• 10.10.2020 00:00
  • (3202)

 (Bu makale, yeni yayınlanan “Öğrenmek Nedir, Neden Öğreniyoruz, Nasıl Öğreinyoruz, Nasıl bir Eğitim Sistemine İhtiyacımız Var” adlı kitabın “Giriş” bölümüdür!..[1])

Öğrenmek, bilgi üretimi sürecidir; hammadde olarak dışardan alınan enformasyonların içerde sahip olunan bilgiyle -“bilgi temeliyle”- işlenerek “bilgi” adıverilen yeni ürünlerin üretilmesi, sonra da, üretilen bu ürünlerin-bilgilerin yeni bilgilerin üretilmesi sürecinde kullanılmak üzere eski bilgi hazinesinin üzerine ilâve edilerek  muhafaza edilmesi olayıdır... Bu,  o kadar güzel bir tanımdır ki, tek bir cümlenin içinde konuya ilişkin her şey var adeta!..

Öğrenmeyi, öğrenme sürecini bir enformasyon işleme süreci olarak ele alarak işe başlıyoruz!..

Evet, öğrenmek bir enformasyon işleme sürecidir (“information processing”), ama buradan hemen, her enformasyon işleme sürecinin aynızamanda bir öğrenme süreci olduğu anlamıçıkmaz!..

                                                              

                                                                    

Bir örnek verelim ve daha önceden üretilmiş  bir bilgiyi temsil eden iki nöron arasındaki sinaptik  bağlantıyıdüşünelim. Söz konusu bilginin oluşmasına neden olan enformasyon buraya tekrar geldiği  zaman durum açıktır. “Presinaptik nöronun[2] aksonundan  belirli bir aksiyonpotansiyeli (AP) -elektriksel sinyal- şeklinde kodlanmışolarak sisteme giren  (daha önceden bilinen) enformasyon mevcut sinaps tarafından tanındığıiçin hemen gerekli reaksiyon gösterilir ve “postsinaptik nöronun” aksonunda çıktı-output olarak bir aksiyonpotansiyeli (AP) oluşur. Yani mevcut sinaptik bağlantıaktif hale getirilir o kadar! Evet, bu da  bir enformasyon işleme sürecidir; ama  bir öğrenme süreci değildir. Bir enformasyon işleme sürecinin aynızamanda  öğrenme süreci de olabilmesi için, hammadde olarak dışardan gelen enformasyonun içinde daha önceden söz konusu sistem tarafından işlenmemiş(yani, henüz daha öğrenilmemiş) unsurların daolmasıgerekir. O halde, daha önceden işlenmiş -yani bilinen- bir enformasyonun değil, bilinmeyen -daha önceden o sistem tarafından hammadde olarak alınarak işlenilmemiş-bir enformasyonun işlenmesidir öğrenmek...

Peki ama o zaman da şu soru ortaya çıkıyor ortaya: Bilinmeyen -tanınmayan- bir enformasyon söz konusu sistem tarafından (bu, beyin de olabilir, tek bir hücre de) hammadde olarak işlenilmek üzere nasıl içeriye alınmaktadır?..

Çünkü,  enformasyon işleme birimi olarak  bir sistem (beyin veya tek bir hücre farketmez) girişçıkışlarının  bir görevli-kapıcıtarafından denetlendiği, ancak daha önceden tanınan-bilinen kişilerin (enformasyonların) içeriye girişlerine müsade olunan bir kaleye -iyi korunan bir binaya- benzer! Bu durumda, daha önceden bilinmeyen -kayıtlarıkapıcıda bulunmayan kişiler- enformasyonlar nasıl içeri alınacaktır da işlenecektir? Bilinen bir enformasyonun, daha önceden üretilmiş ve sistemin içinde depo edilmiş olan  bilgiyle tanındığınısöylemiştik,  bu durumda, bilinmeyen bir enformasyon hangi bilgiyle tanınacak ve işlenecektir, yani adına öğrenmek dediğimiz süreçnasıl gerçekleşecektir?..

Başka bir örnek olarak  bir atomu ele alalım. Olayıbasitleştirmek için de, bir elektron ve bir protondan oluşan bir hidrojen atomu olsun bu...

Bu da bir sistemdir ve diğer bütün sistemler gibi, aynızamanda  bir enformasyon işleme birimidir. Sisteme dışardan bir foton geldiği zaman, “dışardan gelen enformasyonu” temsil eden bu foton,  sistemin temel unsurları -elementleri- olan elektronla proton arasındaki elektriksel-magnetik ilişkilerle -bağlarla- temsil olunan “bilgiyle” değerlendirilerek işlenmekte ve eğer gelen enformasyon sistem tarafından bilinen-tanınan bir enformasyonsa da,  aynen bir refleks agent’in[3] yaptığıgibi, sistem içinde bulunduğu kuantum seviyesinden  daha üst seviyelere inip çıkarak buna karşıbir cevap oluşturabilmektedir. Bütün bir kuantum fiziğinin özü-esasıbir atomun bu şekilde bir enformasyon işleme sistemi olarak  incelenmesinden ibarettir. Diyelim ki atom n=1 olarak ifade ettiğimiz belirli bir kuantum seviyesinde bulunsun, bu durumda  ancak, 1 nolu kuantum seviyesinden 2’ye çıkışiçin gerekli frekansa (ve enerjiye) sahip bir fotonun (enformasyonun) gelmesi durumundadır ki, sistem aynen iki nöron arasındaki   sinaptik bağlantıgibi aktif hale gelerek  gerekli reaksiyonu gösterebilir... 

Bütün bunlar  bir enformasyon işleme olayıdır, ama, bir atom söz konusu olduğu zaman, ancak daha önceden “bilinen”[4] belirli enformasyonlar alınıp verilebileceği için, bu bir öğrenme olayıdeğildir. Bu nedenle, isterseniz bir atomu belirli bir bilgiyle programlanmışbir bilgisayar olarak da düşünebilirsiniz!.. 

Buraya kadar yapılan açıklamalardan çıkan sonuçşudur:

Bir atomdan bir moleküle, astronomik sistemlerden tek bir hücreye ve daha sonra da çok hücreli  organizmalara kadar bütün sistemler, aynı zamanda  bir enformasyon işleme sistemidir. Çünkü, belirli bir sistem olarak varolmak demek, bir enformasyon işleme birimi olarak varolmak demektir. Her durumda, her sistem, varoluşunun kaçınılmaz sonucu olarak, dışardan gelen enformasyonları elementleri arasındaki ilişkilerle depo edilen belirli bir bilgiyle değerlendirerek işlemekte ve gerekli reaksiyonları göstererek varlığını sürdürmektedir. Bir atom gibi, bizim “cansız” varlıklar dediğimiz varlıklar, bu  işi yeni bilgiler üretemeden (doğal bir “refleks agent” olarak),  ancak belirli bir  biçimde yaparak  varlıklarını sürdürürlerken, adına “canlı” dediğimiz varlıklar, ilk oluşum anında sahip oldukları bilgiyle yola çıkarak, bir  öğrenme sürecinden başka bir şey olmayan yaşam süreleri boyunca yeni bilgiler üreterek (dolayısıyla da kendilerini üreterek)  varlıklarını sürdürürler. O halde bütün mesele, yani, doğal sistemlerin “cansız” olmasıyla “canlı” olmaları  arasındaki esas farklılık, bunların öğrenme yeteneklerinin olup olmamasında,  bir sistemin o ana kadar bilinmeyen yeni enformasyonları da içine alarak  bunları da işleyip işleyemeyeceğinde yatmaktadır. (Ya, öğrenme yeteneği olan, buna göre programlanmış bir bilgisayar mı diyorsunuz! Bu -yapay zeka olayı-  tamamen ayrı bir konudur. Biz şu an sadece “doğal sistemlerden” bahsediyoruz. “Canlı” olmaktan kastımız ise, kendi içinde “self”-benlik adı verilen instanzı üretebilen, kendisi için varolan, kendisini üreterek varolan varlıklardır... Hiçbir robotun bu anlamda bir benliği yoktur!..)

Peki, bir enformasyon işleme sistemi olarak çalışan “canlılar” o ana kadar tanımadıkları-bilmedikleribir enformasyonu nasıl içlerine alır da  onu işlerler?..

Çok basit! Gene yukardaki “kale” -ya da “iyi korunan  bina”- örneğine dönersek, böyle bir durumda, tanınmayan bir kişinin kapıdan içeri girebilmesinin tek  yolu vardır, ki o da, bu kişinin yanında kapıdaki görevli tarafından tanınan-bilinen birinin bulunmasıdır! Ancak bu durumdadır ki, kapıdaki görevli onu bilinen bu kişinin refakatinde, onun konteksi içinde içeri bırakabilir. Dikkat edilirse, bu durumda kapıcı,yeni gelen “bilinmeyen” kişiyi, “bilinenle” ilişkisi içinde ele alarak, gene bir “bilinen” kategorisine sokmuşoluyor. Kapıdan içeri girdikten sonra da, bilinen-tanınan kişi içerde beraberindeki yeni gelenle birlikte, ona yol göstererek ilerliyor!.. Ve öyle oluyor ki, binanın içindeki herkes yeni gelen kişiyi ilk planda eskiden beri tanınan-bilinen kişiyle ilişkisi içinde bir yere koyarak tanımaya  (değerlendirmeye) başlıyor...

İnsan beyni söz konusu olduğu zaman bütün bu işlemler (yeni gelen bir enformasyonun  tanınma, değerlendirme ve daha sonra da kayıt altına alınması işlemleri) daha önceden bilinen, tanınan bir enformasyonu temsil eden mevcut bir sinapsın içindeki faaliyetlerle gerçekleşiyor. Çünkü zaten yeni  enformasyonun ilk geldiği yer daha önceden mevcut olan bir sinapstır. Yeni enformasyon buraya bu sinapsın temsil ettiği bilinen  enformasyon aracılığıyla, onunla ilişkisi içinde, ona yakın olduğu için gelmektedir. Mevcut sinapsın içindeki ilk karşılama etkinliklerinden sonra da, bunlara bağlı olarak, postsinaptik hücrede meydana gelen genetik faaliyetlerle süreç tamamlanıyor.  Sonunda, yeni durumu temsil eden yeni bir yapı olarak ya  yeni bir sinaps ortaya çıkıyor, ya da mevcut sinaps değişikliğe uğratılarak, yeni bilgiyi de kapsayacak şekilde daha da güçlendirilmiş oluyor.

Örneğin, ben Almanya’ya gelene kadar “Boskop” türü elmayı bilmezdim. Ama elma nedir biliyordum tabi! Boskop elmayla ilk karşılaştığım zaman (bu elmayı ilk ısırdığım zaman), o an aldığım   (benim daha önceden tanımadığım) enformasyonlar, “Boskop da bir elmadır” enformasyonuyla birlikte, beynimde daha önceden elmaya ilişkin bilgilerin kayıtlı bulunduğu sinapslara gelmiş, burada, elmaya ilişkin  mevcut sinapslar aktif hale gelirken,  bu konteks içinde genetik mekanizma harekete geçirilerek yeni gelen enformasyona denk düşen, onu da temsil edecek yeni bir sinapsın daha  oluşmasına yol açmıştır.  Bu işin nasıl gerçekleştiğini daha sonra göreceğiz, şu an bizim için önemli olan, hiç yoktan yeni bir bilginin öğrenilemeyeceği gerçeğinin tesbitidir...

Yeni bir bilgi ancak, mevcut durumu-bilgileri temsil eden sistemin içinde, tıpkı ana karnında oluşan bir çocuk gibi oluşarak ortaya çıkıyor-öğrenilebiliyor...

Yukardaki, Boskop cinsi elmayı öğrenme olayında,  iki önemli mekanizmanın birlikte işlediğini görürüz. Birincisi, beynimizdeki elmaya ilişkin daha önceden oluşmuş bilgileri temsil eden sinaptik bağlantılardan oluşan nöronal ağdır. Bu ağ aktif hale geliyor. Ama öğrenme için sadece bu yetmiyor, yeni gelen enformasyonun mevcut olanın içinde, onun bir parçası olarak işlenmesi yetmiyor, ortaya çıkan sonuçların yapısal olarak da temsil edilmesi gerekiyor. Çünkü öğrenmek, aynı zamanda, öğrendiğin yeni bilgiyi muhafaza edebilmek de demektir. Yani, öğrenme sürecinin tamamlanması için, yapısal olarak yeni bilgiyi temsil eden yeni bir sinapsın da oluşması, mevcut ağa-yapıya  ilâve edilmesi gerekir. Yoksa  bir süre sonra bu bilgiyi “unutur” gideriz...

Şöyle özetleyelim:

Bir: Öğrenmek, ham madde olarak dışardan gelen yeni enformasyonların mevcut-varolan bilgiler çerçevesinde bir yere oturtularak bunlarla işlenmesi-değerlendirilmesi ve böylece organizma-çevre sisteminin ortak ürünü olan bilgilerin üretilmesi olayıdır...

İki: Bu şekilde öğrenilen-üretilen her bilgi mevcut olanın -varolanın içinde- ana rahminde oluşan bir çocuk gibidir. O, hem  varolan sistemin içinde onun bir parçası olarak doğar, hem de ondan ayrı, daha ileri bir varoluş (bilgi) seviyesini temsil eder...

Peki, yeni bir bilgi neden eskiyi, varolanı da içinde barındırıyor ve ondan daha ileri bir seviyeyi temsil ediyor?.. 

Anne-baba etkileşmesinin ürünü olan bir çocuk neden ve nasıl anne ve babasını da kendi içinde temsil ediyorsa, yeni bir bilgi de, eskiden beri varolan bilgilerle birlikte, dışardan gelen hammaddeyi-enformasyonu da kendi içinde temsil eder. Ama o, yani yeni bilgi, eski-varolan zeminin üzerine oturduğu için -ve aynı zamanda yapısal olarak da bu zeminin üzerinde yükseldiğinden-  merdivenin bir üst basamağını, bir üst bilgi seviyesini temsil etmektedir. İşte bunun içindir ki, yeni bir bilgi üretmek, yani öğrenmek gelişmektir de. Çünkü her yeni bilgi mevcut yapıya yeni bir unsurun ilâve edilmesiyle temsil olunur, ki bu da gelişmektir...

Çok şey söyledik! Şimdi en başa dönüyoruz ve tek bir hücreden başlayarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Ama önce, bütün bu söylenilenleri elle tutulur gözle görülür hale getirelim!                                                            

 

-Her “yeni” (yeni bir bilgi de), daima “eskinin” içinde oluşur ve onun diyalektik anlamda inkarı olarak gelişir...

-“Eski”, “yeninin” “varlığında yok olduğu” için, “yeni” “eskiyi” de içinde barındırır. “Eski”, “yeniyle” birlikte yeniden doğmuş olur...

-“Eski”,  hem “yeniyi” yaratandır, onun koruyucusudur, hem de “yeninin”  içinden çıkmaya çalıştığı bir hapishanedir!..


[1]https://www.kitapyurdu.com/kitap/ogrenmek-nedir-neden-ogreniyoruz-nasil-ogreniyoruz/557976.html&filter_name=%20m%C3%BCnir%20%C3%B6grenmek

[2]  Bir sinapsıoluşturan iki nörona “presinaptik-postsinaptik” nöronlar deniliyor. “Presinaptik” nöron, en-formasyonun  sisteme girdiği “input nöronudur”. “Postsinaptik” nöron ise,  enformasyonun bir aksiyon potansiyeli -elektriksel sinyal- şeklinde sistemden ayrıldığı “output nöronu” oluyor...    

[3]Belirli bir girdiye karşılık otomatik olarak belirli bir çıktı oluşturan sistem...

[4]„Bilinen“den kasıt, sistemin elementleri arasındaki ilişkilerle temsil olunan-tanınandır... Nitekim, bir hidrojen atomunu n=1 seviyesinden n=2 seviyesine ancak belirli bir foton çıkarabilir... Bu anlamda söz konusu fotonun o atom tarafından bilindiğini-tanındığını söyleyebiliriz!..