• 28.06.2021 06:59
  • (168)

Cumhurbaşkanı Erdoğan partisinin belediye başkanlarına yaptığı konuşmada seçimlere hazırlanmalarını isteyerek onlara şöyle seslendi:

İhaleleri mutlaka şeffaf bir şekilde gerçekleştirin, hatta canlı yayınlayın… Sizin başarınız 2023’teki seçimlerin sonuçlarını da etkileyecektir .” (23 Haziran)

Erdoğan belediye başkanlarından vatandaşın kalbine girmelerini, mütevazi olmalarını falan da istiyor.

İktidarının 19. yılında Erdoğan’ın “ihalelerin mutlaka şeffaf olmasını” istemesi, belli ki seçimlere hazırlığın bir parçasıdır.

Zira Cumhurbaşkanı, istese “ihalelerin mutlaka şeffaf, hatta canlı yayınlanması” için şimdiye kadar çoktan kanun çıkarttırmış olurdu.

Öyle bir kanun belediyelerle kalmaz, milyarlarca dolarlık kamu ihalelerini de kapsardı.

İktidarın “ihale” çizgisine yakından bakalım.

 

İHALE KANUNU

Merhum Başbakan Bülent Ecevit imzasıyla 20 Kasım 2001 günü Meclis’e bir Kamu İhale Kanunu tasarısı sunulmuştu. Ülkeyi Ecevit başkanlığında DSP, MHP, ANAP koalisyonu yönetiyordu.

Ecevit “ihale mevzuatının Avrupa Birliği ve Dünya Ticaret Örgütü gibi uluslararası kuruluşların ihale mevzuatına paralel hale” getirileceğini belirtiyordu. “İhalelerde saydamlığın, rekabetin, eşit muamelenin, güvenirliğin, gizliliğin, kamuoyu denetiminin en geniş anlamıyla” sağlanacağını da kaydediyordu.

Tasarıya göre, ihaleler “isteklilerin yanı sıra hazır bulunan herkes önünde açık olarak yapılacak ve ihale dışı kalan veya teklifi uygun görülmeyen isteklilerin talep etmesi halinde yazılı olarak gerekçeler kendisine bildirilecekti.”

Türkiye ilk defa AB standartlarında bir ihale yasası kazanacaktı.

4 Ocak günü Meclis’te görüşülüp kabul edildi.

Yeni kurulmuş AK Parti adına konuşan Kocaeli Milletvekili Osman Pepe, tasarının iyi yönlerini övüyor, eksik bulduklarını söylüyor, partisinin “yolsuzluklarla mücadele”yi ne kadar önemsediğini anlatıyordu.

Pepe, eleştiri olarak da Türkiye’nin Avrupa bünyesindeki “Yolsuzluklarla Mücadele Devlet Grubu”na (GRECO) başvurduğu halde niye hâlâ üye olmadığını soruyordu.

AK Parti bu söylemle iktidara gelmişti.

 

AK PARTİ DÖNEMİ

Kemal Derviş koordinatörlüğünde o dönemde yapılan reformların bence en önemlisi şu ikisidir: Merkez Bankası’na bağımsızlık kazandırılması… AB standartlarına uygun bu İhale Kanunu…

Fakat iktidardaki AK Parti güçlendikçe, özellikle de 2011’den sonra tavrı değişti. Merkez Bankası’nın bağımsızlığını KHK’larla kaldırdı. İhale Kanunu’nda ise, değişik kanunlarla 180 kadar değişiklik yaptı!

Fevkalade acil ve milli güvenlik bakımından özellikli işlerde “istisnai” olarak ihalesiz, pazarlıkla iş verme imkanını o kadar genişletti ki… Artık “istediğine ihale verme” kural haline geldi.

Ekonomiden sorumlu Bakan dürüst ve bilgili Mehmet Şimşek, Bütçe Komisyonu’ndaki konuşmasında bakın ne diyordu:

Sayıştay raporları gözümü açtı… Elimden gelse İhale Kanunu’ndaki tüm istisnaları kaldırırım.” (5 Kasım 2014)

Davutoğlu hükümeti yolsuzluklarla mücadeleyi programına almış, ama başbakanlıktan uzaklaştırılmıştı. Davutoğlu sonraki ‘Manifesto’ açıklamasında “kamu ihalelerinin toplumun bilgisi olmadan gerçekleşmesi, ihale kanunundaki istisnaların kanunun kendisini fiilen işlemez hale getirmesi” yüzünden yolsuzlukların yaygınlaştığını söyleyecektir. (22 Nisan 2019)

 

GRECO MESELESİ

Türkiye’nin “Yolsuzluklarla Mücadele Devlet Grubu”na üyeliğini 2014’te Erdoğan hükümeti gerçekleştirdi.

Fakat uzayan iktidar sendromu İhale Kanunu’nu bozduğu gibi GREKO üyeliğinin de etkisi pek kalmadı.

GRECO, 3 Haziran 2020 tarihli açıklamasında, yolsuzlukla mücadele konusunda “yapılan 37 tavsiye içinde Türkiye’nin yüzde 70,3’ünü hala yerine getirmediğini, yüzde 18,9’unu kısmen yerine getirdiğini, sadece yüzde 10,8’ini tamamen yerine getirdiğini” belirtti. (Euronews)

Avrupa Birliği’nin ilerleme raporlarında da kabaca son on yıldan beri Türkiye’nin yolsuzlukla mücadele yasalarını çıkarmadığı belirtiliyor, eleştiriler yapılıyor.

Bu konudaki en önemli sorun, İhale Kanunu’nun şimdiki halidir.

Seçim düşüncesiyle iktidar belediyelerine çağrı yapmak yetmez.

İhale Kanunu en azından 2001’deki haline getirilmeli, GRECO ve AB’ın istediği yolsuzluklarla mücadele yasaları çıkarılmalıdır.

Meselenin dış politika tarafının da ne kadar önemli, görüyorsunuz.