MEHMET AKBACAK: TKP’YE GİDEN YOLCULUK!

MEHMET AKBACAK: TKP’YE GİDEN YOLCULUK!
9.12.2018 - 12:55
841
0

 Orta Anadolu’nun küçük bir kasabasından başlayan hayat yolculuğumun Türkiye Komünist Partisi üyeliğine kadar gideceğini söyleseler ben dahil kimse inanmazdı.

   İlk defa Komünist sözcüğünü 12 Mart günlerinde  Sıkıyönetim bildirilerinde ülkede yaşanan tüm olumsuzlukların baş sorumlusu onlardı. 1969 da İstanbul Üniversitesine başladığım yıl, Dünya’da ve Türkiye’de öğrenci olaylarının başladığı yıllardı. Öğrencilik yıllarında çalışmak zorunda kaldığım için olayların içinde yer alamadım.Tek hatırladığım Edebiyat Fakültesinden Rektörlüğe yapılan yürüyüş de rektörün istifa etmesini haykırıyorduk.

    Taşradan gelen her öğrenci okulu bitirip devlete kapılanıp iyi yaşamağı hayal ederdi. Siyasalda, Hukuk da son sınıfa gelmiş öğrencilerin biraz dişlerini sıksalar hakim, savcı, kaymakam olacaklarken, ülke sorunlarıyla uğraşmaları karşısında; içten içe onlara karşı sempati duymaya başlamıştım. 12 Mart Muhtırası her şeyi tuz buz etti. İlk defa basının iki yüzlülüğüne 12 Mart’ta şahit oldum. Dün kahraman gibi gösterdikleri öğrenci liderlerini bugün hain olarak ilan ediyorlardı. Halbuki dün yaptıkları için kahraman denilmezse, bugün de hain demek ahlaksızlıktı.

         1974 yılında doğduğum kasabaya Çankırı’nın Çerkeş ilçesine öğretmen olarak dönüşüm hayatımın dönüm noktasıydı. Göreve başladığım okula iki öğretmen sürgün gelmiş benden önce, isimlerini izin almadan yazmak istemiyorum. Kitap okuma alışkanlığımı bu dönemde edinmeye başladım. Okudukça ufkum açılıyordu, ufkum açıldıkça ben ben olmaktan çıkıyor, başka bir kimliğe dönüşüyordum. Felsefenin Temel İlkeleri kitabıyla hayatım değişti. Duvarlarım, tabularım yıkılıyor bir yandan kendimi kuş kadar hafif hissederken, bir yandan da üzerimde oluşan yükün ağırlığı altında eziliyordum. O yıllarda eğitimcilerin örgütlendiği Töb-Der’de görev alarak, toplumsal faaliyetlerin içinde yer almaya başladım. Sol yayınlar, o arada Politika gazetesi, İGD yayınları ve Ürün gibi yayınlarla besleniyordum. Hatta lokalin okuma salonunda politik analizler yaparak bilgi dağarcığımızı zenginleştiriyorduk. Bu arada Bizim Radyo ve sonradan TKP’nin Sesi Radyosu bizim yol haritasını çiziyordu. Yayınlarda TKP ile ilgili bilgi ve yorumları artık açıktan okuyorduk ve propagandasını da yapıyorduk. Hatta komşularımızın şu ifadesi hala kulaklarımdadır. ‘Lan oğlum iyisiniz, ıslahsınız da komünist olmasanız ne olurdu’ derlerdi. Bizler de bizim iyiliğimiz komünist olmamızdan diye gülerek cevap verirdik. Kısa süre içinde öğretmen hareketinde Birlik Dayanışma, gençlik hareketinde ise İGD hızla yol alıyorduk. İGD lokali açıldığında duvarda Marks,Lenin ve Stalin’in resimleri vardı. Ziyarete gelenlerin ilk sordukları bunlar kim sorusuydu.

      TKP’yle ilk karşılaşmam 1978 1 Mayıs’ında oldu. Taksim’in göbeğinde ‘Bilen Yoldaş Aramızda ve TKP’ye Özgürlük’ sloganı yeri göğü inletti. 1979 da Beria Önger’in senatör adaylığı sırasında Sultan  Ahmet Meydan’ında  ‘TKP’siz Demokrasi Olmaz’ pankartı rüzgarda dalgalanıyordu. Politika gazetesi 8 sütuna bu sözü manşet yapmıştı. Havalarda uçuyorduk sanki tüm zincirlerimizi kırmıştık.

    Birazda tabandaki çalışmalarımızdan bahsedeyim. Öğretmen ve köy kökenli olduğum için köylülerle yakın ilişkim vardı. Harman zamanı ‘Güz Kuyma’ işlerine ekipler halinde gider, saatlerce çalışırdık. Daha sonra da film makinemizle gider 1 Mayısları birlikte izlerdik. İlçede fabrika olmadığı için tek işçi sınıfımız belediye işçilerimizdi. Onların sendikalaşmasına yardımcı olduk, grev kararlarına destek vererek dayanışma gösterdik. Bu arada belediye kış için getirdiği odunları istif etme, düzenleme işini üstlenmiştik, ayrıca arkadaşımızın çalıştığı kooperatifin gübrelerini kamyondan taşımak da işlerimizin arasındaydı. Velhasıl kelam halkla beraber halkın içindeydik. Kavga dövüşle işimiz yoktu. Başka gurupların sataştığı kişiler bizden yardım isteyecek kadar rağbet görüyorduk.

      12 Eylül’le birlikte ülkeyi saran karanlık bizi de boğmaya başladı. Fakat benim partiye üye olmam çok kısa bir süre önce olmuştu. Ankara TKP Kızıl Fener operasyonunda üyelik dilekçem yeni olduğu için listede görülmediğinden arkadaşlarla gözaltına alınmadım ve tutuklanmadım. Bu nedenle uzun bir süre kendimi suçlu gibi hissettim. Tabii bu arada beni üye yapan ve sorguda ismimi söylemeyen can dostum Hasan Çelen’in adını anmadan geçemeyeceğim. Nice sağlıklı yıllar dilerim. Şimdilik bu kadar yeter umarım.Kalın Sağlıcak           

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.