• 5.02.2019 00:00
  • (448)

 Bazen hayata bir soru işareti bırakmak ister insan. Her an üstünüze boca edilebilecek milyonlarca cevap varken yaratıcılık aramak, günümüz koşullarında pek de kolay olmasa gerek. Gündelik koşuşturmaların

solgun rutinliğin de, ayakları üzerinde duran bir direnci sanatla edinebiliyorsunuz ancak. Çünkü hepimizin

yaşam gücüne ihtiyacı var ve bu yaşam gücü hayallerimiz, hatıralarımız arasında debelenip duruyor…

Kişinin içinden geçtiği geçmiş geleceğine yön veriyor. Hatalarımızın biriktiği anlar, kimselerin dokunmasına

izin vermediğimiz zamanlar, camın önünde berjerin üzerinde yapılan sorgular, iki kelimeyi yan yana

getiremediğimiz boğulmuşluklar, varoluşlar, isyanlar, duyguları muhafaza eden fotoğraflar…

Bu duygularla girdim Kadıköy Theatron’un kapısından içeri. Hayatın gösterdiği yolların yanında kendine yeni

yollar arayan kararlı insanlar bekliyordu beni sahnede. Korsan Çıkmazı; Nezihe Meriç’in 1962 yılında Türk Dil

Kurumu Roman Ödülü’nü alan aynı adlı eserinin sahneye konmuş hali. Meriç; eserlerinde aydın kadının

varoluşunu sorguladığı için, romanını okumuş olmakla birlikte, oyun öncesi heyecanlıydım. Hepimizin sorunu

değil mi dışlanmışlık, özgürlüklerimizin elimizden alınma kaygısı, toplumsal baskı. Aslında her birimiz adı

bilinmeyen kahramanlarız ve kalabalıklar içinde yalnızız. Gelelim doksan dakikalık oyunun bendeki izlerine…

Beyoğlu’nda karakterlerin komşu olarak oturdukları, sonundan denizin göründüğü ve hâlâ günümüzde de

var olan sokağın adı, Korsan Çıkmazı. Anadolu’nun ücra bir köşesindeki ailelerinin yanından ayrılarak

okumak için Orta Anadolu’nun büyük bir şehrine gelen gencecik iki kız ve onların aydınlanma süreçlerini

başlatan büyük halaları Neyyire Hanım , eşi Mahir Bey…

Meli, mücadeleci kimliğiyle tanınan, hayatı sorgulayan bir kadındır. Çıkmazlarına sorularla yanıt arayan

idealist bir edebiyat öğretmenidir aynı zamanda. Öğrencileri için aydınlık bir gelecek düşler. Berni

konservatuar mezunu fakat mesleğini icra etmeyen duygulu, inançlı bir ev hanımı.

Oyun, otobüs durağında günün yorgunluğu üzerinde olan Meli’nin iç konuşmalarıyla başlıyor. Bütün iç

seslerine rağmen Meli, Berni’yi ve çocuğunu düşünmektedir. Bu arada otobüs gelir Meli biner. Sonra anlatım

Berni’ye geçer. O da hayatı ile ilgili değerlendirmeler yapar. Kendisi ile Meli arasında karşılaştırmalarda

bulunur. Meli’de kadınca başkaldırmanın bilincini fazlasıyla hissederken, Berni’de daha köşeye sıkıştırılmış

bir isyan farkedersiniz. Ama ikisinin de sorunu özgür olamayışlarıdır. Oyun aynı zamanda dönemin sosyokültürel, ekonomik ve siyasi yapısı hakkında da pek çok bilgi veriyor, döneme sosyal eleştirilerde bulunuyor.

Cinsellik, din, savaş, burjuvazi, ahlak, erdem, aile hayatı, mutluluk, arkadaşlık, gelenek gibi birçok konuyu

karakterlerin otobiyografik anlatımlarının psikolojik derinliklerini okuyarak, durumların ve anıların ışığında

sorgulamamızı sağlıyor. Kanunlarını daha çok kadın dünyasından alan bir toplumda, kadınlara siyasal,

ahlaksal, cinsel sorunların sorgulanması temelinde bakan, bireyselle toplumsalın bir arada ele alındığı bir

çıkmaz Korsan Çıkmazı…

Irmak Kazımoğlu ve Mukaddes Kurumuş, Meli ve Berni’nin çocukluk, genç kızlık anılarının hatırlanması,

geçmişe dönüşler biçiminde birbirini takip eden derinlikli çözümlemelerde son derece başarılılar. Olayın

değil durumların, anıların ve kahramanların psikolojisinin ön plana çıkarıldığı oyunda, rolleriyle kurdukları

duygudaşlık, seslerindeki ritim Meli ve Beri’yi yeniden yaratıyor. Erkek kahramanlara hayat veren Onur Can

Çelebi, karakterler arası geçişte son derece yetkin,yalın ve rol arkadaşları kadar alkışı hak ediyor. Düşünme,

tartışma, sorgulama, kavramaya çalışma, yeniden yaratma anlamında oyun son derece başarılı, uyarlama ve

proje tasarımı için Polat Yıldız, Dramaturji için Bade Osma Erbayav ve yönetmen koltuğunda Eser Kabil harika

bir ekip olmuşlar. Yaratılan atmosfer teknik olarak yalın bir dekordan beslenirken işleyişini metin ve

oyunculuktan aldığını vurguluyor.

Korsan Çıkmazı, erkek egemen bir toplumda kendisine verilen rolleri sorgulayan kadının bilinçlenme

serüvenini anlatıyor ve aslında hepimizin hayatına ışık tutuyor. Sartre’ın deyimiyle, insanın özünü kendi eliyle

yaratma deneyimi… Bazılarımız bir şeylerin yerini değiştirmek istiyor bazılarımızsa düzen bozulmasın istiyor,

kimimiz erdemin anlamının giderek sislendiği yeni zamanlarda hâlâ değerleriyle ayakta kalmaya çalışıyor,

kimimizse sisli perdeler ardında yaşlanmayı tercih ediyor.Şüphesiz güncel trajedilerimizin en büyüğü hâlâ

özgür olamayışımız.

Son zamanlarda kendim için yaptığım en güzel tercihlerden biriydi Korsan Çıkmazı’nı izlemek. Eve dönerken

yüzümde çocuksu masumluğumla direnen kadınlığım arasında gidip gelen bir sır vardı. Zorunlu gitmelere mecburi dönüşlere alışık olduğumuz şu hayatta, o sır hep bizimle…