• 4.01.2022 06:53

2021 yılı insanlık tarihi içinde çok kötü bir yıl olarak yer alacak diye düşünüyorum.

Bu düşüncemin nedenleri çok, ancak en önemli nedeni bütün yıl boyunca süren salgının on binlerce insanı canından etmiş olması en önemli nedenlerin başında geliyor.

Diğer yandan iklim değişikliği, onun yarattığı kuraklık ve doğal afetler, insanlığı yakın zamanda hiçte iyi bir geleceğin beklemediğini ağır ve acımasızca yeniden hatırlatması oldu.

2021 yılında eşitsizlikler daha da arttı. Yoksullaşma ve işsizlik yerinde bile saymadı arttı ve salgın nedeniyle bu sorunlar daha derinleşti.

Salgının bedelini daha çok sosyal koruma ve güvenceden yoksun ülkelerin halkları ile en alttakiler ödediler.

Salgın döneminin bedelini daha ağır bir şekilde ödemeye devam ediyorlar.

Salgında son olarak ortaya çıkan omicron varyantının önceki varyantlara göre daha fazla bulaşıcı olduğunu dikkate aldığımızda, öncelikle aşı tedarikinde sorun yaşayan ve bu nedenle aşı programlarını sürdüremeyen ülke halkları ile aşısızlar ve topluca çalışmak zorunda olan çalışanlar salgının bu evresinde yine hedef kitleleri oluşturuyorlar.

2021 yılı bu açıdan bakıldığında pek çok sorunu da aslında 2022 yılına aynı şekilde devrederek çekti gitti.

Çekti gitti de 2022 yılının daha iyi bir olmasını da insanlığın tüm umut dolu mesajlarına rağmen zora soktu.

2022 yılında geçtiğimiz yıllardan da kalan sorun bagajına baktığımızda hiçbirimizin umutlu olmasını gerektirecek bir yıl olması beklenmiyor.

Örneğin Türkiye’de yaşıyorsanız…
Koca bir ülke yeni yıla girerken ne bir heyecan, ne bir umut, ne bir huzur, hemen hiç birisi olmadığı gibi hatta daha fazla karamsarlık ve daha fazla endişe insanların çoğunluğuna hakim bir şekilde yeni yıla girdi.

Tüm bu duyguların haklı yanları ve doğruları var.
Demokrasi ve insan hak ve özgürlükleri üzerinde süren baskılar azalmadı.
Aksine 2021 yılında bu baskılar artarak devam etti, polis merkezlerinde ve cezaevlerinde işkence ve kötü muameleler sistematik hale getirildi.

İHD, 2021 yılında 144 kişinin kaçırılarak işkence yapıldığını açıkladı.

Ve medya üzerindeki baskılar da bu yıl da kesilmedi.

Gerek tutuklanan gazeteciler ve gerekse RTÜK üzerinde verilen ağır cezalar bu yıl da hız kesmedi.

Toplamda 229 gazetecinin tutuklu olduğu, bu yılda 18 gazetecinin tutuklanmasıyla Türkiye, (CPJ) Gazetecileri Koruma Komitesi raporunda dünyada 6. sırada yer aldı.
Hukuksuzluğun tavan yaptığı ülkede anayasa ve yasaları yok sayan bir dikta rejiminin ısrarla sürdürülüyor olması ekonomik alanda da ülkeyi zora sokan nedenlerin başında geldi.

Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala hakkında AİHM’in “derhal serbest bırakılmalılar” kararı olduğu halde buna ayak direyen iktidar, Ocak ayında toplanacak olan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafında çeşitli yaptırımlarla yüz yüze kalması beklenmektedir.

Siyasi alanda ise muhalif partilere baskılar hız kesmiyor.
Başta HDP olmak üzere bu baskılar çeşitli yasaklar ve kısıtlamalarla sürdürülüyor.

Son olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesine terör örgütleriyle iltisaklı olduğu iddia edilen çok sayıda personel alımıyla ilgili İçişleri Bakanlığı tarafından başlatılan “özel teftiş” uygulaması…

Bakan Soylu’nun bütçe görüşmeleri sırasında gündeme getirmiş olduğu bu iddia daha sonra Erdoğan tarafından da dillendirilince hemen akabinde bir soruşturma başlatıldı.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu tüm iddialara karşı durarak “belediyeye hangi prosedür dahilinde personel alınacağı açık saçık belliyken ve üstelik personel alımında istenen adli sicil kaydını Adalet Bakanlığının verdiğini düşündüğümüzde, varsa bu işten sorumlu o da Adalet Bakanlığıdır.” dedi.

Ayrıca İmamoğlu “eğer suçlu varsa bunlarında kulağından tutup hapse atmak senin görevin” diye Soylu’ya ayar verdi.

Tüm bu gelişmeler bir nebze olsun siyaseten şunu gösteriyor.
Erdoğan İmamoğlu’nu kendine rakip olarak görüyor.

Erdoğan’ın İmamoğlu üzerinde kurduğu baskı aynı zamanda İmamoğlu için ayrı mağduriyet yaratıyor.

Tarihe baktığımızda ise Erdoğan, İstanbul belediye başkanlığından okuduğu bir şiir nedeniyle uzaklaştırılmasının yarattığı mağduriyet, onun siyasi hayatı ve siyasi başarısı için son derece önemli avantajlar sağlamasına neden olmuştu.

Şimdi İmamoğlu’na karşı yapılan bu siyasi baskılar şayet Cumhurbaşkanı adayı olursa ona avantaj sağlayacağı bilinmelidir.
Yani tarih tekerrür edecektir.

Evet, koca bir ülke yeni bir yıla hiçbir heyecan ve hiçbir umut ve huzur beklentisiyle giremedi.
Aksine bir karamsarlık, bir endişe ve bir kutuplaşma travmaları altında yeni yıla girdik.

2021 yılı ekonominin çokça konuşulduğu bir yıl oldu ve bu süreci 2022 yılına da devretti.

Döviz kurlarına karşı iktidarın vatandaşa ve piyasalara karşı yapmış olduğu son manipülasyon, kamuya yarar sağlamadığı gibi kamuya zarar veren sonuçları ortaya çıktı.

Vatandaş bu duruma tepki olarak ne dövizini TL’ye çevirdi, ne de altınını yastık altından çıkararak bozdurdu.
Bunları yapmadığı gibi döviz hesaplarında bir miktar daha artış söz konusu oldu.

Diğer yandan yılın hemen başında yani bugün 3 Ocak günü TÜİK yıllık enflasyon artış oranlarını açıklayacak ve akabinde öğleden sonra toplanacak olan başkanlık kabinesi yirmi milyon memur ve emekli için yıllık ücret zammı oranını açıklayacak.

İşte iktidar bu nedenle elektrik, doğal, köprü ve otoyol geçişleri için yaptığı zamları yeni yılın gecesinde açıkladı.

Yüzde yüzlere varan bu fahiş zamlar 1 Ocak itibariyle uygulanacak olması, bu zam artışlarının 2021 enflasyonuna etkisi olmayacak ve böylece açıklanacak olan memur ve emekli maaşlarına bu zamların etkisinden arınmış ama günlük harcamalarda üstlenilecek ve yapılan bu zamlar hayat pahalılığı olarak sırtımıza vurulacaktır.

Kabine TÜİK’e verilen talimat çerçevesinde bir enflasyon oranı açıklayacak ve kabine bu açıklamayı dikkate alarak yeni maaş zammı oranlarını belirleyecektir.

Bu da aynı dövize yapılan manipülasyonda olduğu gibi içinde kamu yararı değil milyonlarca aileyi sosyo-ekonomik olarak mağdur edecektir.

Oysa hükümetler ve meclisler her tasarruf ve kararlarında kamu yararını kollamak ve gözetmek zorunda olmalıdırlar.

Yine de yeni bir yıla girdik, bakarsınız erken bir seçim olur ve iktidar kaybeder, yeni bir iktidar ile yeni bir başlangıç yapılır ve yeni umutlara yelken açılır.

Ve 2022 beklentilerimizi tersine çevirir.

Kimbilir?