• 4.09.2021 06:29
  • (282)

Geçen hafta sosyal medyada bir video dolaşıma girdi. Videoda bir genç kasa kasa kabağı çöp kamyonuna dökerken görülüyordu.

Görüntünün ne zaman ve nerede çekildiği, bunu niye yaptıkları belirsizdi.

Bir anda iktidara yakın ünlü hesaplar tarafından öfkeyle ve heyecanla paylaşılmaya başlandı.

Nihayet yüksek fiyatların sorumlusu bulunmuştu!

Soğan depolayanlar, aracılar, halciler marketçilerden sonra kabakları çöpe atanlar...

İktidara yakın sosyal medya fenomenleri, gazeteciler, siyasetçiler binlerce mesaj yazarak iktidarı zor durumda bırakmak için gıda fiyatlarını yükseltmeye çalışırken yakalanan ihanet çetesine karşı devleti göreve çağırmaya başladı.

Mesajlardan bazılarını okuyalım:

“İstanbul'da sebze halinde bir görüntü. Bunun adı memlekete ihanettir, bunun adı çiftçiyi de halkı da mağdur eden, sebze meyve fiyatlarını yükselten aç gözlü çetenin ihanet görüntüsüdür. Bu çete bulunup hesabı sorulsun!”

“İktidarı mutfaktan yıkmak için bütün bunlar. Ticaret Bakanı ve bürokratlar uyuyor mu?”

“Herkes bilir ki hal gibi, otokent gibi, dolmuş hatları gibi yerlere PKK hakimdir Seçimde patates, soğan fiyatları nasıl manipüle edildi ve belediye seçimleri kaybedildi herkesin malûmu.”

“Bu toplumsal KAOSU tetikleyemek için yapılan şerefsizlik değil mi !?! Savcılar bu görüntü üzerine soruşturma başlatması gerekmez mi !?! Görüntüye bakınca; Ha Gabar Ha Hal Farkı var mı !?!”

“Yer İstanbul.. Çöp kamyonuna atılanlar ise taze kabaklar.. İstanbul’da sebze fiyatını yükseltmenin ahlaksız-namussuzca bir yolu var ve burada şahane (!) bir şekilde uygulanıyor.. Kolluk kuvveti ile müdahale şart! Uyuma İBB halleri denetle..”

“Kim görecek o hesabı bu işe bakan bakan veya yetkililer kulakları sagır gözleri kör olmuş dahada önemlisi Erdoğan’a muhalefetin yapamadığı başaramadığı kötülüğü Akpartinin icindeki bu insanlar yapıyor esas bunlara care aranması lazım ihanet içeriden.”

“Bakanın sana kurulan tuzağa karşı ne kadar önlem alıyor sayın cumhurbaşkanım @RTErdogan Göz göre göre bunu yapanlar, birileri tarafından muhakkak korunuyorlardır..”

“Sebze meyve fiyatlarını düşük bulup yükselsin diye kasa kasa ürünü çöpe atan halcinin görüntüleri dolaşıyor! Seçim zamanı soğan patateste daha büyüğünü yaptılar aynı oyunun, hatırlayn 8 TL ye bulamıyorduk, şimdi 1-2 TL. Yüz tane işi var sizinle mi uğraşacak bu Devlet şerefsizler!”

“Vatandaşa pahalıya satmak için çiftçinin ürününü çöpe atan hainlerin yüzü belli, çöp kamyonunun plakası belli: 34 ... “Ben emir kuluyum”, “kabaklar bozuktu” yalanlarını dinlemeden ağababalarıyla birlikte bunlara en az 20 yıl hapis cezası verilse bu ihanet bıçak gibi kesilir.”

“Arkadaş insanlık ne hale geldi: taze taze sebzeleri daha fazla para kazanmak için çöpe atan insanlar ve bu insanlar öldüklerinde Allaha nasıl hesap vereceklerini düşünmez hale gelmişler. Gerçekten Allah’tan korkmaz kuldan hiç utanmaz ruhunun fotoğrafı!”

“Aziz Allah'ım verdiğin nimetleri çöpe atan geri zekalılar yüzünden bizleri kuraklıkla, kıtlıkla imtihan eyleme Topraklarımızı bereketli eyle.”

“Bu görüntüler Ataşehir'deki halden. Ve bu görüntüler, bir Cumhuriyet Savcımız tarafından ihbar olarak kabul edilip, hal piyasasını belirleyen üç-beş doymak bilmezin vicdanına terk edilmemeli milletin kursağından geçecek olan helal lokması.”

Sosyal medyada başlayan tepkiler iktidara yakın mecra ve medyalarda haber oldu.

“Yürek sızlatan görüntüler! İstanbul Ataşehir sebze halinde kasalar dolusu kabağın çöpe döküldüğü anlar” (Sabah)

“İstanbul'da bir sebze halinde onlarca kasa taze kabak çöp kamyonuna döküldü. Görüntüler sosyal medyada tepki topladı” (Yeni Şafak)

“Halk düşmanları. İstanbul'da fiyatları yükseltilmek istenen kasalarca kabak belediyeye ait resmi plakalı çöp kamyonlarına boşaltıldı” (Yekvücut)

Önce görüntülerin bir ay öncesine ait olduğu ve Ataşehir Hali’nde çekildiği ortaya çıktı.

Bitmeyen tepkiler ve haberler üzerine Ticaret Bakanı Mehmet Muş açıklama yaptı, “fırsatçılara en ağır ceza verilecektir” dedi.

“Dün sosyal medyaya yansıyan sebze halindeki bazı görüntüler Bakanlığımızca ihbar kabul edilerek inceleme başlatılması yönünde derhal il müdürlüğümüze talimat verilmiştir. Söz konusu eylemi yapan firma tespit edilmiş olup firma hakkında idari süreç başlatılmıştır. Vatandaşımızın temel besin maddesi olan sebze ve meyvede piyasayı bozucu faaliyetlere kesinlikle müsaade edilmeyecektir. Fırsatçılara en ağır cezaların verileceğinden hiçbir vatandaşımızın şüphesi olmasın!”

Ama olay burada da durmadı, daha da büyüdü.

İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü, videoyla ilgili soruşturma açtı.

Olayın 19 ile 23 Temmuz tarihleri arasında Ataşehir'deki sebze meyve halinde faaliyet yürüten bir iş yerinde meydana geldiği tespit edildi.

Sebzeleri çöp arabasına döken iş yerinin yabancı uyruklu çalışanı K.J. ve iş yeri sahibi F.K gözaltına alındı.

İş yerinde yapılan kontrollerde K.J.'nin sigortasız çalıştırıldığı belirlenmişti.

Ve sonuç; Emniyetteki işlemlerinin ardından K.J. sınır dışı edilmek üzerine geri gönderme merkezine teslim edildi, iş yeri sahibi F.K.'ye ise yabancı uyruklu, sigortasız işçi çalıştırdığı gerekçesiyle para cezası kesildi.

Yani kabak emir kulu olan sigortasız çalıştırılan mülteci gencin başına patladı.

Ama henüz finale gelmedik.

Peki, yabancı uyruklu genç çalışan kasa kasa kabakları neden çöp kamyonuna atıyordu?

Bunu yapanlar fiyatları yükseltip hükümeti zor duruma düşürmeye çalışan çeteler miydi?

Olayla ilgili yürütülen soruşturmanın sonucunu TRT Haber’in haberindeki İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin açıklamasından okuyalım:

"Soruşturmada, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hal Müdürlüğü yetkilileri ile Ticaret Bakanlığı İl Ticaret Müdürlüğü görevlileri ile Anadolu Yakası Cumhuriyet Savcılığı tarafından görevlendirilen asayiş büro polisi yer aldı. Tespitlerde satışa arz edilen ancak satılamayan ve bekleme sonucunda bozulmuş olan ürünlerin belediye çöp aracına dökümünün yapıldığı anlaşıldı. Hal kayıt sistemi üzerinden yapılan gelen ve satılan ürün karşılaştırması, firma ilgililerinin ve çöp kamyonu şoförünün beyanlarından, gıda güvenirliğini yitirmiş ve bozulmuş olan 2 ton kabağın Kurban Bayramı öncesi ve sonrası iki farklı günde çöpe döküldüğü görüldü. Öte yandan haller, malların arz ve talebine bağlı olarak, serbest rekabet şartları içerisinde, fiyat oluşumunun sağlandığı borsalardır. Hal yasası gereği, gerek Ticaret Bakanlığı, gerekse belediyeler serbest rekabetin engellenmesine dönük oluşum ve eylemlere müsaade etmemektedir.”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hal Müdürlüğü, Ticaret Bakanlığı İl Ticaret Müdürlüğü ve Anadolu Yakası Cumhuriyet Savcılığı’nın ortak soruşturmasının sonucu: Çöp kamyonuna dökülen kabaklar zaten bozuktu.

Ayrıca video iki ayrı günde çekilmişti. 2 ton kabak çöpe atılınca fiyatların değişmesi de zaten mümkün değildi.

Ama videoyu dolaşıma sokanlar, medyayı, bakanlığı, polisi görev çağıranlar bir an bile “acaba kabaklar bozuk olabilir mi” diye düşünmemişti.

Çünkü tek ilgilendikleri; artık herkes için dayanılmaz hale gelen hayat pahalığının, gıda enflasyonun sorumluluğunu toz kondurmak istemedikleri iktidarın üzerinden alıp bilinmeyen şer odaklarına atmaktı.

Özellikle beyaz kabak gibi halkın en çok tükettiği sebze olarak özel olarak seçilmiş olmalıydı. Patlıcanı, domatesi, fasulyeyi değil, beyaz kabağı çöpe dökerek fiyatını artırmaya çalışanlar halkı en hassas noktasından vurmaya çalışmıştı!

8.5’a çıkmış dolar kuruyla artan girdi maliyetleri, yüzde 19 ile dünyanın en yüksek enflasyon oranı, yüksek faizler, kuraklık gibi karmaşık ekonomik açıklamalara takılmayıp yine gerçek suçluları bulmuşlardı.

İktidarı ve Cumhurbaşkanı’nı halkın gözünden düşürmek için soğan depolayan fırsatçılar, sürekli fiyat artıran market zincirlerinden sonra şimdi de sebzeleri çöpe dökerken yakalanan halciler!

Hiçbiri değilse suç iş beğenmeyen işsizlerde, nimete nankörlük eden halktaydı ama asla “ekonominin sorumlusu benim” diyen Cumhurbaşkanı’nda, ekonomiyi toplanamaz halde dağıtıp kayıplara karışmış damat bakanda değildi.

Günün sonunda bir videoyla iktidarı aklamaya çalışırken, zavallı bir genç mültecinin de hayatını karartmış oldular.

Türkiye’de artık hem iktidar hem de muhalefetin destekçileri bambaşka evrenlerde yaşıyorlar.

Kafalarındaki kanaatleri doğrulayan gerçekler dışındaki gerçekleri ya inkar ediyorlar ya da dönüp bile bakmıyorlar.

Öyle bir gerçek yoksa da o gerçek itinayla yaratılıyor.

Kabak da günün sonunda en masum olanların başında patlıyor.