Ahmet Şık: Sedat Peker videoları: Bize ne anlatıyor ne anlatmıyor?

Susurluk skandalının ardından Ağar'da temsiliyet bulan kadrolar tasfiye edilmiş, etkisizleştirilmişti. Doğan boşluğun Gülen cemaati kadrolarınca doldurulduğunu zaman içinde gördük. Gülenciler de tasfiye edilince yeniden ortaya çıkan boşluğa bir kez daha eskiler ikame edildi

Ahmet Şık: Sedat Peker videoları: Bize ne anlatıyor ne anlatmıyor?
12.05.2021 - 00:06
993
0

İktidar, yandaşları ve medyası görmezden gelmeyi tercih etse de muhalif kanatta ve sosyal medyada son günlerin gündemi en çok meşgul eden konusu kuşkusuz ki Sedat Peker videoları. 2 Mayıs günü yayınlanan, "Şahsıma yapılan kanunsuzlukların taşeronu Mehmet Ağar ve Pelikancılardır" başlıklı ilk videosundan itibaren yayınladığı üç videoda Peker çeşitli "ifşalarda" bulunuyor. Muhalif kanat ne kadar heyecanlıysa iktidar cenahının da bir o kadar sessizlikle karşıladığı bu konuyla ilgili, ilk videonun ardından iddiaların odağındaki isim olan Mehmet Ağar'ın oğlu AKP Elazığ Milletvekili Zülküf Tolga Ağar, Jandarma Genel Komutanlığı ve Elazığ Başsavcılığı birer açıklamayla Peker'i yalanladılar. Peker'in iddiaları ya da ifşalarıyla ilgili yönetim kadrosundan konuşan tek isim ise İçişleri Bakanı Süleyman Soylu oldu.

Yakın geçmişe dek el üstünde tutmakla kalmayıp resmi koruma da tahsis edilen Peker için "Organize suç örgütü lideri" diyen Soylu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "İçişleri Bakanı bu tartışmalara sadece seyirci" eleştirisinden sonra suskunluğunu bozdu. Soylu kişisel Twitter hesabından, "Bir ülkede Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı, Kırmızı Bülten talep edilen organize suç örgütü yöneticisinin, güvenlik güçlerimize yönelik iftira ve akla sığmayan ithamlarına sığınarak siyaset yapar mı? Acizlik, çürümüşlük... Mafyaya neler yaptığımızı, nasıl çökerttiğimizi, bu bağırtıların neden çıktığını sorarsan anlatırım. Mafya konusunda tek yapamadığımız, her seçim kaybeden siyaset mafyasının, Türk Siyaseti'ne musallatlığına çaresiz kalmaktır" yanıtını verdi.

'Mafya' ama resmi koruma tahsis edildi

Soylu'nun ardından İçişleri Bakanlığı da mafyayla nasıl mücadele edildiğini anlatan bir açıklama yaptı.

 

Açıklamada "Hakkında Kırmızı Bülten talep edilen organize suç çetesi sözde yöneticisi" denilen Sedat Peker'in "iftira ve itham" denilen iddialarıyla ilgili olarak "Güvenlik güçlerimiz ve devletimiz üzerine yeni bir organize suç faaliyeti olarak değerlendirilmektedir" deniliyordu. https://bit.ly/3tBA3Zl

Bir yanda "televizyon dizilerine yerleştirdikleri benzer karakterlerle "Boş konuşur" dedirtilerek söylediklerine itibar edilmeyecek bir meczup görüntüsü verilmeye çalışılan Sedat Peker, öte yanda resmi koruma tahsis ettikleri "organize suç örgütü lideri" dedikleri kişiye cevap verme telaşına girmiş devlet kurumları. Mevcut Türkiye'yi özetleyen en güncel örneklerden biri daha karşımızda. Peki Sedat Peker ne anlatıyor? Ya da geçekten ifşada bulunuyor mu? Yayınladığı videolarda görünürdeki hedefi Mehmet Ağar olan Peker, bilmeyenler için hayli çok şeyi "ifşa ederken" bilenler içinse hafıza tazelemeden öteye gitmiyor. Yeni hiçbir şey söylemiyor.

Kaybederken kaybettirmek

Birleşik Arap Emirlikleri'nin Türkiye ile yaşadığı politik gerilimlerinden ötürü iade edilmeyeceğini düşündüğü Dubai'de kaldığı villada kaydedilen videolarda masaya yerleştirilme düzenine kadar düşünülerek yer verilen objelerin içerdiği subliminal mesajlarla Peker hafıza tazelemenin ötesine geçeceği tehdidinde bulunmaktan da geri kalmıyor. "Aklımı tatile çıkardım" vurgusuyla bilinmeyenleri de anlatacağına yönelik mesajlar veriyor.

Belli bir taktik ve stratejiyle hareket eden ve sürekli koz yükselten Peker tehdidini gerçekleştireceğinin mesajını da veriyor. Ardında devlet desteği olmadan ne yapabilir? Söylediklerinin ne kadarını gerçekleştirebilir hep birlikte göreceğiz. Ancak başarsa da başaramasa da kendi kaybederken kaybettirenlere de kaybettirmek isteyen bir Peker var karşımızda. Bu tür çatışmalarda kazananın da çok şey kaybedeceğini bilen Peker'in kendi ifadesiyle söylersek "Ödeşmek âdettendir."

6 Mayıs'taki ikinci videosunu "Ödeşmek Âdettendir!" diye duyuran Peker, 9 Mayıs tarihli son videosunda ise "Derin devletçiler, Pelikancılar; bir tripoda, bir kameraya yenileceksiniz" diyordu. Böylece Peker görünürdeki hedefi olan Ağar'ın da üzerindekilere işaret ediyordu. Pelikancılar diyerek bu çeteyle adı sıkça anılan Berat Albayrak ve ağabeyi Serhat Albayrak'ı işaret eden Peker, nihai amacının, birtakım suçları ifşa ederek derin devletin de iktidarı olarak gördüğü AKP ya da Saray rejiminin sonunu hazırlayan bir süreci başlatmak olduğunu da ilan etmiş oldu. Yani esas hedef aldığı kişi, şu ana dek adını kötü anmaktan kaçınsa da örtülü tehditlerin muhatabının Recep Tayyip Erdoğan olduğunu söylemiş oldu. Yani Peker'in mesajı, şu ana dek anlattıklarından çok anlatmayıp sustuklarında gizli aslında. Onların ne kadarını nasıl anlatacak yayınlayacağını söylediği kalan videolarında göreceğiz. Hakkı Özdal (https://bit.ly/3hb1ff0) ve Bahadır Özgür'ün (https://bit.ly/3nXJvoP) yazılarının linkini de vererek Peker ve videolarının ne anlatıp ne anlatmadığına bakalım.

İddia: Berat Albayrak'ın veliahtlığına itirazı hedef yaptı

İki yıl kadar önce hakkındaki soruşturmayı öğrendikten sonra Balkanlar'a giden Sedat Peker ilk videosunu 8 Mayıs 2020'de yayınlamıştı. Bu videoda Peker, Berat Albayrak'ın kendisini yok etmeye çalıştığını iddia ediyordu. https://bit.ly/3xVnlIt Ertesi gün bir video daha yayınlayan Peker "FETÖ'cülerin dolduruşuna geldiğini" söyleyerek Berat Albayrak hakkında yaptıkları açıklamaları geri aldığını söyledi. https://bit.ly/3bgXEZa

Bu açıklamalardan yaklaşık bir yıl sonra, 9 Nisan 2021'de haberler yine Sedat Peker'le ilgiliydi. Sedat Peker ve yönettiği iddia edilen suç örgütünün çökertilmesi amacıyla birçok ilde eş zamanlı operasyon yapıldığı söyleniyordu. Avukat olan eşi Özge Peker daha sonra yaptığı açıklamada, uzun namlulu silahlarla evlerini basan özel harekât polislerinin çocuklarına da silah doğrultulduğunu anlatan bir açıklama yaptı. https://bit.ly/2SIDEYX

'Yakın çevresinde' dile getirilen söylentilere göreyse Sedat Peker'i hedef yapan, Erdoğan'ın kendisinden sonrası için veliaht olarak Berat Albayrak'ı seçmesine yönelik itirazıydı. Ekibiyle birlikte müstakbel başkanı çevreleyen ve çıkarları için kullanışlı bir aparata çevireceği Albayrak'ı pohpohlamaktan geri durmayan da karanlık işlerin deneyimli kişisi Ağar'dı ve giderek güçleniyordu. İddiaya göre Peker çeşitli ortamlarda, "Bunlara devlet teslim edilemez" diyordu. İlgilisinin kulağına gidince başına gelecekleri tahmin etmekte zorlanmayan Peker'in ülke dışına çıkması kaçınılmaz olmuştu. Şu ana kadar yayınlanan videolarında bu konuya değinmeyen Peker'in söylediğine göre, yeniden video mesajlarıyla sahneye çıkmasına neden olan eşi ve çocuklarına yapılan muameleydi.

Süheyb Öğüt: Bizim cenah kendisini sever

"Anneye, kadına, çocuğa yapılmaz" diyen Peker, "Pezevenklerin bile evine giderken kadın polis alınırken benim evime götürülmedi. Beni pezevenkten bile aşağı bir duruma sokmak istediler" diye öfkesini dile getiriyordu. Bardağı taşıran son damlaya önemli bir ek daha yapan Peker, yurt dışına çıkmak zorunda kaldıktan sonra kendisine vaatler yapıldığını, itibarının iade edilerek 2021 Nisan'ında dönüş sözü verildiğini ancak tutulmadığını da söyledi. 'Sözler' tutulmamakla kalmayıp döneceği tarihte evine operasyon yapılan Peker, çok şey anlattığı düşünülen ifşalarında kimlerle ne pazarlığı ya da anlaşması yaptığını anlatmadı.

Ancak Peker, yeni videolarında anlattıklarından bu anlaşmanın taraflarına dair ipuçları verdi. İktidarın yaklaşımını ve Pelikancıların ağırlıkta olduğu medyasının yayıncılığını Saray rejiminin siyasal kimliğine de atıfla eleştiren Peker, Nazilerin Propoganda Bakanı Gobbels taktikleri kullanıldığını söylerken, yayınladığı üçüncü videosunda kendisine haber gönderildiğini de anlattı. Peker, şimdilik ismi bizde saklı, "sevdiği bir gazeteci arkadaşıyla" Süheyb Öğüt'ün kendisine mesaj gönderdiğini belirterek şunları söyledi: "Pelikancı olarak bilinenlerin başı olarak geçen Süheyb diye bir arkadaş var. Kendisini tanırım. Benim yanıma bir gazeteci arkadaşı yolladı. Bana şunu söyledi; 'Ben aracıyım. Benden rica ettiler seninle konuşmam için. Dediler ki bizim cenah onu sever. Serhat Albayrak da demişti ya bizim cenah onu sever. Aynısını söylüyor." 

Polis teşkilatı Ağar'ın kontrolünde

Ardından Peker, merkezinde Mehmet Ağar'ın olduğu çeşitli iddialar dile getirdiği ve her biri birkaç milyon izlenmeye ulaşan üç ayrı videoyu bir hafta içinde sosyal medyada yayınladı. Peker her videosunda, adını sıklıkla andığı Ağar'ın sabıka dosyasını kabartan 1990'lar vurgusunu yaptı. Ağar'ın, "FETÖ'cü" denilerek tutuklanan Mübariz Mansimov'un Bodrum Yalıkavak'taki onlarca milyon dolarlık marinasına el koymasından bahsetmesi de bununla ilgiliydi. Ağar'ın el koyduğu Yalıkavak marinada yanında ülkücü mafya lideri Alaattin Çakıcı, eski özel harekâtçı ve MİT'çi Korkut Eken ile Ergenekon'dan hapis yatan Engin Alan'ı alarak poz vermesini de 1990'lara dönüşün işareti olarak görmek mümkün. Ankara'nın siyaset koridorlarında, başta İstanbul olmak üzere emniyet müdürleri atamasında belirleyici gücün İçişleri Bakanı değil Mehmet Ağar'ın olduğu iddialarını da birlikte düşünürsek, bu işaretin bir karşılığı olduğu da ortada. Peker, polisi üzerine salanın da emniyet teşkilatındaki gücü nedeniyle Ağar olduğu düşüncesinde.

Yani geçmişi ve bugünüyle dinamikleri değiştirilemeyen Türkiye için tarih yine tekerrür ediyor. Birtakım dosyalar, kirli ilişkiler yine ortalığa dökülecek gibi görünüyor. Yargı ya da medya işini olması gerektiği gibi yaptığından ya da hukukla güçlü bağları olan bir demokrasi inşa etmek için değil de, kirli ilişkiler içindeki devlet içi aktörlerin tasfiye edilmelerinden doğan menfaat çatışmaları nedeniyle bir şeyler öğreneceğiz anlaşılan. Ancak Peker'in dile getirdiği olaylar devletin, özelde ise yargının alanı ama ancak yalanlamayla, suç üstlenmeyle örtbas edilen bu vakalarda, fail devletle/siyasal iktidarla bağlantılı kişilerin kendisi ise birer suç duyurusu özelliği taşıyan iddiaların, bu iktidar döneminde araştırılacağını düşünmek saflık olur.

Derin devlette devamlılık esastır

Eski polis müdürü, İçişleri ve Adalet Bakanı, 1990'lı yıllardaki devlet içi çeteleşmenin en önemli figürü olarak hafızalardaki yerini koruyan Ağar iktidarlar ve bileşenleri değişse de yerini koruyan bir figür. Zaten Peker de Ağar'dan bahsederken, menfaatleri için herkesin ve her iktidarın kullanışlı kişisi olan 18. yüzyılda yaşamış Fransız siyasetçi Joesph Fouche'yi bu nedenle dile getiriyor. Geçmişin kirinden de kopacağı sözünü veren AKP iktidarında idari, hukuki ve finansal sistemden kopulup tek adam iktidarına dayalı despotik/totaliter bir rejim ortaya çıktı. Ancak siyasal iktidarın kendini konumlandırdığı yer ve izlediği yöntemler açısından geçmişin karanlık, kanlı ve kirli ilişkiler hiyerarşisinde herhangi bir değişim olmadığı ortada. İktidar ve bileşenleri farklılaşsa dahi siyaset, mafya, derin devlet üçgenindeki yeri bir süreklilik halinin kanıtı olan Ağar ve siyasal iktidar bu haliyle "Derin devlette devamlılık esastır" sözünün de sağlaması adeta. Muhataplarının, Pelikancılar diye kodladığı damat Berat Albayrak ve Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğu düşünülürse Peker'in savaşa tutuştuğu "düşman" hattının en zayıf cephesinin geçmişteki bilinen sabıkaları nedeniyle Mehmet Ağar olduğu aşikâr. Kendisinin de aynı karanlık ilişkilerin içinde yer aldığı bilinen Sedat Peker; yaptıkları, bildikleri ve bunlardaki rolü nedeniyle ilkin Ağar'a saldırmayı tercih etti. Ancak Ağar'a "taşeron" diyerek de silsile halinde uzanan bir ilişkiler ağına işaret etti. Öyle ya Ağar taşeronsa işin bir de gerçek sahibi olmalıydı. Ağar'ın üzerinde Pelikancılar dediği Berat ve Serhat Albayrak kardeşlerin olduğunu söyleyen Peker, daha üstteki isimden ise şimdilik sadece kırgınlık belli eden cümlelerle bahsediyor.

Peker, başlayan değil biten bir hikâyeyi anlatıyor

Susurluk döneminden tüm kamuoyunun aşina olduğu siyaset, mafya, devlet ilişkileri, yaygın adıyla derin devlet denilen oluşumun önemli sacayakları. Bu haliyle yeraltı dünyası da hiçbir zaman devletten ya da bazı kanatlardan bağımsız olmadı. Devlet tarafından korunmanın yarattığı avantajlı durum, kendilerini siyasi iktidarların da kullanageldiği birer aparata dönüştürse de mafyada da esas olan süreklilik olduğu için bu mesele edilmez. Birbirlerine rakip olanların ya da zaman zaman karşı karşıya gelenlerin de aynı güç tarafından kullanıldığı bu derin ilişkiler ağında kimi zaman el üstünde tutulanların gün geldiğinde tasfiye edilmesi de gelenekten.

Susurluk skandalının ardından Ağar'da temsiliyet bulan kadroların bazıları tasfiye edilmiş kalanları etkisizleştirilmişti. Doğan boşluğun Gülen cemaati kadrolarınca doldurulduğunu zaman içinde gördük. Siyasi gücünü aldığı AKP ve Erdoğan'la girdikleri savaş sonunda Gülenciler de tasfiye edilince yeniden ortaya çıkan boşluğa bir kez daha eskiler ikame edildi. Bu aynı zamanda devletin yüzeyi olan bürokraside ve derini oluşturan çeteci kanatta bir değişim ve dönüşüm süreci anlamına da geliyordu. 2016 darbe kalkışmasının ardından yeniden sahneye sürülen eskiler arasında ne yaşandı ve yaşanıyorsa Peker'in bu dönem için tasfiye edilenler arasında olduğu ortada.

Haliyle yayınladığı videolarıyla Peker, başlayan değil biten bir hikâyeyi anlatıyor şimdilik. Biten hikâye yeniden başlatılmazsa, değişim ve dönüşüm sürecinde ve devamında yer alamazsa savaşacağının mesajını veriyor. Siyaset, bürokrasi, sermaye ve destekçisi toplumsal tabanı da içine alarak çok sayıda bileşeniyle suç örgütüne dönüşen iktidarın gücünde erime yaşanan bir dönemde yeniden biçimlenerek gücünü, etkinliğini yeniden kazanmaya çalışması bazı çatışmaları da beraberinde getiriyor haliyle. AKP iktidarının destekçisi iken takkeli cübbeli imamlarla görüntü veren, dini öğeleri ve söylemleri kullanan ülkücü Peker, videolarıyla Atatürk ve seküler milliyetçiliğe dönüş yaptığını da gösterdi. Ele aldığı olayları anlatırken dini vurgular içeren sözleri sürekli kullanması ise AKP'nin din şarlatanlığının ifşasına yönelik bir taktiksel anlayıştan ibaret. Peker'de kendini gösteren yeraltı dünyasının siyasal esneme kabiliyeti ve pragmatizminin bir gelecek vizyonu barındırdığı ortada. Tüm bu hengâme içinde tek başına bir görüntü veren Peker gerçekten yalnız mı ya da çatışmaya girdiklerinin planları tutmazsa yeni gelenler nezdinde kendine bir yer açmaya mı çalışıyor anlayacağız.

Peker'e 'kaç' diyen kim? 

Siyasal iktidara ve Erdoğan'a olan desteği ve sevgisini her fırsatta sergileyen, hasımlaştırılanları tehdit etmekten geri durmayan Peker birkaç yıl öncesine kadar ne idiyse şimdi de öyle. 2016 darbe kalkışmasının ardından iktidarın sokaktaki paramiliter gücünün bir parçası olduğunu tehditlerle ilan eden de aynı Peker'di,  törenle saygın iş adamı ödülünü** alan da. Her ne oluyorsa, Peker'in bir anda kanunları ihlal ettiğinin tespit edilmesi nedeniyle değil çıkarlar çatıştığı için oluyor.

Kendisine resmi koruma tahsis ettikleri Peker hakkında "örtüleme yöntemiyle faaliyetlerinden uzaklaştığı izlenimini vermek isteyip de organize suça yönelik faaliyetleri tespit edildiği" için diye İçişleri Bakanlığı adına resmî açıklama yaptırtan Süleyman Soylu ise, deyim yerindeyse aklımızla dalga geçmeye çalışıyor. İktidar kanadında, bürokrasi içinde ve konuyu takip edenler arasında sıklıkla dile getirilen "Peker'e 'kaç' diyenin Soylu olduğu" iddiası ise tartışılmayı hak ediyor. Berat Albayrak ile husumeti herkesin malumu olan Soylu ve Peker'in ortak düşmanlarının Pelikan olduğu bilgisini de akıldan çıkarmamak gerek. Soylu'nun "organize suç örgütü lideri" dediği Peker "vatansever bir polisle" kendisine telefonla mesaj göndertenin ve yine bir cenazede yakın çevresinden biri aracılığıyla mesaj iletenin kim olduğunu açıklarsa işin doğrusunu öğreneceğiz.

Aslolan çete değil hukuk devleti

Toplamda 10 video yayınlayacağını ilan eden Peker pazarlık yapıyor ya da anlaşma zemini kurmaya çalışıyor olsa da her seferinde koz yükseltmeye devam ediyor. "Bir tripoda bir kameraya yenileceksiniz" diyerek örtülü olarak dile getirdiği nihai hedefinin AKP'yi iktidardan indirmek olduğunu da söylemekten geri durmayan Peker bunu başarır mı bilinmez ama bürokraside bir değişime yol açacağı aşikâr. Bugüne kadar gücünü sandık çoğunluğundan alırken, en tepeden en aşağıya kadar yaşanan suç ilişkileri nedeniyle her ne kadar kurumsal gücünü korusa da kitle meşruiyetini yitiren ve seçmen nezdinde erime yaşayan bir iktidar var artık. İktidarın elde tutulması için yaşanan değişim/dönüşüm süreci yeterli gelmezse, Peker'in de sıkça atıf yaptığı 1990'lı yılların benzeri olan çok daha sancılı bir sürecin başlayacağını söylemek de mümkün. Çünkü bunca suça bulaştığını herkesin bildiği bu iktidarın şiddete başvurmadan sahneyi terk etmeyeceğini söylemek için kâhin olmaya gerek yok.

Bilenler için anlattıklarında yeni bir şey yok, dediğimiz Peker eğer bizi yanıltmak istiyorsa sıklıkla atıf yaptığı 1990'lardaki rol ve görevlerini, JİTEM'i ve cinayetlerini anlatmakla başlayabilir. "Ebed müddet" dediği kutsallık atfettiği devleti suçtan ve kirden kurtaracak olanın da mücadele ettiğine, terörist dediğine benzememek olduğunu da anımsatmakta fayda var. Zira devletten hukuku çıkarırsanız elinizde kalanın adına devlet değil çete denir.

Peker'in subliminal mesajları

 

İlk Video 02 Mayıs 2021: "Şahsıma yapılan kanunsuzlukların taşeronu Mehmet Ağar ve Pelikancılardır."

3 Zarf: Mesajların gönderildiği kişilere ait. Elimde suçlarınızın kaydı, bilgisi ve belki belgesi var, denilmekte. Zarfların üzerindeki adresleri ise konuşmalardan anlıyoruz. Mehmet Ağar, Berat Albayrak ve henüz adı hedef alınmadan ima edilse de Recep Tayyip Erdoğan.

Omerta: Mafyanın 'sessizlik yemini'nin adını taşıyan bu kitapla verilen mesajı anlamak için müneccim olmaya gerek yok. Yemin bozuldu, denmekte.

Aptallar Erken Ölür: Mafya romanlarıyla bilinen Mario Puzo'nun "Aptallar Erken Ölür" isimli kitabı masaya konmuş. Las Vegas kumarhaneleri ve Hollywoood'un sahne önündeki parıltılı dünyası üzerinden dejenere hayatları anlatan bu kitabın gerekli kişi ve yerlere gerekli mesajı veren ismi nedeniyle seçilmiş olması kuvvetle muhtemel.

Tespih: Bir yanda 'delikanlılığın' raconu olsa da dindar olduğu iddiasındaki AKP'yi de simgelemekte. Tespihin imamesinin, yani başının Puzo'nun "Aptallar Erken Ölür" kitabını gösterdiğini de not etmek gerek.

Kalemler: Birileri için kırılacağı anlamına geliyor olması mümkün.

Beyaz kâğıt: Mesaj gönderilenlerle yeni ve temiz bir sayfa açma isteği de olabilir, ancak Peker'in hapisten çıktıktan sonra eski hayatını geride bırakıp, kriminal işlerden uzak kalarak yeni hayallerinin peşinde koşmak istediği iddialarına da atıf içermesi mümkün.

Kulaklık şarj kutusu: Çatışmaya girdiklerine ben de sizden haber alıyorum, diyor. Peker, aynı teknolojik olanaklara sahip olmasa da içerideki adamları vasıtasıyla kendisiyle ilgili emniyette yapılan toplantılardan ve konuşulanlardan haberdar olduğu mesajı iletiyor.

Televizyon: Görüntülerdeki Alparslan Türkeş'in hapishane parmaklıklarını andıran bambular arkasından görünmesi elbette MHP'ye, Devlet Bahçeli'ye ve hamilik ettiği Alaattin Çakıcı'ya bir mesaj. Peker kendisi için MHP'nin tek liderinin, 'Başbuğ'un hâlâ Türkeş olduğunu ve Bahçeli'yi lider kabul etmediğini ima ediyor. Bahçeli'yi lider kabul eden Çakıcı'ya da göndermede bulunuyor.

7 Bambu: Sedat Peker tarot falıyla ilgileniyor mu bir fikrim yok. Ancak bu ilginç bir dizaynla ilgili internette ne bulurum diye bakındığımda karşıma çıkan bir tarot kartı bilgisi oldu. Buna göre Değnek Yedilisi, kişinin kendisinden daha kuvvetli ya da çoğunlukta olan rakipler, kıskanç insanlar veya diğer muhaliflerle karşılaşıp sahip olduklarını var gücüyle savunmak zorunda kalacağı bir saldırıya uğradığını anlatırmış. Kişinin özel hayatına bir müdahale veya ulaştığı ya da ulaşmak istediği bir hedef için tehdit imiş. Aynı zamanda kişinin avantajlı bir pozisyonda savaşıyor olması nedeniyle başarı için iyi olasılıklar olduğunu ifade edermiş. Kişinin avantajını kaybetmemek için zeki, ihtiyatlı ve dikkatli olunması gerektiğine ilişkin bir uyarı imiş aynı zamanda. Özellikle tercih edilmediyse kaderin cilvesi denilecek bir tesadüf olması da ihtimal dahilinde elbette.

2. video 9 Mayıs 2021: "Mehmet Ağar ve Pelikancıların Gerçek Yüzü / Ödeşmek Âdettendir!"

Zarflar, beyaz kâğıt, tespih, 7'li bambu parmaklık ve ardında görünen televizyon yerinde duruyor. Değişen objelere bakarsak şunlar göze çarpıyor.

Ajandalar: Peker sağına ve soluna koyduğu siyah ve mavi ciltli ajandalarla birileri hakkındaki kayıtları tarihleriyle birlikte tuttuğunu anlatıyor. Ki o birilerinin, "taşeron" dediği Ağar üzerinden siyasi iktidara uzanan kişiler olduğu kesin.

 

Zülfikâr kılıcı kolye: Peker'in yayınladığı ikinci videoda göze çarpan en ilginç simgelerden birisi kuşku yok ki boynundaki Zülfikâr kılıçlı kolyeydi. 4 Mayıs Dersim katliamının yıldönümünden iki gün sonra yayınladığı bu videosunda Peker'in, Dersim katliamının simge isimlerinden olan ve idam edilen Seyit Rıza'nın sözlerine de atıf yapması çok konuşuldu. Peker, "Seyit Rıza'yla biz Türk milliyetçileri asla aynı yerde değiliz. Aynı yerde olmamız da beklenemez ama…" dedikten sonra düşmanına esir düşse de karşılarında diz çökmeden "şık biçimde" ölümü göze almanın mertliğine vurgu yapıyordu. Seyit Rıza'nın idam sehpasındayken, "Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu. Ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun" dediğini anımsatan Peker, bu şekilde savaşa tutuştukları karşısında eğilmeyeceğini söylemeye çalışıyordu. Kendisinden ve sevenlerinden 'aslan' diye bahsetmesi de, ihtimal cesareti ve gözüpekliği nedeniyle "Allah'ın aslanı" denilen Hazreti Ali'ye atıfla söylenmiş sözler.

 

Atatürk: Peker'in konuşmalarında dini terimler ve vurguları sıklıkla kullanması, elbette ki idealize ettiği Türk İslam ülküsüyle ilgili. Ancak AKP iktidarının dini kullanarak muhafazakâr seçmenden güç biriktirmesine dair bir eleştiri olarak da okuma yapmak mümkün. Recep Tayyip Erdoğan'ın fedaisi gibi bilinen ve öldüğünde cebinde 10 TL bulunan Kasımpaşalı Medineli Ali'yi örnek verip lüks ve şatafatlı yaşamlar süren AKP'lilerle kıyaslaması da bununla ilgiliydi. "Hoca gibi konuşuyor" eleştirileri yapıldığını anımsatarak hakkında yazılıp söylenenleri takip ettiği anlaşılan Peker, bu eleştirileri arkasında bulunan TV ekranında Atatürk'ün bir fotoğrafını göstererek bertaraf etmeye çalıştı. Türkeş ve Atatürk'ün TV'de görünmesi aynı zamanda Türk milliyetçileri için önderin kim olduğunu da anlatıyor.

 

Troçki: Kitaplarla arası iyi olduğu bilinen Peker, bu özelliğiyle içinde olduğu yeraltı dünyasındaki en ilginç simalarından biri. Yayınladığı videolarda kavgaya tutuştuklarına mesajlarını, adıyla ya da içeriğiyle bütünleşik kitaplar seçerek gönderiyor. Isaac Deutscher'ın üç ciltlik Troçki biyografisinin "Kovulan Sosyalist" başlıklı 3. cildinin masada yer alması elbette tesadüf değil. Bolşevik devriminin en önemli isimlerinden ve partinin silahlı kanadı Kızıl Ordu'nun kurucusu ve komutanı olan Troçki, Stalin'le giriştiği siyasi mücadeleyi kaybedince resmi görevlerden alınıp sürgüne gönderildikten sonra Meksika'da bir suikastçı tarafından öldürülecekti. İçinde yer aldığı devrimin kendi çocuklarını yemesinin en trajik hikâyelerinden birisi Troçki'ye ait kuşkusuz. Peker de AKP iktidarına verdiği destek herkesçe bilinen biriyken nedeni henüz bilinmeyen bir güç mücadelesi sonrasında ülkeyi terk edip sürgüne giden birisi oldu. Troçki'nin bilinen hazin sonu üzerinden de bir mesaj vermeye çalışan Peker de kendisine yönelik bir suikast düzenlenebileceğini ima ediyor.

 

İktidar: Videoda Troçki kitabı olması Sedat Peker'in 'ülkücü' olması nedeniyle çok konuşuldu. Ancak esas mesaj diğer kitap üzerinden veriliyordu. Robert Greene ve Joost Elffers tarafından kaleme alınan ve alt başlığı "Güç Sahibi Olmanın 48 Yasası" olan "İktidar" isimli kitap güç sahibi olmak ya da gücü elinde tutmak isteyenler için bir kılavuz niteliğinde. Bu kez masada daha öne konan tespihin imamesinin yönü de bu kitabı işaret ediyor. Kitaptaki yasalar ise hem Peker'in vermek istediği mesajlar açısından hem de süreci nasıl yönettiğine dair hayli manidar bilgilerle dolu. Kitapta anlatılan yasaların konuyla ilgili olduğunu düşündürtenlerin listesini yazının sonundaki ekte bulabilirsiniz.

3. video 9 Mayıs 2021: "Derin Devletçiler, Pelikancılar; bir tripoda, bir kameraya yenileceksiniz."

Bu videoda da Peker'in anlattıklarından yola çıkarak, üzerinde yazan adresler artık herkesçe malum üç zarf, tespih ve yedili bambu parmaklık ile ardındaki televizyon aynı yerlerinde durmakta. TV ekranında ise İsrail'in son saldırısına dair bir göndermeyle Mescid-i Aksa görülmekte. Farklı olan objeler ise adı değişen kitap, ipad ve içinde asılı Zülfikâr kolye görünen kafes biçimindeki bir mumluk.

İpad: Peker, ekranı izleyicilere değil kendisine dönük ipad ile elinde olduğunu anlatmaya çalıştığı çeşitli suçları içeren görüntü ve kayıtları yayınlamakla tehdit ediyor.

Baba'nın Dönüşü: Bu videodaki kitap, Mario Puzo'nun mafyayı anlattığı 'Baba' isimli eserinin devamı olarak kabul edilen Mark Winegardner tarafından kaleme alınan 'Baba'nın Dönüşü' oldu. Puzo, 'Baba' isimli eserinin baş karakteri olan Vito Corleone üzerinden ABD'deki İtalyan mafyasının önde gelen ailelerinden Corleone ailesini anlatır. Bir devam romanı olarak kurgulanan Baba'nın Dönüşü'nde Corleone ailesinin Soğuk Savaş dönemindeki hikâyesine yer veriliyor. Yaşadığı durum ile kitabın adı şu anda tezatlık içerse de Peker ülkesine döneceğinin mesajını veriyor.

Mumluk: Üçüncü videonun en önemli objesi kuşku yok ki bu mumluk. İzleyenler pek anlam veremese de arka tarafında görünen Zülfikâr kılıcı kolyesi hayli manidar. Bu videosunda da asılarak idam edilen Seyit Rıza'ya atıf yapan Peker'in Zülfikâr kılıcı kolyesini de asılı olarak görünmesini sağladığını söylemek gerek.

Tespihin imamesinin yönünün işaret ettiği bu görüntüdeki mumluk bir yanıyla idam sehpasını simgeliyor görünse de Peker'in "Sizi dünyada birinci haber yapacağım" tehdidiyle düşünülünce bir başka anlam daha ortaya çıkıyor. Üçüncü videosunda bir sahnede elindeki kâğıdı kısa süre için ekrana tutan Peker'in aldığı notları görüyoruz. Çoğunluğu videoda anlattıkları hakkındaki konu başlıklarını içeren notlar arasındaki 5. maddede "Suriye'ye giden silahlar. Serdar Ekşi şahit ve birçokları" yazılmış. Notları arasında yer almasına rağmen bu konuya hiç değinmeyen Peker'in kendisinin de Suriye'ye askeri teçhizat, arazi araçları ve birtakım 'yardım malzemeleri' gönderdiği bilinen Peker'in ne dediğini tekrar anımsatalım: "Sizi dünyada birinci haber yapacağım."

  

54 (Sakarya): Siyasi duruşlarının tezatlığına rağmen eşi ve çocuklarına yapılanları eleştiren Sezgin Tanrıkulu'ndan da bahsettiği videosunda Peker bulunduğu yerin sıcak olduğunu belirterek klimayı açtırmak istediğini söyledi. Ardından görüntüye, Peker'in de doğup büyüdüğü yer olan Sakarya'nın plakası 54'ü tişörtünün sırtında taşıyan bir kişi giriyordu. Bir Kürt olan Tanrıkulu, Diyarbakır'da baro başkanlığı yaptığı dönem de dahil olmak üzere failinin devlet olduğu bilinen/düşünülen birçok cinayetin aydınlatılması için çaba göstermiş, birçok davanın avukatlığını üstlenmişti. Ülkenin batısında faili meçhullerle özdeşleşen ve ölüm üçgeni diye anılan yerin Sakarya ili sınırlarındaki Sapanca-Hendek-Düzce olduğu ve bu cinayetlerde Mehmet Ağar'ın muhatap olduğu iddialar düşünüldüğünde bu mesajın kime verildiği açık.

 

'İktidar' isimli kitapta anlatılan Güç Sahibi Olmanın 48 Yasası'ndan örnekler

 

Yasa 1: Efendinizi asla gölgede bırakmayın.

Sizin üstünüzde bulunanların kendilerini üstün hissetmelerini sağlayın. Onları memnun etme ve etkileme arzunuzla yeteneklerinizi göstermede çok fazla ileri gitmeyin yoksa tam tersine neden olursunuz. Yani korku ve güvensizlik uyandırırsınız. Ustanızın olduğundan daha parlak görünmesini sağlayın ve gücün doruklarına tırmanın. 

Yasa 2: Arkadaşlarınıza asla fazla güvenmeyin, düşmanlarınızı kullanmayı öğrenin.

Arkadaşlarınıza karşı dikkatli olun; kıskançlığa daha kolay kapıldıkları için sizi daha çabuk aldatırlar. Ayrıca zamanla şımarır ve zorbalaşırlar. Ama eski bir düşmanınızı işe alırsanız o bir arkadaştan daha sadık olacaktır, çünkü kanıtlayacak çok şeyi vardır. Aslında arkadaşlarınızdan düşmanlarınıza göre daha fazla korkmalısınız.

Yasa 3: Niyetinizi gizleyin.

Eylemlerinizin ardındaki amacı asla açıklamayarak insanları dengesiz ve karanlıkta tutun. Eğer ne yaptığınız konusunda bir fikirleri olmazsa savunma hazırlayamazlar. Onları yanlış yola götürüp ortalığı toza bulayın, onlar sizin niyetinizi fark edene kadar çok geç olacaktır.

Yasa 4: Her zaman gerekenden daha azını söyleyin.

İnsanları sözlerinizle etkilemeye çalıştığınızda ne kadar çok şey söylerseniz o kadar sıradan görünürsünüz ve o ölçüde az kontrol sahibi olursunuz. Sıradan bir şey bile söylüyor olsanız eğer onu belirsiz, açık uçlu ve gizemli hale getirirseniz o kadar orijinal görünecektir. Güçlü insanlar az şey söyleyerek etkiler ve korkuturlar. Ne kadar çok şey söylerseniz aptalca bir şey söyleme olasılığınız o denli büyük olur. 

Yasa 5: Birçok şey şöhretinize dayalıdır; onu canınız pahasına koruyun.

Şöhret gücün temel taşıdır. Tek başına şöhretle diğerlerini yıldırabilir ve kazanabilirsiniz ama şöhretiniz bir kez bozulursa savunmasız kalırsınız ve her yönden saldırıya uğrarsınız. Şöhretinizi saldırılmaz kılın. Her zaman olası saldırılara karşı tetikte olun ve onlara gerçekleşmeden önce engel olun. Bu arada, düşmanlarınızın şöhretlerinde delikler açarak onları yok etmeyi öğrenin. Sonra bir kenarda durup kamuoyunun onları asmasına izin verin. 

Yasa 6: Ne pahasına olursa olsun dikkat çekin.

Her şey görünüşe göre değerlendirilir. Görünmeyen hiçbir anlam ifade etmez. Kendinizi hiçbir zaman kalabalıkta yok etmeyin ya da ilgisizliğe gömülmeyin. Göze çarpın. Ne pahasına olursa olsun dikkat çekin. Yumuşak başlı ve çekingen insan yığınlarından daha büyük, daha renkli, daha esrarengiz görünerek dikkatin mıknatısı olun.

Yasa 8: İnsanların size gelmelerini sağlayın, gerekirse yem kullanın.

Başka bir insanı hareket etmeye zorladığınızda kontrolde olan sizsinizdir. Rakibinizin size gelmesini, bu süreçte kendi planlarını bırakmasını sağlamak her zaman daha iyidir.

Yasa 9: Eylemlerinizle kazanın, asla tartışmayla değil.

Tartışmayla kazandığınızı düşündüğünüz her türlü anlık zafer gerçekte boş bir zaferdir. Neden olduğunuz kızgınlık ve kötü niyet daha güçlüdür ve herhangi bir anlık fikir değişiminden daha uzun sürmez. Tek bir kelime etmeden eylemleriniz yoluyla diğerlerinin sizinle aynı fikirde olmasını sağlamak çok daha tehlikelidir. Gösterin, açıklamayın.

Yasa 11: İnsanları kendinize bağımlı kılmayı öğrenin.

Bağımsızlığınızı sürdürmek için size her zaman ihtiyaç duyulmalı ve istenmelisiniz. Size ne kadar güvenilirse o kadar özgür olursunuz. İnsanların mutlulukları için size bağımlı olmalarını sağlayın. Onlara asla yeter derecede şey öğretmeyin, böylece siz olmadan bir şey yapamasınlar. 

Yasa 12: Kurbanınızı savunmasız bırakmak için seçici dürüstlük ve cömertliği kullanın.

Tek bir içten ve dürüst davranış düzinelerce sahtekâr hareketi örtecektir. Açık yürekli dürüstlük ve cömertlik jestleriniz en kuşkucu kişilerin bile savunmasını indirecektir. Bir kez seçici dürüstlüğünüz zırhlarında bir delik açıt mı, artık onları istediğiniz gibi kandırabilir ve kullanabilirsiniz.

Tam zamanında verilen bir hediye –truva atı- aynı amaca hizmet eder.

Yasa 13: Yardım istediğinizde insanların çıkarlarına hitap edin, merhamet ya da minnettarlıklarına değil.

Bir müttefikinizden yardım istemeniz gerekirse sizin ona geçmişte nasıl yardımcı olduğunuzu ve iyi işlerinizi hatırlatma zahmetine girmeyin. Sizi atlatmanın bir yolunu bulacaktır. Onun yerine ricanızda ona yararı dokunacak bir şeyi ortaya koyun ve aşırı derecede vurgulayın. Kendisinin kazanacağı şeyi görünce büyük bir hevesle yardım edecektir.

Yasa 17: Önceden kestirilemezlik havası yaratarak çevrenize korku salın.

İnsanlar alışkanlıklarına son derece bağlı, diğerlerinin davranışlarında benzerlikler görmeye doyumsuz ihtiyaç duyan yaratıklardır. Davranışlarınızın önceden tahmin edilebilir oluşu onlara kontrol duygusu verir. Durumu tersine çevirin: bilerek tahmin edilemez olun. Bir tutarlığı ya da amacı yokmuş gibi görünen bir davranış onların dengelerini bozacak ve hareketlerinizi anlamaya çalışırken yorgun düşeceklerdir. Aşırıya götürüldüğünde bu strateji diğerlerinin gözünü korkutur.

Yasa 19: Kiminle dans ettiğinizi iyi bilin, asla yanlış kişinin ayağına basmayın.

Dünyada çok çeşitli insan vardır ve hepsinin sizin stratejilerinize aynı şekilde karşılık vermesini bekleyemezsiniz. Bazı insanları aldatır ya da kötü duruma düşürürseniz hayatlarının geri kalanını intikam almaya çalışarak geçireceklerdir. Kuzu postu içinde kurtlar vardır. O halde kurbanlarınızı ve rakiplerinizi dikkatle seçmelisiniz, asla yanlış kişiyi kızdırmayın ya da aldatmayın.

Yasa 27: Kendinize takipçiler yaratmak için insanların inanma ihtiyacını kullanın.

İnsanlar bir şeye inanmak için karşı konmaz bir arzu duyarlar. Onlara peşinden gidecekleri bir dava, yeni bir inanç önererek böylesi bir arzunun odak noktası olun. Sözleriniz belirsiz ama vaat dolu olsun; mantık ve açık seçik düşünce yerine coşkuyu vurgulayın.

Yasa 33: Herkesin zayıf noktasını keşfedin.

Herkesin bir zayıf noktası vardır, kalenin duvarındaki bir delik. Bu zayıflık genellikle güvensizlik, kontrol edilemez bir duygu ya da ihtiyaçtır; aynı zamanda küçük gizli bir zevk de olabilir. Anlaşıldığında her iki şekilde de lehinize kullanabilirsiniz.

Yasa 35: Zamanlama sanatında ustalaşın.

Asla acele eder gibi görünmeyin; acele etmek kendiniz ve zaman üzerindeki kontrol yetersizliğinizi ortaya koyar. Her zaman sabırlı görünün, sanki her şeyin sonunda size geleceğini biliyormuşsunuz gibi. Doğru anın dedektifi olun; zamanın ruhunu, sizi güce götürecek eğilimleri izleyerek yakalayın. Zaman henüz gelmediyse geri çekilmeyi ve doğru zaman geldiğinde acımasızca vurmayı öğrenin.

Yasa 37: İlgi uyandıran görünümler yaratın.

Çarpıcı imgeler ve simgesel jestler güç havası yaratır; onlara herkes karşılık verir. O halde etrafınızdakiler için sizin varlığınızı yükseltecek görsel çekiciliği olan ve parlak sembollerle dolu görünümler sahneleyin. 

Yasa 42: Çobanı vurun, koyunlar dağılacaktır.

Sorun çoğunlukla tek bir güçlü bireyden kaynaklanıyor olabilir; kışkırtıcı, kendini beğenmiş, iyi niyet sömürücüsü. Bu tür kişilere hareket edecek yer verirseniz diğerleri bunların etkilerine kapılacaktır. Neden oldukları sorunların katlanarak çoğalmasına izin vermeyin, bunlar düzeltilemeyecek kadar kötüdür. Onları tek başlarına bırakarak ya da uzaklaştırarak etkisiz hale getirin. Darbeyi sorunun kaynağına indirin, koyunlar dağılacaktır. 


* Ahmet Şık, TİP İstanbul Milletvekili, gazeteci.
**  Müteveffa Prof. Dr. Tosun Terzioğlu'nun adı, Kaan Terzioğlu ile karıştırılarak yanlışlıkla bu yazının ilk yayınında verilmiştir. Düzeltir, Tosun Terzioğlu'nun yakınlarından ve okurlardan özür dileriz.


Editör: N. Cingirt

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.