• 4.02.2020 00:00
  • (3812)

 Yazının başlığı Facebook’da yaptığım paylaşımdan!.. Paylaşım daha sonra şöyle devam ediyordu:

„AYNI SORUYU BANA ŞİMDİ SORSALAR, "SON ZAMANLARIN EN BÜYÜK DEVRİMCİLERİ KİMLERDİR" DESELER, HİÇ DÜŞÜNMEDEN HEMEN, UĞUR ŞAHİN VE ÖZLEM TÜRECİ'Yİ -BioNTech- GÖSTERİRDİM...[1]

NEDEN?..

Birçok kişi -özellikle eski „solcu“ arkadaş çevresinden- bunu anlayamadı!..

Evet, neden?..

Önce şunu söyleyeyim, ben artık „devrim“ deyince bundan -eskiden olduğu gibi- bir sınıfın diğerini yok ederek  devleti ele geçirip kendi iktidarını inşa etmesini falan anlamıyorum!.. Bu defter bende ta Selimiye’de kapanmıştı! Bu süreci „Hatıralar“ da bütün ayrıntılarıyla anlattım.[2]

İsterseniz önce varılan sonuçlara ilişkin olarak bu konudaki şu iki calışmama da  bir bakın:  

1-„Devrim Teorisi üzerine“:  http://www.aktolga.de/m67.pdf

2-„Diyalektik Materyalizmin ve Marksist Devrim Anlayışının Eleştirisi“:http://www.aktolga.de/m23.pdf

Eğer bu çalışmalara şöyle bir göz atarsanız,  ne demek istediğimi zaten  hemen anlayacaksınız!..

Bence işin özü tek cümle ile şudur: Artık 20. Yüzyıl sona ermiştir!.. Bitti!..

İnsanlık, bilgi toplumuna -ben ona Modern Sınıfsız Toplum da diyorum-  giden yolda son derece sancılı bir doğum  sürecinin içine girmiştir. Bir yanda çevre sorunu, diğer yanda ise eski güzel günleri kaybetmek istemeyenlerin atalet direnci…

Bütün o „sağ“-„sol“ görünümlü popülist liderlerin ve de   onları destekleyenlerin  anlayamadıkları „acı“ gerçeğin altında yatan budur!.. İşte zaten bu yüzdendir ki, bugün bütün o popülist akımların hepsi de suyun akışına karşı kulaç atmaktan başka bir şey  yapamıyorlar! Evet, insan suyun akışına karşı kulaç atarak da bir süre bulunduğu yerde kalabilir. Ama  ne kadar?..

Gelelim konuya: BioNtech, Uğur Şahin, Özlem Türeci konusuna…  Onların başarılarının neden devrimci bir başarı olduğuna…

Bakın geçenlerde Merkel dedi ki: „Almanya’nın bir göçmenler ülkesi olduğunu anlamakta çok geç kaldık“!..

Bu ne demektir biliyor musunuz? Sadece bu söz bile Alman toplumunda bir devrimin -küresel demokratik bir devrimin- başarısının ilanı demektir… Buradaki göçmenler on yıllardır  kendilerini bu sözlerle  ifade etmeye çalışırken  sıradan  Almanlar bile  onlara hep  „Ausländer-yabancı“ gözüyle bakıyorlardı…

Ama bu sadece Almanya’da olan bir şey değil, bugün artık bütün dünyada gelişmenin yönü böyle. Bütün o  ABD etiketli „küresel firmaları“ alın, çalışanlarının büyük çoğunluğu hep „yabancılar“ diye küçümsenen dünyanın her yanından gelen göçmenler… Bir İPONE’nin parçalarının kaç ülkede yapılarak daha sonra monte edildiğini biliyor musunuz?.. Benim ailemdeki gençlerin büyük çoğunluğu bile hep artık milliyetinin hiçbir öneminin kalmadığı o küresel firmalarda çalışıyorlar…

BioNtech de bu tür küresel girişimlerden biridir işte… Uğur Şahin diyor ki, „bizim firmada 60 civarında  dünyanın farklı yerlerinden gelen göçmenler çalışıyor“.

Ne oldu şimdi, BioNtech firması sadece bir „Alman“ firması mıdır?..

Yeni doğan bir çocuğu düşünün, onu dünyaya getiren elbette ki bir annesi ve babası vardır, ama o artık onlardan bağımsız bir unsurdur… İşte küresel dinamikler de bunun gibi bir şeydir!.. Eski dünyanın içinde gelişen, güçlenen ve sonra da onun kabuklarını kırarak kanatlanıp dünyanın dört bir yanına giderek oraya konan bir kuş gibidir bunlar da!  Elbette ki bugün halâ bütün bu süreçler kapitalizmin çerçevesi içinde olup bitiyor, ama bu gidişin sonu nedir diye şöyle bir düşünürseniz olay apaçık çıkar ortaya… Bu yazıda ayrıntıya girmiyorum, verdiğim linklere şölye bir bakarsanız ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır sanıyorum…

Burada sadece şunu söyleyelim, şimdiye kadar  hiçbir olay, yurt dışında „yabancı düşmanlığına“ karşı mücadelede  bir  U. Şahin ve Ö. Türeci olayı kadar  etkili olmamıştır!.. Üstelik bu sadece Türkiye kökenliler için değil, bütün göçmenler için geçerlidir… Bütün o „aşırı sağcılar“ denilenlere karşı bunun kadar etkili olan bir ses duyulmadı şimdiye kadar. Baksanıza, sırf bu yüzden olacak, Alman istihbarat kaynakları bile, “aşı nedeniyle radikal sağın hareketlendiğinden” bahsediyor!..

Evet, bilgi toplumuna -modern sınıfsız topluma- giden yol daha çok öğrenmekten geçiyor… Eskiden „proletaryanın devrimci öncülüğünden, profesyonel devrimcilikten“ falan bahsederdik!.. Şimdi artık devrimci mücadelenin öncüleri o bilme, öğrenme aşkıyla yanıp tutuşan insanlardır… Ama unutmayın, bu insanlar artık sadece o küresel firmalarda çalışanlar falan değildir, her yerdedir!.. Tek ki siz bir şeyler öğrenmek isteyin! Bugün artık  iki „tik“la ulaşamayacağinız bilgi yoktur!.. İşte DEVRİM budur!.. Bundan daha büyük DEVRİM OLUR MU?..


[1]Bu konuda daha önce yayınlanmış olan bir makalemin linki:http://www.aktolga.de/a176.pdf . Bu makale daha önce yayınlanmış olan kitabımdan bir alıntıydı: „Öğrenmek Nedir, Neden Öğreniyoruz, Nasıl Öğreniyoruz, Nasıl Bir Eğitim Sistemine İhtiyacımız Var „ :  https://www.kitapyurdu.com/kitap/ogrenmek-nedir-neden-ogreniyoruz-nasil-ogreniyoruz /557976.html&filter_name=m%C3%BCnir%20%C3%B6grenmek

[2] „Hatıralar-68’den bu yana ideloljik, teorik bir arkeoloji çalışması- „https://www.kitapyurdu.com/kitap/hatiralar-amp-nereden-baslamistik-nerelere-gitti-isin-ucu-/487478.html