• 9.02.2015 00:00

 Ülke siyasetinin olanca gücüyle bataklığa saplandığı ve kirlendiği, siyasetin artık kişisel çıkarlar ve iş çevirme aracı olarak piyasa yaptığı, her türlü yolsuzluğun ve düzenbazlığın adeta iktidara gelindiğinde yapılması gerekilen bir vazife imiş gibi kanıksandığı böylesi vahim bir tabloda Türkiye siyasetinin parlayan yıldızı kuşkusuz ki an itibari ile Selehattin  Demirtaş'tır.

 Aslında özellikle başta İspanya ve Yunanistan olmak üzere Avrupa'da sol'un ciddi bir yükseliş içinde olduğu böylesi bir dönemde Türkiye'nin de etkilenmemesi mümkün değildi. CHP'nin içindeki parti kavgaları ve hizipleşmeler ve ayrıca partinin eski sağ ve milliyetçi politikacılardan medet olması hali ile ana muhalefet partisindeki sol ve demokrat seçmende bir öfke ve bir kırgınlığa sebep olmuştur demek yanlış olmaz. Tam da böylesi bir dönemde Demirtaş'ın o alışılagelmiş "Kürt partisi" algısının aksine "Türkiyelilik" söylemleri ile topluma mesajlar vermesi ciddi anlamda kabul gördü demek mümkün. Kürt siyasi partilerin neredeyse 30 yıldır % 5-6 oy bara-metrelerinde seyretmesi ve burada sıkışmış olmalarını düşünecek olursak ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde Demirtaş'ın bu oranı neredeyse ikiye katlamış olması doğru hem önemsenecek ve hemde dikkatle izlenmesi gereken bir durumdur diye düşünüyorum.

Kimi zaman elindeki bağlaması ile yüreklere dokunan nağmeler okuması, kimi zaman iktidar partisini adeta sarsan sözler ile hedef alması, kimi zaman sokakta kendisi ile fotoğraf çeken bir çocuğun "lan bi dur" çıkışına kahkahayla gülüp çocuğu öpmesi ve kimi zaman meydanlarda kendisini protesto eden bir kadına alışılmamışın dışında bir hoşgörü ile yaklaşmış olması onun bir siyasetçiden öte ne denli düzgün ve karakterli bir insan olduğunu görmek adına sanırım oldukça önemli ipuçları olarak önümüzde duruyor.

Tüm bu olumlu ve düzeyli siyasetin ahlak ve insan onuru ile bütünleştiği böylesi bir şahsa yönelik son dönemlerde özellikle iktidar kanadından ve tarafsız(!) olduğunu iddia eden Cumhurbaşkanından gelen saldırıların hiç şüphesiz Demirtaşın hangi işe çomak soktuğu ve kimin tavuğuna "kış" dediği ile pek tabii ki alakalıdır. Adil olmayan bir seçim yarışında barajı yıkacağı umulan bu solcu ve hümanist liderin hiç şüphesiz ki ayak sesleri malum sarayın içinde büyük bir "eko" yapabilir! İnsan ve hoşgörü temelli siyasetin toplumda ne denli kabul gördüğünü de sanırım 8 haziran sabahı daha net bir şekilde görebilmek mümkün olacaktır. Seçimin sonucu ne olur bilinmez ama şunu çok net bir şekilde belirtmekte fayda var; Türkiye sağlam ve karakterli genç bir siyasetçi kazandı ve bu siyasetçinin yıldızı parladıkça tüm Türkiye toplumu kazanacaktır!

http://blog.radikal.com.tr/politika/solcu-ve-humanist-lider-demirtas-99480