• 26.11.2021 06:19

CB sisteminin en önemli propaganda malzemesi, “beş yıllık istikrar”dı. Koalisyonlar olmayacak, hükümetler önlerindeki beş yılı öngörerek istikrarlı politikalar uygulayacaktı. Tam tersi oldu; Türkiye en zikzaklı ekonomi yönetimi ve en büyük iktisadi istikrarsızlığı CB sisteminde yaşıyor.

Çünkü ekonomi dünyasına perspektif vermek için açıklanan Orta Vadeli Program’lar (OVP) bile kağıt üzerinde kalıyor, Cumhurbaşkanı şahsen ne derse, hangi gün neye karar verirse o oluyor.

Bunun somut örneklerini iktisat politikalarında görüyoruz.

DÖRT AYLIK ‘İSTİKRAR’

Cumhurbaşkanı Erdoğan geçen yıl bugünlerde “reform dönemine giriyoruz” diyerek bir iktisat politikası açıklamıştı. “Faiz acı ilaçtır, kararlılıkla uygulayacağız” diyordu. Kendi sözleriyle, “fiyat istikrarı, finansal istikrar ve makro ekonomik istikrar olmak üzere üç sacayağı üzerine inşa edilen” bir iktisat politikasıydı bu. (13 Kasım 2020)

Dikkat, “fiyat istikrarı, finansal istikrar ve makro ekonomik istikrar.”

Naci Ağbal ve Lütfi Elvan bunu uygulamak için göreve getirilmişti.

1 Kasım 2020’de 9 lira civarında olan Dolar, bu “istikrar” politikası ve Merkez Bankası olarak Ağbal’ın yarattığı güvenle 7 lira civarına kadar inecekti.

Erdoğan da “geleceğimizi Avrupa’da görüyoruz” diyordu o dönemdi.

Fakat bu politika ancak 4 ay sürdü….

Erdoğan, 19 Mart 2021’de Ağbal’ı azletti!... “Düşük faiz” yanlısı yazılarıyla bilinen Şahap Kavcıoğlu’nu görevlendirdi. Ardından Merkez Bankası’nın diğer yöneticilerini değiştirdi. “İstikrar” politikasını savunan Prof. Semih Tümen’in CB Kararıyla azledilmesiyle, Merkez Bankası tamamen “laf dinler” hale geldi…

Nitekim Erdoğan “faizde inişe geçiyoruz” açıklaması yaptı. (4 Ağustos 2021)

Merkez Bankası Eylül’de faiz indirmeye başladı. Ekim’de dolar 9 lira civarına çıktı.

EKONOMİK KURTULUŞ SAVAŞI’

Cumhurbaşkanı Erdoğan 22 Kasım’da ünlü “ekonomik kurtuluş savaşı… mandacı iktisatçılar” konuşmasını yaptı.

Erdoğan’ın konuşmasında, “fiyat istikrarı, finansal istikrar ve makro ekonomik istikrar, üçlü sacayağı” yoktu. Bunun bir teki bile yoktu!

Erdoğan sadece “istikrarsızlık batağı” ile mücadeleden bahsediyor ama bunun para politikası araçlarından bahsetmiyordu.

Yeni politikasını açıklayan Cumhurbaşkanı’nın konuşmasındaki “fiyat artışı velev ki enflasyon… küresel finans çevrelerinin boyunduruğu… ekonomik kurtuluş savaşı… mandacı iktisatçılar… fırsatçılara göz açtırmayacağız” gibi ekonomik değil, siyasi nitelikli kavramlar ön plandaydı.

Bunun nasıl bir U dönüşü olduğunu iktisatçılar ve piyasa hemen anladı ve piyasada döviz hızla tırmandı. 1 Kasım’da 9.5 lira olan Dolar “kara Salı” günü 13 lirayı bulacaktı.

Bu satırlar yazılırken 12 liraydı…

İktisat politikasının dört ayda böyle bir uçtan öbür uca değişmesinin tutarlı, istikrarlı, öngörülebilir, güven verici olduğunu kim söyleyebilir?

Bu yüzden hedefler tutmuyor OVP’de Doların 2024 yılında 10.26 TL olması öngörülmüştü, daha şimdi dolar 12 liraya çıktı!

Önümüzdeki 5-6 yılı öngörebilerek yatır yapan çıkar mı?!

SİSTEM SORUNU

Erdoğan’ın açıkladığı bu iktisat politikası ne kendisinin açıkladığı Cumhurbaşkanlığı Programlarında, ne de üç yılda bir açıklanan Orta Vadeli Program’larda yer almıyor hatta çelişiyor. 5 Eylül 2021’de açıklanan OVP’DE defalarca “finansal istikrar” vurgusu yapılıyor, hatta “yeni finansal mimari”den bahsediliyordu. Sayın Erdoğan’ın yeni söyleminde yok bu kavram.

Ekonomide bizden önde olan ülkeler bu yollardan geçerken bu sorunları yaşamışlar, politikacıların bu eğilimlerinin ağır faturalarına maruz kalmışlardır. Bu tecrübeyledir ki, öncelikle kuvvetler ayrılığı ve sonra da Merkez Bankası’nın bağımsızlığı, bağımsız Düzenleme ve Denetleme Kurumları gelişmiş ve kurumlaşmıştır.

İşte, Trump FED’i hiç etkileyemedi.

Bizde ise bu kurumlar yeterince güçlü değildi. CB Sisteminde 3 Sayılı CB Kararnamesi’yle Merkez Bankası’nın bağımsızlığı kaldırıldı, bütün kurumlar politize edildi. Bu yüzden “tek yetkili”nin siyasi görüşleri, seçim düşünceleri, duyguları hiçbir kurumsal “denetim ve denge”den geçmeksizin belirleyici oluyor, ekonomik rasyonalizmin önüne geçiyor.

Türkiye kurumlar ve kurallar sistemine geçmek, devlet yönetiminin temeline de kuvvetler ayrılığı ilkesine yerleştirmek zorundadır. Bu olmadan, bakın, ekonomiyi düzgün yönetmek mümkün olmuyor.