ile uğraşan ülke konumundan ileri geçememeliydi.

İşte tam da 7 Haziran seçim sonuçları bu işe yaramalıydı. 17-25 Aralık’ta, Gezi sürecinde başaramadıklarını belki 8 Hazirandan itibaren başarabilirlerdi.  Ve düğmeye basıldı…

7 Haziran seçim sürecinde HDP, “ Seni başkan yaptırmayacağız!” söylemleri ile, hem içindeki sosyalist bileşenlere  hitap etmiş, hem de Beyaz Türklerin oylarına oynamıştı. Seçimden başarıyla çıkan HDP’nin,  8 Hazirandan sonra Kandil eliyle başlatılan terör eylemlerine sessiz kalması, katliamlarda da doğrudan devleti suçlaması , Demirtaş’ın Brüksel ziyaretine denk geliyor? 7 Haziran öncesinde de ABD’ye gitmişti

HDP’nin artan terör olaylarına sessiz kalması ve tehditâr tavırları emanet oyların gittiğini gösteriyor. Doğan medyası bir “ayna” dır bu konuda, Doğan medyasının, 7 Haziran’a dek  parlattığı Demirtaş’ın yerini şu an CHP ve MHP aldı ( Bu da yeni bir senaryo esasen, CHP’nin ön planda olduğu HDP ve MHP destekli Ak Parti karşıtlığı gündemden asla düşmüyor.) Demirtaş ise, belli ki kendisine ve partisine yönelik ilginin azaldığını görmüş olsa gerek, 1 Kasım seçimlerinden sonra “Ak Parti de dahil koalisyona hazırız.” yönlü demeçler verirken, çözüm sürecini de yeniden dillendirmeye başladı.  Bu söylemlerde PKK’ nin dağ kanadının ( Kandil) ve şehir ayağının ( YDG-H) ağır yenilgiler alması da  ağırlıklıdır.

HDP’nin yiten imajı CHP öne çıkarılarak  tazelenmeye çalışılıyor ve yine emanet oylar gündemde olacaktır. Bu kez CHP ye gidecek emanet oylar ile olası koalisyon durumunda H

HDP’nin,  Türkiyelileşme vaadi ile geçtiği baraj,  hem Batı bölgeleri, hem de Kürtler açısından hezimet olmuştur. HDP, bir proje partisi olduğunu yeterince kanıtlamış, demokrasiden nasibini almadığını, katliamlara ortak olması  ve özyönetim dediği uygulamalarıyla göstermiştir. Göstermiştir göstermesine de, dilinden “barış, demokrasi, özgürlük” sloganları düşmediği için, hala HDP’yi umut gören kesimleri kandırmayı becerebilmektedir. ,

DHKP-C, DAEŞ  taşeron örgütlerdir. “Kiralık Ordu” gibidir bu taşeron örgütler. Kiralık ordular ülkesizdir, kim isterse ve parasını kim öderse onun adına savaşır. Taşeron örgütler de  uluslararası güçlerin emrindedir ve kim ne isterse bölgesel güçler gereği ona göre hareket ederler. PKK ise  Suriye, Irak, Türkiye üçgeninde duruma göre hareket eden ve bu yüzden de bir çok uluslararası istihbarat örgütlerinin de içinde yer aldığı bir durumda, bölgesel güç olmak adına her kesimle işbirliğine hazır vaziyette oluyor ki ülkedeki manzara bu…

Sonuç olarak, 7 Haziran’dan buyana gerçekleştirilen tüm terör eylemleri, Gezi’nin bir devamı olarak Kürt kartının öne çıkarıldığı bir uluslararası operasyondur. 90’lı yıllarda olmadığımızı anlayan uluslararası güçler, bu yıllarda olduğumuzu sanan ulusal güçleri daha çok kullanarak DAEŞ gibi uluslararası gücü de bölgesel olarak devreye sokmakta beis görmemektedir.

Şimdi FETÖ ve ortakları HDP, CHP ve MHP seçimlere  mevcut ulusal ve uluslararası koşullarda gidiyor. Bir elinde güvercin, diğer elinde silah tutanlarla, ağzından mermi yağdıranlar, 90 yıllık tarihini yaşanmamış sayarak genç bir parti gibi hareket edenler yan yana, kol kola. Karşılarında ise sesiz devrimlerin sahibi, olmadık hakaretlere ve haksızlıklara uğramış olsa da işini yapmaya devam eden bir parti.

Yolumuz açık olsun !

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.