Ekinci’nin Sunumuyla; Türkiye Komünist Partisi Yayınlarında Kürtler

Ekinci’nin Sunumuyla; Türkiye Komünist Partisi Yayınlarında Kürtler
29.04.2022 - 11:06
Özel Haber
1210

TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ YAYINLARINDA KÜRTLER / SUNUŞ

Türkiye Cumhuriyeti Türk-İslam ideolojisine dayalı bir ulus-devlet olarak kuruldu. Toplum Türklerden ya da Türk olmayı benimseyenlerden oluşacaktı. Ne var ki, bunu gerçekleştirmenin önünde iki büyük engel vardı: Biri Lozan’da azınlık olarak tanınan gayrimüslim halklar, diğeri de Türk olmayan Müslüman halklardı. Gayrimüslimleri Türkleştirmek söz konusu olamazdı. Ama başta Kürtler olmak üzere, Müslüman fakat Türk olmayan halkları asimile ederek Türkleştirmek mümkün görünüyordu.

Müslüman Türklerden oluşan tek kültürlü ulus-devlet amacına ulaşmak için önce gayrimüslim halkların sorununu çözmek gerekiyordu. Anadolu’nun kadim halklarından olan Rum, Ermeni ve Yahudiler başta olmak üzere gayrimüslimlerin hem inanç hem de dil, kültür ve milli özellikleri bakımından Türklerle hiçbir ortak yanları yoktu. Türkleşmeleri olanaksızdı. Yalnız Müslüman Türklerden oluşacak bir ulus-devletin inşası ancak toplumun gayrimüslimlerden arındırılmasıyla mümkündü. Bir süreç içinde uygulanan mübadele, pogrom, vatandaş Türkçe konuş kampanyaları; dışlama, ötekileştirme, ekonomik çökertme amaçlı Varlık Vergisi vb politikalarla gayrimüslimler büyük oranda Türkiye’den ayrılmak zorunda kaldılar. Cumhuriyetin kuruluşunda sayıları milyonları aşan gayrimüslimlerin (Rum, Ermeni ve Yahudiler) bugünkü sayıları binlerle ifade edilmektedir. Büyük nüfusla kıyaslarsak hiç  düzeyine inmiştir. Bugün artık sorun kökten çözülmüş, gayrimüslimler ulus-devlet projesi için engel olmaktan çıkmışlardır.

Buna karşın Türk olmayan Müslüman Kürtlerin Türkleşerek asimile olmaları gerçekleşememiş... Alınan bütün önlemlere karşın ulusal demokratik taleplerini sürdüren Kürtler Türk ulus-devlet projesinin gerçekleşmesine engel olmaya devam ediyor. Yüzyıla yakın bir süre boyunca ulus-devletin önündeki Kürt engelini aşmak ya da bugünkü deyimle Kürt Sorunu’nu çözmek için inişli çıkışlı pek çok yöntem uygulandı. Kürt varlığının inkârı, dil yasağı, sürgünler, faili meçhul cinayetler, köylerin ortadan kaldırılması vb yöntemler başarısız olunca, denenen sözde barış müzakereleri de sonuçsuz kaldı. Ve bugün yeniden Kürt diye bir halkın olmadığı, herkesin Türk olduğu iddiasına dayalı inkâr politikasına dönüldü. 1930’larda olduğu gibi, bugün de Kürtlerin varlığından, dilinden ve kültüründen söz etmek suç sayılmakta ve ceza tehdidi altında tutulmaktadır.

Oysa TKP daha 1920’de yaptığı ilk kongrede, Kürt Sorunu’nun insani yöntemlerle ve kalıcı biçimde çözümünün mümkün olduğunu göstermiştir. Değerli dostum Fevzi Karadeniz’in büyük bir emekle hazırladığı TKP Yayınlarında Kürtler adlı kitap, TKP’nin Kürt Sorunu’na nasıl yaklaştığını ve önerdiği kalıcı çözüm yöntemini açıkça göstermektedir. Şimdi ulus-devlet yapılanmasının çözemediği Kürt Sorunu’nu insani yöntemlerle ve halka acı çektirmeden nasıl çözülebileceğini Fevzi Karadeniz’in TKP Yayınlarında Kürtler kitabından izleyelim:

Türkiye, Kürt İstemleri İçin Ret ve İnkârdan Başka Yol Düşünmezken TKP Ne Öneriyordu?

Fevzi Karadeniz’in yazdığı “TKP Yayınlarında Kürtler” başlıklı kitap, Türkiye’nin yüzyıldan beri bir türlü çözmeyi başaramadığı ve büyük acılara neden olan Kürt Sorunu konusunda TKP’nin daha 1920’de önerdiği ve bugüne kadar da savunageldiği demokratik çözüm yöntemine ilişkin yazılar, makaleler, resmi belge ve kararları kapsayan önemli bir çalışmadır. Ne acıdır ki, Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu yayınları yakından izlediği ve içerdikleri bilgilere vakıf olduğu halde uygulamayı düşünmemiş ya da istememiş olmasının maliyeti ağır olmuştur.

TKP’nin kurucu Genel Başkanı Mustafa Suphi tarafından hazırlanan ve 1. Kongre’de kabul edilen parti programında milletler sorunu (Kürt Sorunu) ve bu sorun için geliştirilen çözüm önerisi ilkeler halinde ortaya konulmuştur.

Programın “Din ve Milliyet” başlığı altındaki kararlarda belirtilen bu ilkeler şöyledir:

(...) Türkiye Komünist Fırkası muhtelif milletlere mensup inkılapçı amele ve rençper sınıfları arasındaki eski düşmanlıkları kaldırmak için aşağıdaki an kati çarelere girişir:

- TKF, dil ve hars nokta-i nazarından her milletin tam hürriyetini temin ve bu itibarla bir veya diğer milletlere mahsus her türlü imtiyazları ilga eder.

- TKF, hükümet teşkilatında muhtelif milletlere mensup amele, rençper şuralar cumhuriyeti teşkilini kabul ve “hür milletlerin hür ittihadı” esasında olmak üzere federasyon usulünü tercih eder.

- TKF’nin 1. Kongre kararları ile Türkiye’de yaşamakta olan halkların dil, kültür ve eğitim haklarının eşit olarak tanınacağı ve özgürleşen halkların federasyonlar şeklinde ve dayanışma içinde yaşamlarının sağlanacağı taahhüt edilmektedir.

Bu kararlar, 1917 Ekim Devrimi’ni takiben formüle edilen, “Her halk, bağımsız yaşama hakkı da dâhil olmak üzere, kendi geleceğini özgürce belirleme hakkına sahiptir” Leninist ilkesinin, Türkiye için geliştirilen versiyonudur. Cumhuriyetin ilanından sonra bu ilkeler kabul edilerek uygulanmış olsaydı Kürtler de hiçbir baskıya, ret veya inkâra maruz kalmadan Türklerle birlikte, dayanışma içinde daha müreffeh ve daha adil bir Türkiye’de yaşayabilirlerdi. TKF’nin 1. Kongresi’nin Ankara’da yapılması engellenmemiş ve parti kapatılmamış olsaydı Türklerle Kürtler arasındaki yapay karşıtlık oluşmayacak ve Türkiye toplumu da yüzyıldan beri çektiği acılara muhatap olmayacaktı. TKF’ye karşı izlenen hasmane siyasetin acı sonuçlarını bugün başta Kürtler olmak üzere bütün Türkiye toplumu çekmektedir.

TKP Yayınlarında Kürtler kitabının yazarı Fevzi Karadeniz çok genç yaşta TKP saflarına katıldı, cesareti, hitabet gücü, örgütleme kabiliyeti ve çalışkanlığıyla kısa zamanda partinin en etkin yöneticileri arasında yer aldı. Kürt olması ve halkla kolayca ilişki kurabilme becerisi sayesinde partinin Doğu ve Güneydoğu bölge sorumlularından biri oldu. Şehir, kasaba ve köylerde halk içinde yaptığı parti çalışmaları yanında profesyonel sendikacılık yapmayı da üstlenmişti.

Emekçi halkla ve bölge aydınlarıyla kurduğu dostluk ve arkadaşlık ilişkileri sayesinde Kürt Sorunu’nda da sözü dinlenir oldu. Kimi insanlık dışı olayların kamuoyuna duyurulmasında aktif rol aldı. TKP basınına yansıyan haksızlıkların, bireysel ya da toplu mezalimin hem tanığı hem de takipçisiydi.

Parti Yöneticiliğinden Yazarlığa Geçiş

Fevzi Karadeniz, 12 Eylül askeri darbesinden sonra, parti kararıyla yurtdışına çıktı ve Strasbourg’a yerleşti.

Türkiye ile bağlantısını hiç kesmedi. Ülkede ve Avrupa’da geniş bir çevresi vardı, dostları ve partili yoldaşlarıyla ilişkilerini sürdürmeye özen gösteriyordu. TKP’nin çeşitli kademelerinde ve sendikacılıkta geçen mücadele yılları, Fevzi Karadeniz’in muazzam bir deney ve bilgi birikimi edinmesini sağladı. Dostum Fevzi Karadeniz, bu birikimi yazarlıkta değerlendirmeye girişti ve bu alanda da başarılı oldu. Kısa zamanda değişik konularda çok sayıda kitap yazdı. Bir bölümü siyasal sosyal alandaki deneyimleri yansıtmakta ki, bunlar her sendikacının, her devrimci siyasetçinin mutlaka okumaları gereken zengin içerikli kitaplardır.

TKP Yayınlarında Kürtler başlıklı son kitabı ise on yıl süre ile yürütülen özenli, büyük ve kapsamlı bir arşiv çalışmasının ürünüdür.

Söz konusu yayınlar, yetmiş yılı aşkın uzun bir tarihsel süreci kapsıyor. Elbette bu zaman dilimi içinde Türkiye’de ve dünyada önemli değişiklikler oldu. TKP’nin Kürtler konusunda yazılan yazılardaki değerlendirmeler o günkü Türkiye ve dünya koşullarından bağımsız olamazdı. Örneğin Rusya’da devrimin korunması ve örgütlenme yıllarına denk gelen TKP yayınları söz konusu iç ve dış koşullardan bağımsız düşünülemez.

Keza Cumhuriyetin kuruluş yıllarında iletişim eksikliği ve başka nedenlerle Jakoben uygulamaların burjuva devrimi olarak algılandığı ve bunun TKP yayınlarını olumsuz yönde etkilemiş olması mümkündür.

TKP yayınlarındaki öznelliğe gelince; bu da önder kadrolarının Kürt örgütleri (Kürt Teali Cemiyeti, Azadi vb) ve tanınmış Kürt aydınlarıyla bağlantı kuramamış olmalarından kaynaklandığını düşünmek yanlış olmaz. Kitaptaki yazılardan ve Karadeniz’in getirdiği yorum ve değerlendirmelerden de anlaşılıyor ki, TKP’nin sergilediği düşüncelerle, yaptığı yayınların, Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nin bakış açısından bağımsız düşünmenin gerçekçi olmadığı kanaatine vardığımı belirtmek istiyorum.

Kitabın iki önemli özelliği daha vardır: İlki Kürt özgürlük hareketine ilişkin somut tarihi verilerin Marksist-Leninist millet ideolojisi çerçevesinde değerlendirilmiş olmasıdır. Türkiye’nin yabancısı olduğu bu bakış açısı ile geliştirilen öneriler hem demokratik, hem de insani olduğu için Kürt Sorunu’nun barış içinde suhuletle çözülmesine katkı sağlar. Kimilerin yabancısı olduğu bu evrensel bakış açısı ile yazılan kitabı öncelikle Türk ve Kürt siyasetçilerin okuması gerekir. Kitabın bir diğer önemi de kapsadığı tarihi bilgilerdir. Fevzi Karadeniz arkadaşım, çağımıza damgasını vuran bir dünya görüşünün kurduğu hayat tarzına ve milliyetler sorununa ilişkin önemli tarihi bilgiler verirken uygulamada yapılan ihmalleri ve yanlışlıkları da eleştirmekten kaçınmamıştır. Kitap bu yönüyle de tarihçileri ilgilendirmekte. Kitapta anlatılan ama bugüne kadar örtülü kalan somut bilgi ve belgelere dayalı olayların tarihçiler arasında tartışmalara neden olması kaçınılmazdır.

Bu açıdan bakıldığında, yapılan bu çalışmanın tarihi öneme haiz bir değerde olduğunu belirtmek isterim. Ayrıca, TKP konusunda araştırma yapmak isteyen araştırmacılara ve bilim adamlarına kolaylık sağlayacak önemli bir eserdir. Büyük bir emeğin ürünüdür. Sabırla ve binlerce sayfa yazı okunup incelenerek ortaya konan bu ürün her türlü takdirin üstünde bir değere haizdir.

Atılım gazetesinde çıkan makaleler ve gazeteye gelen mektuplar çok önemlidir. Bunlardan her biri Kürt bölgesinde yaşanan spesifik olaylara değinmektedir. Makale ve mektupların içeriğine ilişkin bilgi verilmesi durumunda o tarihlerde Kürdistan’daki siyasal ve sosyal yaşam bir bakıma resmedilmiş olur.

Özellikle siyasetçileri, farklı ulusal ve dinsel toplulukları ve tarihçileri ilgilendiren bu değerli eseri Türkiye kültür dünyasına kazandıran değerli dostum Fevzi Karadeniz’i yürekten kutluyorum. Kültür dünyamıza yeni eserler kazandırmasını diliyor ve bekliyoruz.

28.04.2018 / Tarık Ziya Ekinci


Editör: N. Cingirt

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar