Efdal Sevinçli: Tarihimizde 'Malûmâtçı Baba Tahirler' hep olmuştur

İzmir Basın Tarihi kitabının yazarı Efdal Sevinçli, Gazete Duvar'a verdiği söyleşide, eleştiriyi hiçbir iktidarın sevmediğini belirterek, “Osmanlı'ya gazete girdiğinden beri kimi kavramların adlarının yazılması bile yasaktır" dedi.

Efdal Sevinçli: Tarihimizde 'Malûmâtçı Baba Tahirler' hep olmuştur
25.11.2022 - 11:34
Haber Merkezi
215

Osmanlı basını, dünya basın tarihi içinde Fransızca, Rumca, Ermenice, İbranice / Ladino ve Türkçe vb. dillerde yayımlanan gazeteleriyle benzeri az bulunan bir yayın dünyasıdır. Osmanlı'da basın tarihinin ilk gazetesi olan Le Spectateur Oriental, ilk Türkçe gazete olan Takvim-i Vekâyi’den 10 yıl önce, 1821 yılında İzmir’de yayımlandı. “Sosyalist liberal” Gâve de 1908 yılında İzmir’de yayımlandı.

İzmir Basın Tarihi adlı kitabının yazarı araştırmacı Efdal Sevinçli ile İzmir basınının tarihini ve iktidar ile ilişkilerini konuştuk.

'MALÛMÂTÇI BABA TAHİRLER' HEP OLMUŞTUR

Tanzimat ve Meşrutiyet yıllarından İzmir basınının iktidar ile ilişkileri nasıldı?

Basın tarihimizde “Malûmâtçı Baba Tahirler” hep olmuştur. Devletin desteğiyle yaşayan gazetelerin, gazetecilerin en ünlüsü Baba Tahir’dir. Sultan Abdülhamid’in övgüsünü yapıp onu desteklerken iş takipçiliğinden şantaja, jurnalcilikten sahte belge ve sahte haber düzenlemeye, sonunda da Abdülhamid’i aldatıp para çarpmaya uzanan becerileri olan Baba Tahir’in benzerleri günümüzde de vardır, olacaktır da. Çünkü iktidarlar, her tür övgüyü, yüceltmeyi severler… Eleştiriyi hiçbir iktidar sevmez, yanlış uygulamaların yazılmasından ise hiç hoşlanmazlar!

Osmanlı dünyasına gazete girdiği günden başlayarak kimi kavramların anlatılması bir yana adlarının yazılması bile yasaktır! Yasak! Karşılığı, hapis, kürek, sürgündür. Yasaklı sözcüklerden birkaçını yazalım, isterseniz bugünle de karşılaştırın ve gerisini siz düşünün; anarşi, ihtilal, grev, boykot, hürriyet, cumhuriyet, sosyalizm, sansür, suikast, inkılap, parlamento, diktatör, dinamit, isyan, hafiye, zehir, randevu ve daha niceleri… Bu sözcükler, siyasal gelişmelere, toplumsal koşullara koşut çoğalmıştır. Örneğin Abdülhamid döneminde, Maarif Nezareti'ne bağlı, “yayınları inceleme kurulu /sansür heyeti”, devleti / milleti, doğal olarak iktidarı koruma göreviyle sözcük yasaklama göreviyle çalışmaktadır. Yayın yasakları, külhanda yakılmaktan toplatılmasına, süreli/süresiz yasaklanmasına, baskı öncesi denetlenen gazetede, sakıncalı bulunan sözcüğün, haberin sayfadan çıkarılmasına ya da yazınsal yapıtlarda, yazarın kullandığı sözcüklerin kaldırılmasına, yerine hangi sözcüğün konulmasına değin örnekleri uzatabiliriz. Bu döneme ilişkin yasaklamaların örneklerini görmek isteyenler, internetten dönemin gazetelerini, yasak kararlarının uygulaması olan boş sütunları görebilirler.

'ABDÜLHAMİT DÖNEMİ MUHALİF DERGİLERİNİ BUGÜN YAYIMLAYAMAYABİLİRİZ'

Peki, iktidara muhalif yayınlar var mıydı?

Osmanlı’da “muhalif gazete” bulmak konusuna gelince... 1870-1877 yıllarında yayımlanan, örneğin Teodor Kasap’ın çıkardığı Diyojen’den Hayal’e gülmece ve karikatür dergilerini, bugün yayımlayabilir miyiz acaba diye kendime soruyorum. Evet, birçok yasaklama, sürgün cezaları var. Ancak dergilerdeki eleştirileri okudukça, dönemin gülmece yazarlarını, gazetecilerini alkışlıyorum. Abdülhamit’in baskıcı yönetiminde, gazetecilerimiz yasaklarla, sürgünlerle boğuşurlarken II. Meşrutiyet’te ise başlangıçta benzersiz bir özgürlük ortamı yaşıyorlar. 31 Mart 1909 sonrası, ardından bitmeyen savaşlar içinde basınımız yasaklamalardan başını kaldıramıyor.

İstanbul ve İzmir basınında, İttihat ve Terakki Partisi’nin yönetim yanlışlarıyla Osmanlı topraklarında hızla yayılan çatışmalar, Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı’nın ağır sonuçları, ilk büyük ayrışmayı getirir. Basınımızda büyük tartışmalara neden olur. İttihat ve Terakki kadrolarının ülkeyi terk etmeleri sonrasında, Ahrarcılar, Hürriyet ve İtilaf Partisi'nin destekçisi gazeteler, örneğin Köylü, Müsavat, Islâhât ile Hasan Tahsin, gazetesi Hukuk-ı Beşer’de ülkenin parçalanışına neden olan kadroların beceriksizliklerini çok sert sözlerle eleştirirler. İttihat ve Terakki Partisi’nin İzmir’deki ilk yayın organı, İttihâd (1908) gazetesidir. İttihâd’ın devamı olan, Haydar Rüştü’nün gazetesi Anadolu da bu saldırılara yanıtlar vermeye çalışır.

İzmir’de ilk sosyalist yayınları hangi dönemde görüyoruz?

6 Ekim 1908’de, Avusturya’nın Bosna Hersek’i ilhakı kararının ardından Meşrutiyet kadrolarının öncülüğünde, hemen bütün ülkede, “Avusturya emtiâsı almayınız” sav sözünde somutlaşan bir ticari eylem gerçekleşir. Çarşı pazarın yanında özellikle Avusturya gemileriyle limanlarımıza gelen ithal ürünlerin boşaltılmaması kararı, bir boykotu, grevi de beraberinde getirir. Boykotaj cemiyetleri kurulur. İzmir Boykotaj Cemiyeti de seslerini duyurmak için İran mitolojisinin kahramanı Gâve’nin adını verdikleri bir gazete çıkarırlar: “Boykotaj Cemiyeti’nin İzmir’de nâşir-i efkârı, gemici, ateşçi, kayıkçı, vapur ve mavna amelesi, hamal, arabacı vesâir esnâf ve amelenin müdafi-i hukuku olmak üzere şimdilik haftada bir def’a neşr olunur Osmanlı gazetesidir” Tümceleriyle “işçi sınıfına “seslendiğini açık açık vurgulayan Gâve, toplam 5 sayı yayımlanır (17 Aralık 1908 -15 Ocak 1909).

Osmanlı basınının ilk “sosyalist” gazetesi olarak tanınan Gâve’nin, 24 Aralık 1908 tarihli, bugüne değin kayıp olan ikinci sayısında, başlığın altında kullanılan “sosyalist liberal” tanımı, düşünce dünyamızda hâlâ tartışılmaktadır.

Peki, sizce 'sosyalist liberal' tanımı tuhaf değil mi?

“Sosyalist liberal” adlandırması, İzmir’de dönemin muhalif gazetecisi, materyalist felsefenin ilk savunucusu İzmirli Baha Tevfik’in eleştiri oklarının hedefi olur. Gazeteyi sosyalizm ilkeleri açısından zayıf ve ilkesiz bulan (İştirakçi) Mehmet Hilmi ile Baha Tevfik’in eleştirileri, Sedad, Serbest İzmir/İzmir Liberal ve Gâve arasında yeni tartışmalara neden olur. Bu tartışmalar, doğal olarak İttihat ve Terakki ile Ahrâr fırkalarını da karşı karşıya getirir. Baha Tevfik, Serbest İzmir, gazetesinin, 23 Ocak 1909 tarihli, 17'nci sayıda yayınlanan “Âmelî Psikoloji- Gâve Muharririne” başlıklı makalesinde, “sosyalist liberal” tanımını kullanan Gâve’yi sosyalizmi bilmemekle eleştirir. Basın tarihimizde sosyalizm bilgisi üstüne kuramsal ilk eleştiri olarak değerlendirdiğimiz yazısında Baha Tevfik, Gâve’de, alt başlık olarak ilk ve son kez kullanılacak “sosyalist liberal” sıfatının gazetenin savunduklarıyla örtüşmediğini, gazetenin sosyalizme ilişkin bir içeriğinin bulunmadığını, İttihat ve Terakki Fırkası’nın güdümünde olduklarını örnekleyerek vurgular. “Dahhâk’ın eder mülkünü bir Gâve perîşân” özdeyişinden yola çıkarak gazetenin içeriğindeki “İttihat ve Terakki Destekçisi Sosyalist Liberal” çizginin yarattığı düşünsel tutarsızlıklara ilişkin bu oldukça sert “dalaşma” yazısı, dönemin İzmir basını ve siyasal partileri arasındaki çekişmenin de bir yansımasıdır.

'KELİMENİN BÜTÜN MA‘NÂSİLE SOSYALİSTİZ'

Gazeteci Hasan Tahsin ve gazetesi Hukuk-ı Beşer sosyalist miydi?

Hukuk-ı Beşer‘de birkaç kez sosyalist olduğunu ısrarla vurgulayan Hasan Tahsin’in, gazetesinin 105'inci sayısında, “İftiralara Cevâb” başlıklı yazısında, ideolojik duruşunu şöyle açıklar: “Bazı yadigârlarımızın i‘tilâf-ı mümessil-i askerîlerinden birine hakkımda kahpece ba’zı isnâdât ve inhâmâtda bulunduklarını teessüfle haber aldık. Biz meslek i‘tibârile tekrar edelim adâlet-i ictimâiyye ve muvâzene-yi iktisâdiyye esâsını tervîc edenlerdeniz ya‘nî kelimenin bütün ma‘nâsile sosyalistiz.”

Osmanlı’nın hızla parçalanmaya gittiği günlerdeki yazılarında da doğal olarak yurtseverlik vurgusu öne çıktığını görürüz. Meşrutiyet yıllarında Rum basınında gerçekleşen mürettiplerin grevleri, işçi sınıfına dönük gazetelerin yayınında etkin olur. Örneğin, Türk yazarlar ve mürettipler için çıkarılan Muharrir’in (19 Mayıs 1909, sayı:2) yanında, Rumca Ergatis (İşçi) [24 Ağustos 1908- 5 Nisan 1909] ve Ameroliptos (Tarafsız) [Mayıs Kasım 1919] gazeteleri emekten yana yayınlardır…

İSTANBUL VE İZMİR İKİ BÜYÜK MERKEZ

İzmir’de çıkan ilk gazete hangisiydi? Tanzimat ve Meşrutiyet yıllarında İzmir’de yayınlanan gazetelerle ilgili neler biliyoruz?

Dünya basın tarihi içinde Osmanlı basını, Fransızca, Rumca, Ermenice, İbranice/Ladino ve Türkçe vb. dillerde yayımlanan gazeteleriyle benzeri az bulunan bir yayın dünyasıdır. Bu dünyanın iki büyük merkezi vardır: İstanbul ve İzmir.

İzmir’de yayımlanan, basın tarihimizin ilk gazetesi, kamuoyuna Fransızca seslenen, Le Spectateur Oriental’dir.([24 Mart 1821-22 Aralık 1827), (Doğulu Tanık / Seyirci). II. Mahmut’un öncülüğüyle, ilk Türkçe gazetemiz Takvim-i Vekâyi’nin, 1 Kasım 1831 tarihinde, İstanbul’da yayımlandığı düşünülürse, siyasal, kültürel, toplumsal açıdan İzmir’in konumu sanırım daha iyi anlaşılır. Le Spectateur Oriental’i yayımlayan Alexandre Blacque’ın, Takvîm-i Vekâyi’nin Fransızcası Le Moniteur Ottoman’ın (5 Kasım 1831) yayınında, II. Mahmut’un en güvendiği kişi olduğunu da unutmayalım.

Yine, “Anadolu’nun en eski gazetesi” tanıtımıyla, Rum okurlarıyla 84 yıl buluşan Amaltheia’dan (6 Ağustos 1838- 8 Eylül 1922) çok sonra, ilk sayısının tarihine ulaşamadığımız, vilayet gazetemiz Aydın’ın (Temmuz 1869 / Mart 1914) yayımlandığını biliyoruz. Uzun süre Türkçe ve Rumca çıktığını bildiğimiz bu resmî gazetemizden elimizde birkaç sayısının olduğunu bilince de söz bitiyor. Bugün basın tarihi araştırmalarının önündeki en önemli engel, bırakın koleksiyonlarını bulmak, gazetelerimizin birçoğunun tek bir sayısını bulamıyoruz. Şimdi ben "kayıp gazetelerimizin" peşindeyim!

İnanış temelli millet düzenine dayanan yönetim anlayışıyla, Rumcadan Ermeniceye, Fransızcadan İbraniceye, kendi dillerinde yayınlar yapan Osmanlı yurttaşlarının çıkardıkları gazetelerin, dergilerin, kitapların hâlâ kaynakçasına sahip olmadığımızı unutmayalım. Aydın’dan sonra İzmir’de çıkan ilk özel gazetemiz Devir’in (5 Eylül 1872 / 19 Nisan 1873) yakınlarda bulunan 57 sayılık cildi yanında, elimizde hiçbir sayısı bulunmayan İntibah (1875) gazetesinin Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi’nde, litografi/taş baskıyla basılmış, 28 Mayıs 1291 (9 Haziran 1875, Çarşamba) günlü, İlâve-yi İntibâh’ın 8'inci sayısı karşımıza çıkıyor. Yine, kentimizin adını taşıyan, Rumca (Smyrni/İzmir [1870-1876) ile Nea Smyrni/Yeni İzmir (1876-1900- 1914) ve Türkçe, İzmir, (1 Haziran 1896- 8 Haziran 1907) gazetelerini anmalıyız.

Halit Ziya ile Tevfik Nevzat’ın çıkardıkları Hizmet (13 Kasım 1886 -Ocak 1910 // 1 Nisan 1926- 15 Ekim 1933) gazetesiyle yine Tevfik Nevzat’ın başyazarlığında yayın dünyasına atılan Ahenk (21 Şubat 1895/2 Ocak 1930) gazeteleri, okurunun beğenerek okuduğu, adları hâlâ unutulmayan İzmir gazeteleridir.

II. Meşrutiyet’in ilanından sonraki dönemde hangi yayınları görüyoruz?

II. Meşrutiyet’in duyurumuyla Osmanlı toplumu, 30 yılı aşkın "istibdattan" kurtulurken yaşanan özgürlük fırtınası içinde, basın dünyamızda benzersiz bir gazete, dergi patlaması yaşanır. İstanbul’da, İzmir’de, hâlâ bu dönemde çıkan Rumca, Türkçe süreli yayınların neler olduğunu saptamakla uğraşıyoruz. Ancak bu yayınların çoğunun da kısa sürede piyasadan silindiklerini görürüz.

Meşrutiyet’ten İzmir’in işgaline uzanan süreçte, Hizmet ile Ahenk’in yanı sıra İttihâd ( 8 Ekim 1908 / 30 Kasım 1911 ), Gâve (17 Aralık 1908 - 15 Ocak 1909), Serbest İzmir ( 5 Ağustos 1907 / 1 Nisan 1909 ), Sedâd (9 Eylül 1908), Köylü (21 Ağustos 1908 / -?- Eylül 1922 ), Anadolu (7 Aralık 1911-11 Mayıs 1919), Duygu (-?-Temmuz 1918 - 11 Mayıs 1919) Hukuk-ı Beşer (No.5-155 // 10 Kasım 1918 /6 Mayıs 1919), Mülhakât (18 Kasım 1908), Müsâvât ( 1911-22- / Ekim 1918 // 30 Temmuz 1919 / 12 Ekim 1920 / -?-) , Islâhât (10 Kasım 1918 / Aralık 1918 / 8 Eylül 1922) yayımlanır.

Meşrutiyet günlerinde, İstikbâl (Eylül 1908), Maşrık-ı Hürriyet (Ekim 1908), Yeni Vatan (Şubat 1909), Yıldırım (Ağustos 1910), Teşhîr (Şubat 1912), İbret (Şubat 1913), Türk (Mart 1913) gibi gazetelerin de birer saman alevi gibi görünüp yok olduklarını biliyoruz.,izmir

GAZETE DUVAR


Editör: N. Cingirt

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar