• 24.07.2017 00:00
  • (1617)

Akif Beki’nin bugünkü yazısını mutlaka okuyun!..  Bütün meseleyi çok güzel özetlemiş. Benim uzun zamandan beri yazdıklarımın bir özeti adeta!..

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/akif-beki/ama-bunlar-eski-turkiye-refleksi-40527657

Gerçi Akif Beki’nin yazısında ağırlık  Almanya'yla içine girilen gerilim ortamına verilmiş, ama aslında  aynı durum, aynı anlayış Türkiye'nin bugün içinde bulunduğu bütün ilişkileri, bu ilişkiler içinde Türkiye’nin duruşunu da açıklıyor!..

İşin özeti şu:

Türkiye, gelişmekte olan bir ülke olarak gelişmiş ülkelerin dikkatini çekiyor. Küreselleşme süreciyle birlikte sermayenin gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere-bu arada Türkiye’ye de- akışı gelişmiş ülkelerin kıskançlıklarının- ulus devletçi politikalarının- ana konusunu oluşturuyor. Onların 20.Yüzyıl kalıntısı tepkilerinin  nedeni  bu (Bir Trump’un ortaya çıkışını düşünün!!..). Gelişmekte olan bir ülkeyi sermaye için güvenli  ortam olmaktan çıkarmak için buralardaki huzursuzluk kaynaklarını desteklemeye yönelten de bu... Ama işte tam bu noktada,  bu tepkilere, tekere taş koyma çabalarına rağmen Türkiye gibi gelişmekte olan bir ülkenin bunlara fazla aldırmadan kendi yoluna devam etmesi gerekirken,  bir bakıyorsun  o da-yani Türkiye de- hata yaparak karşıtlarıyla aynı kulvara inmeye,   onlara oradan, onların istediği zeminden karşılık vermeye çalışıyor... Akif Beki bunu "eski Türkiye reaksiyonu" olarak ifade etmiş ki çok doğru!..

İşte, Türkiye'nin bütün yanlışı burada, tam bu noktada!.. Ben de diyorum ki, kardeşim biz bırakalım onlarla uğraşmayı-ağız dalaşını- bir yana ve kendi işimize bakalım!..

Örneğin, dün Japonlarla yapılan  kredi anlaşmasını ele alalım... Son derece önemli; ne kadar güzel  ve örnek bir gelişme… İşte bizim yapacağımız bu… Bundan daha güzel cevap olur mu?

https://www.haberler.com/ikitelli-istanbul-sehir-hastanesi-kredi-anlasmasi-9857568-haberi/

Peki ama  biz niye tutupta bunu Almanya'ya meydan okuma gerekçesi yapıyoruz ki? "Gücünüz yetmez" diyor sayın Cumhurbaşkanı!.. Tamam, madem ki biz onların Türkiye'nin önünü kesmeye güçlerinin yetmeyeceğini biliyoruz, o halde neden onlarla ağız dalaşına giriyoruz, neden onlara "eski Türkiye refleksiyle" cevap vermeye kalkıyoruz? İşte tam bu noktada haklıyken haksız duruma düşülüyor!.. İlla ki herşeye bu şekilde cevap vermek zorunda mıyız, niye biz sadece kendi işimize bakarak yolumuza devam etmiyoruz, onlara da bu şekilde cevap vermiyoruz ki... Yani, 20.Yüzyıl kalıntısı milliyetçi reaksiyonlara karşı illa ki gene 20.Yüzyıl kalıntısı milliyetçi cevaplar mı vermek lazım?

Bir kere bu yola girince gerisi geliyor zaten ve tutuyorsun arkasından da uçak gemisi falan yapmaya  kalkıyorsun!!.. Ne olacak yani, uçak gemisi yapsan ne olacak; bununla  Amerika’ya, AB’ye, ya da Rusya’ya karşı savaş mı ilan edeceğiz?.. 20.Yüzyıl koşullarında geçerli olan „kapitalizmin gelişmesinin eşit oranda olmaması kanunu“ yok artık ortada; yani Türkiye’nin önündeki süreç bir zamanlar Almanya’nın yaşadığı ve dünya savaşına neden olan süreç değildir!.. Bu gerçeği ne zaman göreceğiz…

Niye biz kendi işimize bakmıyoruz? Ne güzel  21.Yüzyılın yumuşak gücünü yakalamıştı Türkiye ve biz de o zaman yazıyorduk; „21.Yüzyılın atom bombasından da güçlü silahı budur işte“ falan diye… Ne oldu, nazar mı değdi bize-size!?..  O zaman, herkes gıptayla bakıyordu Türkiye’nin duruşuna, niye terkettik-terkettiniz- bu duruşu!?.. Böylesi daha mı iyi yani şimdi?.. İçerde bir grup seçmenin „helal olsun“ diyen milliyetçi-popülist duyguları mıdır bizi daha ileriye götürecek olan? Kavga, kavga… bu mudur Türkiye’nin fonksiyonu, böyle mi ulaşacağız 2023 Hedeflerine?.. Amerika’ya, Rusya’ya, AB’ye boyun eğdirerek mi ilerleyeceğiz yolumuzda?..

Fetö ve PKK konusunda da aynı şey sözkonusu!.. Türkiye bu konularda da haklı; ama bu haklılığını sanki bir tür rehine politikasına saparak neredeyse tartışma konusu haline getiriyor. Yani gene haklıyken haksız duruma düşülüyor... Bırakın kimin terörist olup olmadığına bağımsız yargı karar versin... Kimin, ne kadar suçlu olduğunu ilan etmek siyasetçilere kalmasın!..

SONUÇ ORTADA: TÜRKİYE DERHAL 21.YÜZYIL KULVARINA (daha iyi kalite malları daha ucuza üreterek dünya pazarlarına açılma, bunun için de bilgi üretme politikasına) GERİ DÖNMELİDİR... AK Parti ilk yıllarında ne güzel bunun yollarını bulmuştu. Gelişmiş ülkelerin ulus devletçi reaksiyonlarına onlarla aynı düzeye inerek cevap vereceğiz derken farkında olmadan onların güçlü olduğu kulvara-20 Yüzyıl tipi bir milliyetçilik kulvarına- sapmış olduk...

TÜRKİYE'NİN JAKOBEN "KAHRAMANLIKLARA" DEĞİL, RASYONEL DURUŞLARA İHTİYACI VAR...