• 29.01.2022 08:22

Türkiye ciddi ve şok edici bir doğalgaz problemi yaşıyor. Doğalgazdan elektrik üreten santrallere gaz temin edilemediği için organize sanayi bölgelerinin ve fabrikaların elektrikleri kesildi. Başta bunun birkaç günlük kesinti olacağı açıklanmıştı, önceki Cumhurbaşkanı Erdoğan önceki akşam, “10-15 gün sürer” dedi. Bugün anlaşılan o ki gaz tedariki için baştan beri elde güvenilir bir veri ve dolayısıyla süre bulunmuyordu.

Problemin nedeni olarak İran gösterildi ama Türkiye’nin bu yıl tahminen 60 milyar metreküpe çıkacak doğalgaz ihtiyacı içinde bu ülkenin payı maksimum yüzde 10 seviyesinde bulunuyor. Kaldı ki İran, sorunun kendilerinde olmadığını açıkladı ve en nihayet sınırlı bir sevkiyat sözü alındı. Esasen doğalgaz krizi kadar kriz hakkında yapılan ve yapılmayan açıklamalar da bir başka krizi işaret ediyor. Şeffaflık yok, güvenilir bilgi yok, fabrikalarda da elektrik yok.

Merkez Bankası’nın heba edilen veya mevcut rezervlerini bulabilmek için ekonomistler nasıl ince işçilikle çalışıyorsa enerji sektöründe de gerçeği ortaya çıkarmak için benzer bir mesaiye ihtiyaç bulunuyor. Kamu yönetiminin sıkı defansı var ve neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamak için ileri düzeyde uzmanlık gerekiyor.

Türkiye bir G-20 üyesidir. Yani, bazı acemilikleri aştığı, süreklilik ve üretim düzenini bir seviyeye oturduğu varsayılan ülkeler ligindedir. Öte yandan Türkiye’nin üretime, ihracata, istihdama ve devamlılığa hayati derecede ihtiyacı vardır. İşini şansa bırakmak ve şalter indirmek şöyle dursun, düzenli kapasite artırmak ve büyümek zorundadır. Hele böylesine derin bir ekonomik problemlerle boğuşurken...

Tam tersi oldu ne yazık ki. Üretimdeki maddi ve moral maliyet büyüktür. İç piyasa ve ihracat siparişlerini karşılayamayan fabrikaların kaybı sadece siparişlerle sınırlı olmayabilir, özellikle yabancı müşteriler nezdinde güven kaybına bağlı olarak ileriye dönük iptaller de yaşanabilir.

Peki, kriz nasıl geldi?

Doğalgaz tedarikinde Türkiye’nin ihtiyaç duyacağı kontratlar eksiktir. Gaz tedariki için BOTAŞ’ın kontrolünde olan ama yıllar içiresinde özel sektöre verilen imtiyazlar bugün işlemez hale gelmiştir. Şirketler son kur krizinin de etkisiyle gaz alamaz hale geldiler ve dolayısıyla ülkenin ihtiyacı için üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getiremediler. Devlet (BOTAŞ) da bu gidişi göremeyip Rusya, İran, Azerbaycan gibi üretici ülkelerle zamanında yapılması gereken ilave kontratları yapmadı. Kışın ağır geçeceği ve tüketimin yüksek olacağı belliyken tedarikteki eksikliğe karşı herhangi bir önlem alınamadı. Aynı sebeplere bağlı olarak spot piyasada hem maliyetin artacağı hem de ürün bulmanın zorlaşacağı biliniyordu ama bunun için de bir girişimde bulunulmadı, yapıldıysa da sonuç alınamadı. Şunu da ekleyelim, kriz ortaya çıktıktan sonra iyi ilişkilere güvenerek bir telefonla kontrat kapasitesini artırmak ve eksiği gidermek de neredeyse imkansızdır. Çünkü, gaz sadece bize değil herkese lazım ve herkes çok önceden siparişini verdi.

Özetleyelim… Dünyada artan maliyetler karşısında mali sıkıntıya girildi. Özel sektöre devredilen kontratlar çalışmadı. Doğalgaz depolama önleminde yetersiz kalındı. Tüketimin pik yapacağı belli olan içinde bulunduğumuz döneme hazırlıksız girildi.

Bir anlamda devlet elleri kolları bağlı, krizin gelmesini bekledi.

Tablo böyle olunca yaşadığımız şeye doğalgaz krizi demek yanlış olur. Bütün önlemler alınır, bütün senaryolar hesaplanır ve buna rağmen olağanüstü bir arz problemi yaşanırsa, evet bu bizim dışımızdaki gelişmelere bağlı bir kriz olurdu. Ama tablo böyle değil… Açık bir koordinasyon, planlama ve öngörüsüzlük krizi yaşıyoruz.