Bir komünistin ölümü

Özgürlük, eşitlik, kardeşlik fikirlerini Türkiye'ye taşıyan bir kuşak yavaş yavaş tarih sahnesinden çekiliyor. Onlara teşekkür edelim ve saygıyla uğurlayalım. BARIŞ SOYDAN / T24

Bir komünistin ölümü
  • 5.05.2021 - 08:16
  • (2007)
  • (0)

Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP) eski Genel Başkanı Ahmet Kaçmaz, hayatının neredeyse son otuz yılını geçirdiği Bodrum'da geçtiğimiz hafta 83 yaşında öldü. Ahmet Kaçmaz'ın ismini duymamış olabilirsiniz, ömrünün son dönemini adeta inzivada geçirdi, ne yaptığı, güncel olaylar konusunda ne düşündüğü bilinmiyordu. Oysa 1970'li yıllarda Türkiye'nin önde gelen sosyalist liderlerinden biriydi. TSİP özellikle dönemin öğretmen örgütü TÖBDER'de güçlüydü.

Kaçmaz eski bir inşaat mühendisiydi. Bir süre Devlet Su İşleri Müdürlüğü'nde, daha sonra STFA şirketinde çalışmış, 1974'te TSİP'in kuruluşuna katılmış, genel başkanlığa getirilmişti. Karizmatik biriydi. Ama liderlik taslamaktan, övülmekten hoşlanmazdı. 12 Eylül 1980 darbesinde yurtdışına çıkmış, partisini Almanya'nın Duisburg şehrinden yönetmeye çalışmıştı. 1980'lerin sonuna doğru İstanbul'da yayımlanan TSİP'in gençlik gazetesindeki kare bulmacalardan birine, artık kimin aklına geldiyse, Ahmet Kaçmaz'ın fotoğrafını koyup "Yukarıdaki parti liderinin ismi?" diye sormuşlar. Ahmet Kaçmaz buna kızmış, Almanya'dan telefonla arayıp, "Ben kimim ki, fotoğrafımı bulmacaya koyuyorsunuz!" diye çıkışmış. Türkiye'de alışıldık olmayan bu tavrı anlattıklarında hem şaşırmış hem beğenmiştim. Doğru yerde olduğumu düşünmüştüm.

1980'lerin sonunda TSİP'in gençlik yayınının bürosuna gidip gelmeye başlamıştım. Daha önce T24'te yazdığım gibi liseden Sartre ve Camus'nün kitaplarını yutmuş sıkı bir "varoluşçu" olarak mezun olmuştum. Üniversitedeki ikinci yılımda sosyalizme kaydım. Çevremde başka varoluşçu yoktu ve İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne üç tarzı siyaset, İslamcılık, ülkücülük, sosyalizm hakimdi. (Benim öğrenci olduğum dönemden AKP üç bakan çıkardı: Naci Ağbal, Efkan Ala, Selami Altınok.)

Bir süre sonra TSİP'in gençlik gazetesine yazmaya başladım. Bunda Ahmet Kaçmaz, Tektaş Ağaoğlu, Çağatay Anadol gibi TSİP liderlerinin çok sıkı entelektüeller olması kadar, gazete bürosunda tanıştığım bir kıza aşık olmamın da payı vardı.

1987, Ahmet Kaçmaz İtalyan Komünist Partisi Venedik il örgütü önünde.

Öğrenci eylemlerinde birkaç kez gözaltına alınınca yurtdışına çıkışım yasaklandı ve İngiltere'de akademik kariyer yapma planlarım suya düştü. O esnada Sovyetler Birliği çöktü. Savaşta Almanya yenilince Türkiye'nin yenilmiş sayılması gibi Sovyetler çökünce sol fikirler de dünyada yenilmiş sayıldı. Sosyalist çevrelere büyük bir hayal kırıklığı hakimdi. Haydar Kutlu ve arkadaşları Türkiye Birleşik Komünist Partisi'ni, Ahmet Kaçmaz ve arkadaşları da TSİP'i kapattılar. Herkes kendi yoluna gitti.

Kaçmaz Türkiye'ye döndükten sonra Bodrum'a yerleşti. Ömrünün son yirmi beş - otuz yılında münzevı bir hayat sürdü. Daha çok doğada zaman geçirdiğini, eşiyle uzun yürüyüşlere çıktığını, bitki topladığını duyuyorduk… Hayatının son döneminde hiçbir şey yazmamasının, hiçbir toplantıya katılmaması, geriye hiçbir şey bırakmamasının, adeta insanlardan saklanmasının nedeni neydi?

Onunla Almanya'da birlikte olan bir kişi, "reel sosyalizm"in çöküşü nedeniyle hayal kırıklığı yaşadığını ve birçok insandan daha dürüst davranıp kenara çekildiğini söylemiş. Bilmiyorum bu muydu gerçek sebep...

"Reel sosyalizm"in çöküşü, bir kuşak için çok ağır bir yük oldu. Sadece bir kuşak için mi? Biraz önce söylediğim gibi Sovyetler Birliği çökünce bütün dünyada sosyalist fikirler de yenilmiş sayıldı. "Kapitalizmin kazandığını, tarihin sonunun geldiğini" yazanlar oldu. O rüzgarda Avrupa'daki sosyal demokrat partiler geleneksel sol fikirleri bir kenara bıraktılar, İngiliz İşçi Partisi'nin eski başkanı Tony Blair'in liderliğinde, neo-liberal denebilecek bir çizgiye kaydılar.

"Değişmeyen tek şey değişim" demiş, Heraklitos. 2008-2009 küresel krizi her şeyi değiştirdi. Dev Amerikan bankalarının kağıttan bir gemi gibi battığı o krizde dünya 1929 benzeri bir buhranın eşiğinden devlet müdahalesiyle dönebildi.

Eşitsizliğin tarihte görülmemiş bir seviyeye ulaştığı, her şey piyasaya bırakıldığında dünyanın bir felakete sürüklendiği ortaya çıkmıştı. Sosyalizm yeniden rağbet görmeye başladı. Gençler İngiltere'de Jeremy Corbyn, Amerika'da Bernie Sanders gibi yaşları ileri ama ruhları genç sol liderlerin peşine takıldı. Sovyetler Birliği'nin çöküşü sosyalizmin güzel yüzünde nasıl derin bir yara izi bıraktıysa, 2008-2009 krizi de kapitalizmin cilasını döktü. Hayır, tarih bitmemişti.

2008 krizinde her şeyini yitiren bir kadının öyküsünü anlatan Nomadland'in bu yılki Oscar'da en iyi film ödülünü alması, bu rüzgarın Hollywood'a da ulaştığını gösterdi.

Yeni bir dönemin eşiğindeyiz. Hava alaca karanlık, günlerin neler getireceğini öngörmek güç. Daha eşitlikçi, özgürlükçü bir döneme değil Trump gibi demagoglar liderliğinde daha faşizan bir döneme gidiyor da olabiliriz.

Ahmet Kaçmaz ömrünün sonunda bunlarla ilgilendi, geçmişi bugünün, bugünü geçmişin ışığında değerlendirdi mi?

Bilmiyorum, bilmiyoruz.

Özgürlük, eşitlik, kardeşlik fikirlerini Türkiye'ye taşıyan bir kuşak yavaş yavaş tarih sahnesinden çekiliyor. Ahmet Kaçmaz'a teşekkür edelim ve saygıyla uğurlayalım.

Ahmet Kaçmaz (1938-2021)

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Hikmet MUTİ

" Erdoğan takıntısı " ile baş edememek

  • 17 Haziran 2021 Perşembe

Yazarlar

Muhafazakârlığın sosyolojisi-1
Besim F. Dellaloğlu

Muhafazakârlığın sosyolojisi-1

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
İşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset
Ali AYDIN

İşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyase

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Baş başa 45 dakika erken seçim getirir mi?..
Ahmet TAKAN

Baş başa 45 dakika erken seçim getirir mi?..

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Memleketin birinde hoptirinam
Eser KARAKAŞ

Memleketin birinde hoptirinam

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Bugünkü medya düzeninden iğreniyorum, utanç duyuyorum!
Hasan CEMAL

Bugünkü medya düzeninden iğreniyorum, utanç d

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
İŞTE BÖYLE LAZ İSMAİL 
Ömer Ahmet ÖZEREN

İŞTE BÖYLE LAZ İSMAİL 

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Erdoğan’ın ölümcül suskunluğu
Ali BAYRAMOĞLU

Erdoğan’ın ölümcül suskunluğu

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Tayyip, dört yılda nereden nereye?
DOĞAN ÖZGÜDEN

Tayyip, dört yılda nereden nereye?

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Erdoğan’ın vizyonu şimdi nedir?
Mustafa Karaalioğlu

Erdoğan’ın vizyonu şimdi nedir?

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Rüşvet kaydının 9 dakikası niye kayıp?
Akif BEKİ

Rüşvet kaydının 9 dakikası niye kayıp?

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Bardağı taşıran damla
İbrahim Kiras

Bardağı taşıran damla

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
NATO’nun küreselleşmesi
Süleyman Seyfi Öğün

NATO’nun küreselleşmesi

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Saadet'te benzer operasyon; Kurtulmuş'a da çekilmişti
Mehmet TEZKAN

Saadet'te benzer operasyon; Kurtulmuş'a da çe

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Mehmet Y. Yılmaz

"Birçok şey ortaya saçılır!"

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Saldırı altındayız
Abdurrahman Dilipak

Saldırı altındayız

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
1980’lerde Kürt basını
Mehmet ALTAN

1980’lerde Kürt basını

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Bunca yoksulluğa rağmen AKP nasıl hâlâ yüzde 35 alıyor?
Barış Soydan

Bunca yoksulluğa rağmen AKP nasıl hâlâ yüzde

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Susurluk skandaldıysa şimdi tanık olduğumuz ne?
İsmet Berkan

Susurluk skandaldıysa şimdi tanık olduğumuz n

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Suçluyu hep başka yerde arıyoruz, oysa hiçbirimiz masum değiliz…
Fehmi KORU

Suçluyu hep başka yerde arıyoruz, oysa hiçbir

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Dış politikada “Oh be” psikolojisi
Ahmet TAŞGETİREN

Dış politikada “Oh be” psikolojisi

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
İşsizlikte çarpıcı artış
Seyfettin Gürsel

İşsizlikte çarpıcı artış

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Batı’nın “yeni düşman”ı kim olacak? Çin mi, Rusya mı yoksa Türkiye mi?
İbrahim Karagül

Batı’nın “yeni düşman”ı kim olacak? Çin mi, R

  • 17 Haziran 2021 Perşembe
Demek ki Haçlı kuşatması altında değilmişiz
Mehmet Ocaktan

Demek ki Haçlı kuşatması altında değilmişiz

  • 16 Haziran 2021 Çarşamba
İki hukuk cinayeti: Soma ve Kobane
Aydın ENGİN

İki hukuk cinayeti: Soma ve Kobane

  • 16 Haziran 2021 Çarşamba
NATO'da bir Bekçi Murtaza!
Fehim TAŞTEKİN

NATO'da bir Bekçi Murtaza!

  • 16 Haziran 2021 Çarşamba
Tüm Yazarlar