• 6.02.2019 00:00
  • (755)

  Adı adaylığı açıklandığı andan beridir duyuyordum bu lafları… 

Gerek katıldığım iş davetlerinde, gerekse arkadaş, dost toplantılarında, “Binali Yıldırım’ın İBB adaylığını mecburen kabul ettiği o kadar belli ki… Sahada çok heyecansız ve isteksiz!” yönündeki söylentiler önüme geliyordu.

Önceki akşam yine böyle güzel bir dost yemeğinde aynı konu gündeme gelince ve içimizden biri de, “Başbakanlık statüsünü sona erdiren referandum ve 24 Haziran seçimlerinde bile daha aktifti ve heyecanlı bir görüntü sergiliyordu…” mealinde bir fikir ortaya atınca muhatabına sormak elzem oldu artık.

Aradım Binali Bey’i… 

“İsteksiz misiniz İstanbul için gerçekten?” dedim. 

Ve tabii Yıldırım’ın o kendine has üslubu ile beklediğim yanıtı aldım. 

Sözlerine, “Ne münasebet?” diyerek başladı ve şöyle devam etti: 

“Kimseye söylemedim şimdiye kadar. İlk kez sana söylüyorum bunu. O da düşünülenin tam aksine ne kadar istekli ve heyecanlı olduğumu ispat etmek için… 

Alınmasınlar ama benim için bu şekil düşünenler yanılıyor fena halde. 

Çünkü aksine önceki görevlerimde olmadığım kadar çok heyecanlıyım… 

Böyle bir güzelliğe, dünyanın en güzeline nasıl isteksiz olur insan? 

En büyük hayallerimden birisiydi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı… 

Kaldı ki bu hayal sadece benim değil… İstanbul’u bilen, İstanbul’la azıcık yolu kesişen her siyasetçinin hayalidir. 

İstanbul’a hizmet sunabilme şansına sahip olmak bir şereftir çünkü. 

Biliyorsunuz… Nasip oldu, yıllarca Ulaştırma Bakanlığı görevinde bulundum. Türkiye Cumhuriyeti’nin Son Başbakanlığını yaptım. Ve sonra da TBMM Başkanlığı gibi çok müstesna bir sorumluluğu aldım. 

Ve en büyük hayallerimden olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ise şimdi kısmet oldu. 

Nasıl isteksiz olabilirim? 

En büyük hayallerimden birine kavuşmak üzereyken nasıl heyecansız olabilirim… “

*** 

Aziz Yıldırım futbola gerçekten veda etti… 

Futbol dünyasının gündeminde, TFF Başkanlığı’ndan istifa eden Yıldırım Demirören’in yerine kimin geleceği konuşuluyor. 

Bir sürü isim var adı geçen. 

Fenerbahçe’nin eski Başkanı Aziz Yıldırım da onlardan biri. 

Aziz Başkan önceki gün yazılı bir açıklama yaparak; "20 yıllık Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanlığı'nın ardından sporun herhangi bir noktasında aktif olarak yer almayı düşünmüyorum" dedi… 

Bu açıklamasının ardından bazılarının sosyal medyada; “Böyle der Aziz Başkan ama sonra, ‘Taraftar çok istedi. Kıramadım’ deyip adaylığını açıklar!” yazdığını gördüm. 

Ben zaten biliyordum Yıldırım’ın böyle bir görevi asla kabul etmeyeceğini ama tesadüf işte… Yazılı açıklamanın yapılmasından hemen sonra bir araya geldik.

“Öyle der, böyle der Aziz Yıldırım ama sonunda TFF Başkanlığı koltuğuna oturur” şeklinde gereksiz düşünceye sahip olanlara sesleniyorum… 

Asla ama asla aday olmaz Aziz Yıldırım. 

Ve bence sadece TFF Başkanlığı’na değil, Ali Koç gelip dese ki; “Al Başkan n’olur geri al Fenerbahçe’nin başkanlığını!”… 

Onu bile elinin tersiyle iter. 

Çünkü o şu andaki hayatıyla çok mutlu. 

Bir kere, yıllarca ihmal ettiği ve bu yüzden de istenilen noktaya getiremediği şirketinin başında.  

Diyor ki: “Arkadaşlar… Tamam. Çok büyük onur benim için. Çok gurur duyulacak işler yaptık arkadaşlarımla birlikte Fenerbahçe Başkanlığım döneminde… Ama o 20 yıl boyunca o kadar çok aksattığım, yapamadığım, kaçırdığım şeyler olmuş ki… Resmen ıskalamışım hayatı. 

Artık aynı şeyi yaşamak istemiyorum. 

TFF Başkanlığı’na layık görülmek de büyük şeref elbette ama benim bundan sonra ki hayat mottom çok farklı! 

Hayatımın bundan sonrasını… Yani geri kalanını ailemle, eşimle, dostlarımla beraber geçirerek doya doya yaşamak istiyorum…”