“Çocuk gelin” yoktur, tecavüze uğrayan kız çocuğu vardır

  • 6.03.2014 00:00

 “Çocuklarımı erkek- kız diye ayırmam, okumak isteyen için ceketimi satar, okuturum” dediğin ve şartların çok zor olduğu halde beni sonuna kadar okuttuğun için çok teşekkür ederim baba.

Hayatın hiç de kolay değildi, bizleri okutmak için inşaatlarda çalışıp,  ele güne muhtaç etmedin. Oysa, 13 yaşında bir yakınımın düğününde çıkan zengin talibime “ Benim kızım okuyacak” diye çıkışmasaydın,  beslemek zorunda kaldığın bir boğaz eksilmiş olacağı gibi, okumaya bu kadar hevesli kızın, üniversiteyi bitirsin diye yıllarca çalışmak zorunda kalmayacaktın.

Senin benim için yaptıkların o kadar doğal geliyordu ki baba, çocuk yaştaki kız çocuklarını üç beş kuruşa satan, evlendiren, “ kız çocuğu okumaz” diye evden çıkartmayan babaları hiç anlayamadım.

Gazetelerin 3. Sayfa haberlerinde cinayetlere kurban gidenlerin içinde oyun çağındaki çocuk gelinler olduğunu öğrendiğimde, senin gibi babaya sahip olmayan kızlar için çok üzüldüm baba…

“Çocuk gelin” olarak kendilerinden yaşlı adamlara verilen kız çocuklarının eş değil, tecavüz mağduru olduklarını  ve bu tecavüzün alenen yapıldığını şurda birkaç yıldır konuşur olduk. O kızların, sığınacak bir babaları olmadığını, devletin onları koruyamadığını, kolu-komşu denilen insanların gözü ününde işlenen bu cinayetlerin örtbas ediliğini artık biliyoruz.

Toplum olarak; Kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmelerine karşı çıkmadığımız ve “çocuk gelin” olgusunun, aslında tecavüz anlamına geldiğini anlamadığımız sürece, bu cinayetlerde ve tecavüzlerde bizim de payımız olacak…

Senin şahsında kız çocuklarını okutan tüm babalara teşekkür ederken, kız çocuklarını erken yaşta “kurban” eden babalara vicdan diliyorum.

KARISINI DÖVEN ADAM “ ADAM” DEĞİLDİR.

“Kol kırılır yen içinde kalır” yalanını çöpe atma zamanı geldi. Şiddete uğrayan, kolu kırılan kadın, sustukça hayatı cehennem olmaya devam edecek… Devletin ve sivi toplum örgütlerinin, şiddet mağduru kadınları korumak için daha güçlü adımlar atması gerekiyor. Nüfusu ellibini aşan yerlerde belediyelerin kadın sığınma evleri açması yeterli değildir. Her belediyenin şiddete uğrayan kadınlar için sığınma evleri ve bunun için de ödenekleri olmalıdır. Şiddet uygulayan kişi, toplum önünde teşhir edilmeli ve tedavi altına alınmalıdır.

8 MART  DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜNÜN, Yılın bir günü, karanfillerle kadınları kandırma gününe dönüştürülmesine şaşarak bakıyorum. Bugün işsizlik korkusuyla, giderek kaybedilen 8 saat çalışma hakkının kazanılması, 8 Mart 1857 tarihinde, ABD’de greve giden dokuma işçisi kadınlar sayesinde olmuştur.          16 saatlik iş saatini 10 saate indirmek için mücadele eden kadın dokuma işçilerinden 129’u yanarak can vermiştir. Yani bugün yasal iş saatleri 8 saate inmişse bu HAYATLARI PAHASINA MÜCADALE EDEN KADINLAR  sayesinde olmuştur.

Bu yıl 8 Mart’da karanfil falan istemiyoruz!

Eşit işe eşit ücret istiyoruz… Yerel Yönetimlerde söz sahibi olmak istiyoruz… Şiddete karşı kalıcı çözümler istiyoruz! Kız çocuklarına erken yaşta evlilik adı altında TECAVÜZ edilmesine ağır cezalar verilmesini istiyoruz! 

HAYDİ KADINLAR 8 MART’DA SOKAKLARA! DANS ETMEYE!

"Bir Milyar Kadının Dans Etmesi Devrimdir"

“Şiddete, tecavüze, enseste, sünnete ve seks köleliğine dikkat çekmeye çalışan V-Day hareketi, "One Billion Rising" kampanyası dahilinde dünyanın tüm kadınlarını ayaklanmaya çağırıyor: Direnin, Dansedin, Ayaklanın! “

NOT: 8 Mart Cumartesi günü Düzce İlinde yapılacak kutlamaya tüm kadınları bekliyoruz.

 

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.