Faruk Eren yazdı: Tuğla çekildiğinde...

Abimden iki yıl sonra 1982 Kasımı’nda ben gözaltına alındım. Ağar yine müdürdü. Ağır işkence görüyorduk. Ama bir arkadaş, gözümüz bağlı olduğu için göremiyorduk, çok kötü durumdaydı. TKP’li Mustafa Hayrullahoğlu’nun cesedini bir battaniye ile şubeden çıkardılar. Önce kaybedildi, sonra cesedi kimsesizler mezarlığında bulundu.

Faruk Eren yazdı: Tuğla çekildiğinde...
  • 24.05.2021 - 08:58
  • (1440)
  • (0)

Faruk Eren

 

12 Eylül darbesinin en ünlü işkencehanelerinden biri İstanbul Gayrettepe’deki Emniyet Müdürlüğü’ydü. Nam-ı diğer 1. Şube, ya da siyasi şube. Aslında işkence 12 Eylül öncesi başlamıştı. Ben de iki kez geçtim o tezgâhtan, ilki 12 Eylül öncesinde, diğeri 12 Eylül sonrasında. 12 Eylül’den önce de işkencede insan öldürüyorlardı.

Ama o kanlı darbeden sonra iş korkunç bir hal aldı. Yüzbinlerce insan gözaltına alındı, işkenceden geçirildi. Ya da işkenceye tanık oldu, ki bu da işkencedir.

İşkencede ölüm yaygınlaştı. Birçok arkadaşımızı kaybettik işkencede. Bazılarını şubeden götürüp infaz ettiler, “Kaçarken vurduk” denildi. Cemil Kırbayır, Hayrettin Eren, Nurettin Yedigöl, gibi devrimciler gözaltından hiç çıkmadı. 12 Eylül 1980 darbesi ile devlet göz altında kaybetme politikasına başladı.

Bilinen bir hikayedir ama kısaca hatırlatayım: Abim Hayrettin Eren 1970’li yılların devrimci, solcu militanlarından biriydi. 12 Eylül’ün hemen ardından bir operasyonda gözaltına alındı ve Gayrettepe işkencehanesine götürüldü. Abimi orada gören çok sayıda tanık var. Gayrettepe’ye giden annem, abimin kullandığı babama ait otomobili emniyetin otoparkında gördü. Tüm tanıklıklara rağmen abimin gözaltına alındığı reddedildi, o tarihten bu yana kayıp.

Mehmet Ağar, İstanbul Emniyeti’nde müdür yardımcısıydı. Ailemin bulunduğu suç duyurularında Ağar’ın adı hep baş sıralarda yer aldı.

1981’de Gayrettepe’de Süleyman Cihan işkencede öldürüldü, ölü bedeni bir eve götürüldü, pencereden atıldı. “Camdan atladı” diye rapor düzenlendi. Sahte raporda Mehmet Ağar’ın imzası vardı.

Abimden iki yıl sonra 1982 Kasımı’nda ben gözaltına alındım. Ağar yine müdürdü. Ağır işkence görüyorduk. Ama bir arkadaş, gözümüz bağlı olduğu için göremiyorduk, çok kötü durumdaydı. Yaşı bizden büyüktü. İşkence seslerini, çığlıklarını duyuyorduk. Bir süre sonra o ses kesildi. TKP’li Mustafa Hayrullahoğlu’nun cesedini bir battaniye ile şubeden çıkardılar. Önce kaybedildi, sonra cesedi kimsesizler mezarlığında bulundu.

Hatırlıyor musunuz Mehmet Ağar’ın 2016’da meclis komisyonunda TKP’liler ve solcular hakkında nasıl yanıldıklarını anlattığını: “Hayatında eline bıçak almamış, düzgün fikir adamlarıydı kabul etmek lazım hepsini, hiçbir şiddet eylemi olmayan insanlardı.” TKP’li Mustafa Hayrullahoğlu Ağar döneminde katledildi siyasi şubede.

Gözaltına alındıktan bir hafta kadar sonra Avcılar’daki evimizin adresini söyledim. Polislerle birlikte eve gittik. Anayasa referandumu için hazırlayıp dağıttığımız bildiriler vardı. Bir kısmı evdeydi. Polis onları ve başka şeyler bulmayı umuyordu ama ev tertemizdi.

Polis anneme “Bildiriler nerede” diye sordu, o da sobada yaktığını söyledi. Annemi gözaltına aldılar. Babam tutturdu, “Eşimi bırakmam, beni alın” diye. Babamı da alıp Gayrettepe’ye götürdüler.

Yıllar sonra tahliye olunca annem anlattı. Gözlerini bağlamamışlar, işkence seslerini ve işkence gören devrimcileri görmüşler. Bir duvara döndürülmüş gözü bağlı oğlunu yani beni o halde görmüşler. Alçaklar kaybettikleri bir devrimcinin anne babasına da işkence yapıyorlardı.

 Bildirileri yaktığına dair ifadelerini aldıktan sonra bir emniyet müdürünün odasına götürmüşler annemi. Müdür “Diğer oğlun nerede?” diye sormuş sırıtarak. Annem “Siz biliyorsunuz, buradaydı” diye yanıtlamış. O hep bildiği cevabı almış “Hayır, yakalamadık, aranıyor. Nerede olduğunu sen biliyorsun.” Annem “Bilmiyorum nerede olduğunu, ben oğlumu arıyorum” dediğinde bir el hareketi yapmış. Annem ayıp olduğu için o hareketi yapmazdı ama “Bana ayıp bir el hareketi yapıp, ‘bilmeyen böyle olsun mu’ dedi” diye anlatırdı.

Kimdi o müdür? Tabii ki Mehmet Ağar…

Ağar’ın kızı genç yaşta kansere yakalandı ve yaşamını yitirdi. Ev telefonundan bir gazeteci aradı faili meçhul ve gözaltında kayıpların yakınlarından görüş istiyordu. Annem inanılmaz sinirlendi ve “Kızıyla ne alakası var. Bizim onunla hesabımız ayrı, Allah kimseye evlat acısı vermesin” diyerek azarladı gazeteciyi.

Ağar yukarıda alıntıladığım komisyondaki sözlerini 2016’da söyledi. Benim tanıklığım 1980’lerin başından.

Bu sözler üzerine Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak tepki gösterdi. Hasan Ocak, 1995’te kaybedildiğinde Ağar Emniyet Müdürü’ydü.

Metin Göktepe’nin ablası Meryem Göktepe tepki gösterdi. Metin katledildiğinde Ağar, Emniyet Genel Müdürü’ydü.

O tuğla çekildiğinde altında ilk kim kalacak anlaşıldı mı?

https://kisadalga.net/haber/detay/seri-cinayet_7051#.YKrJvV-7G9M.twitter

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Hikmet MUTİ

" Erdoğan takıntısı " ile baş edememek

  • 17 Haziran 2021 Perşembe

Yazarlar

Muhafazakârlığın sosyolojisi-1
Besim F. Dellaloğlu

Muhafazakârlığın sosyolojisi-1

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
İşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset
Ali AYDIN

İşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyase

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Baş başa 45 dakika erken seçim getirir mi?..
Ahmet TAKAN

Baş başa 45 dakika erken seçim getirir mi?..

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Memleketin birinde hoptirinam
Eser KARAKAŞ

Memleketin birinde hoptirinam

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Bugünkü medya düzeninden iğreniyorum, utanç duyuyorum!
Hasan CEMAL

Bugünkü medya düzeninden iğreniyorum, utanç d

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
İŞTE BÖYLE LAZ İSMAİL 
Ömer Ahmet ÖZEREN

İŞTE BÖYLE LAZ İSMAİL 

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Erdoğan’ın ölümcül suskunluğu
Ali BAYRAMOĞLU

Erdoğan’ın ölümcül suskunluğu

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Tayyip, dört yılda nereden nereye?
DOĞAN ÖZGÜDEN

Tayyip, dört yılda nereden nereye?

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Erdoğan’ın vizyonu şimdi nedir?
Mustafa Karaalioğlu

Erdoğan’ın vizyonu şimdi nedir?

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Rüşvet kaydının 9 dakikası niye kayıp?
Akif BEKİ

Rüşvet kaydının 9 dakikası niye kayıp?

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Bardağı taşıran damla
İbrahim Kiras

Bardağı taşıran damla

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
NATO’nun küreselleşmesi
Süleyman Seyfi Öğün

NATO’nun küreselleşmesi

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Saadet'te benzer operasyon; Kurtulmuş'a da çekilmişti
Mehmet TEZKAN

Saadet'te benzer operasyon; Kurtulmuş'a da çe

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Mehmet Y. Yılmaz

"Birçok şey ortaya saçılır!"

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Saldırı altındayız
Abdurrahman Dilipak

Saldırı altındayız

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
1980’lerde Kürt basını
Mehmet ALTAN

1980’lerde Kürt basını

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Bunca yoksulluğa rağmen AKP nasıl hâlâ yüzde 35 alıyor?
Barış Soydan

Bunca yoksulluğa rağmen AKP nasıl hâlâ yüzde

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Susurluk skandaldıysa şimdi tanık olduğumuz ne?
İsmet Berkan

Susurluk skandaldıysa şimdi tanık olduğumuz n

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Suçluyu hep başka yerde arıyoruz, oysa hiçbirimiz masum değiliz…
Fehmi KORU

Suçluyu hep başka yerde arıyoruz, oysa hiçbir

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Dış politikada “Oh be” psikolojisi
Ahmet TAŞGETİREN

Dış politikada “Oh be” psikolojisi

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
İşsizlikte çarpıcı artış
Seyfettin Gürsel

İşsizlikte çarpıcı artış

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Batı’nın “yeni düşman”ı kim olacak? Çin mi, Rusya mı yoksa Türkiye mi?
İbrahim Karagül

Batı’nın “yeni düşman”ı kim olacak? Çin mi, R

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Demek ki Haçlı kuşatması altında değilmişiz
Mehmet Ocaktan

Demek ki Haçlı kuşatması altında değilmişiz

  • 16 Haziran 2021 Çarşamba
İki hukuk cinayeti: Soma ve Kobane
Aydın ENGİN

İki hukuk cinayeti: Soma ve Kobane

  • 16 Haziran 2021 Çarşamba
NATO'da bir Bekçi Murtaza!
Fehim TAŞTEKİN

NATO'da bir Bekçi Murtaza!

  • 16 Haziran 2021 Çarşamba
Tüm Yazarlar