• 28.12.2019 00:00
  • (382)

  Doğada güce kuvvete dayanan her etki bir şekilde kendi zıttını yaratıyor!.. Bunu, Newton'un İkinci Kanunundan başlayarak her alanda görebilirsiniz!..

Toplumsal süreçler için de böyledir bu... Kendinizi en güçlü, en yenilmez sandığınız bir anda, işte sadece bu düşünceniz bile sizin için o meşhur "Aşilin topuğu" rolünü oynayabilir... Çünkü, karşınızdakiler o an hemen sizin kendine aşırı güvene dayanan zaafınızı keşfederler ve bunu kullanarak sizi saf dışı bırakma yoluna giriverirler!.. Ve de siz, mücadeleyi kaybederken bile bunun farkında olmazsınız... Çünkü siz o yenilmezu  Aşil’siniz ve   kendinizi "göklerden gelen kararın" uygulayıcısı olarak  görmektesiniz...

Türkiye toplumunun tarihsel gelişme sürecinde Beyaztürkler'in yakalandığı bu kendi nefsine aşırı güven hastalığına şimdi de ötekiler –Siyahlar,  kendi deyimleriyle "Türkiye'nin zencileri"- yakalanmış gözüküyorlar!..

Bir önceki süreçte Beyazların güce dayalı saltanatını alaşağı eden Siyahlar, şimdi, "artık sıra bizde" anlayışıyla rakiplerine karşı aynı yöntemleri-silahları kullanma yoluna girerek, bir zamanlar karşıtlarının kazdıkları ama sonra içine kendilerinin düştükleri kuyuya şimdi de kendileri düşüyorlar!..

İstanbul seçimiyle Aşil’in topuğunu keşfeden İmamoğlu durduk yerde şimdi birden Kanal İstanbul olayını sahneye sürerek öyle bir hamle yaptı ki, rakibini tam da istediği alana çekti ve yayı gererek nişan alıp oku tam da Aşil'in topuğuna doğru gönderdi!..

Ok eğer gerçekten yaydan çıktıysa hiç çaresi yok!.. İktidar iki açıdan kaybetti demektir.

Birincisi, dışarda bu kadar problemle boğuşurken hiç de zamanı olmadığı halde, en azından milliyetçilik rüzgarlarını estirerek içerde birliği sağlama şansına sahipken bunu kaybetti...

İkincisi ise, tamamen irrasyonel bir kanalın içine girerek kendi kendini tüketme yoluna girdi... Bu arada tabi olan ülkeye oluyor, Türkiye'ye yazık oluyor...