23 Haziran İstanbul Belediye Başkanlığı seçimini 806 bin farkla CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu kazandı. Aradaki fark % 9. Rahmetli Turgut Özal’ın tabiriyle “kantarın topuzu biraz fazla kaçtı.”

Sosyal medyada kendini AK Parti sözcüsü gibi gören, bol miktarda hayırlı olsun ziyaretleri ve iftar programlarının fotolarını paylaşan belediye reisleri, hiç ses vermeyen parti teşkilat başkanları, rakip adayının dedesine varana kadar araştırma yapan acar gazeteci yazarlarımız, devletin ödediği aidatlarla sivil toplumculuk yapan sendikacılarımız vs. bu sonuca ne der bilemem ancak ortada ciddiye alınması gereken bir durum var…

Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendilerine destek veren AKP’li, ülkücü, MHP'li, HDP'li, Saadet'li, LGBT’li kardeşlerine yürekten teşekkür ettiği konuşması ilginçti mesela.

Anlaşılan Erdoğan’ın “bir olacağız, diri olacağız” çağrıları CHP’de icraata geçmiş!

Seçimden hemen sonra AKP’li kardeşleri, rakipleri AK Parti’ye her ne kadar akıl vermeye kalksalar da iç içe geçmiş ve bir ideal (Erdoğan düşmanlığı) etrafında toplanan enteresan bir sosyoloji oluştu. Bu sosyolojiyi iyi tahlil edemediğimizi düşünüyorum.

Bu sonuç kuşkusuz milletin bir uyarısıdır. Allah, bizden daha kötü olan birini başımıza getirmek suretiyle bizi cezalandırdı. Çünkü biz bunu hak ettik.

Diğer taraftan CHP Adayı Ekrem İmamoğlu’nun yalanları, hangi ırktan olduğu ve valiye hakaret etmesi ancak bizim nezdimizde haklı bir tepkiye yol açtı. Bunun millet ittifakına zerre olumsuz katkısı olmadı.

 

CHP tabanının bakışı!

 

CHP tabanı tam tersi bunu bir kahramanlık ve siyaset tarzı olarak gördü. O psikolojiyi iyi kötü tahmin edebilen birisi olarak şunu söyleyebilirim; nasıl ki Erdoğan’ın vesayetçi yapılara ve generallere meydan okuması bizde bir heyecana yol açtıysa Ekrem Bey’in de valiye hakareti o kesimde benzer bir heyecana yol açtı. Çünkü onlar Vali’yi Cumhuriyetin değil AKP’nin valisi olarak görüyordu.

Bölgesel milliyetçiliğin bilhassa Karadenizlilere sağlanan bazı imtiyazların İstanbul ahalisinde olumsuz bir etki bıraktığını düşünüyorum.

En önemlisi de vaktiyle gündemi tek başına belirleyen, ülkedeki tüm farklı kesimlere ulaşan ve onların sorunlarını en önemli meselesi olarak gören AK Parti gittikçe gündem belirleyemeyen bir parti durumuna düştü.

Bunda medya düzeninin kalitesizliği ve bu düzen içerisinde eleştiri kanallarının tıkanması büyük rol oynadı. Medyası, bırakın gazeteleri Oda TV adında bir sitenin haberlerine laf yetiştirmekten kendi algısını üretemez duruma düştü.

Bu köşeyi takip edenler bu tür eleştirileri ilk defa yapmadığımı bilir. Yani zor günde fırsat bu fırsat denilerek söylenen sözler değildir bunlar.

Bu fakir, son 4-5 yıldır tüm samimiyetiyle “yavaş yavaş geliyorum” diyen yozlaşmayı ve ahlaki çürümeyi naçizane buradan ifade etmeye çalıştı.

Bilhassa eğitim aracılığıyla gençlerin CHP’ye yönlendirilmesini defalarca yazmışımdır.

Bakınız bizler, Anadolu insanının kök saldığı bu topraklarda insan kılığına girmiş ahlaksız ikbal avcılarına inat, yeniden toparlanmak için gayret sarf eden insanlarız.

Güçlenmenin ve zenginleşmenin verdiği rehavetle, en temel ahlaki ilkelerinden bile taviz vermeye başlayan bir kesimin yol açtığı zarar ziyandır bu.

 

Kamburdan kurtulmak gerek

 

Bu kesim, oldum olası korkak, ezik, karşı mahalleye yaranmak ve kendi tesis ettiği küçük düzeni bozmamak için hemen her türlü uzlaşmaya kapı aralayan gevşek bir tayfadır. Artık bu kamburdan kurtulma zamanı gelmedi mi?

Ben bu ahlaksızlığa bir ara isyan etmiş ve bunu “nevrotik bir patlama ve ruhsal bir enfeksiyon hali” olarak görmüştüm.

Makam-mevki için bu kadar omurgasızlaşabilen bir insan malzemesine sahip olmamız zaten işgalin de belânın da yenilginin de kendisi değil midir?

Belediyelerden, sendikalarına, medyasından, teşkilatlarına varana kadar kimler bu kibirli, kirli bataklığın içerisine çekilmişlerse artık tespit edilmelidir. Bir milyondan fazla eğitim camiasını canından bezdiren torpiller artık son bulmalı ve liyakat esaslı bir sistem inşa edilmelidir.

Şimdi derdi Türkiye olan, ahlak vicdan sahibi kaliteli insanlarla yola devam etme zamanıdır. Bazen şer olarak görünende hayır vardır. Bu, AK Parti ve ülkemiz için bir fırsattır. Eğer buradan yeni bir heyecan ve ruh oluşturabilirsek ve bu yozlaşmanın, gevşekliğin önünü alabilirsek emin olun kazanan Türkiye olacaktır.