• 13.05.2017 00:00
  • (1879)

  Alper’in yazısından aktarıyorum[1].

„ABD Başkanı Donald Trump’ın PYD-YPG’ye ağır silahlar verilmesi kararını onaylamasından sonra neler olacak?

„Hürriyet gazetesinin Ankara Temsilcisi Hande Fırat, Türkiye’nin belirli koşullar oluştuğunda dört noktadan Suriye’nin Kürt bölgesine müdahale edeceğine dair önceden alınmış bir karar olduğunu söylüyor. Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Karagül de “en az dört noktadan tereddütsüz müdahale” diyor...“

„Hande Fırat, askeri kaynaklardan ve hükümet yetkililerinden aldığını söylediği, yukarıda sözünü ettiğim bilgiyi paylaştı izleyicilerle... Buna göre, Türkiye, kararnamenin imzalanması ve ABD ile PYD-YPG ittifakının resmiyet kazanması durumunda nasıl hareket edeceğini önceden belirlemişti: Harekât planları hazırdı, Türkiye en az dört noktadan Suriye’deki Kürt bölgesine müdahale edecek, oralarda “cep”ler oluşturacak ve böylece Türkiye-Suriye sınırını boydan boya geçecek bir “Kürt koridoru”nun oluşmasını engelleyecekti“...

Alper, „ABD, bunu nasıl ve neden göze alıyor“ dedikten sonra devam ediyor…

„Görebildiğim kadarıyla burada da iki ihtimal var:

Birinci ihtimal:ABD, bazı yorumlarda dile getirildiği gibi Türkiye’yi, “YPG’ye verilen desteğin geçici ve taktik” olduğu argümanıyla aşmayı düşünüyor olabilir. Bu ihtimalin ima ettiği şey açık: ABD, şimdi Kürtlere böyle diyor ama zamanı gelince ipe un serecek ve Türkiye’yi rahatlatacak.

İkinci ihtimal:ABD, Kürtlere verdiği sözün sonuna kadar arkasında duracak. Çünkü orada kurulacak bir Kürt oluşumu (devleti?), ABD için Türkiye’nin müttefikliği dahil her şeyden daha önemlidir.

İkinci ihtimal geçerliyse, sadece Kuzey Suriye değil bölgenin tamamı büyük alt üst oluşlara gebe demektir…“

Ben olaya biraz  farklı bakıyorum:

Bence Amerika 20.Yüzyıldan çok şey öğrendi!.. Sanıyorum şöyle düşünüyorlar: Bunların eti ne budu ne, „devlet istemiyorlarmışta“,  kantonlar adı altında"komünal yaşam alanları kuracaklarmışta“!!.. Dünya girmiş bir sürecin içine, küreselleşme denilen bu süreç almış başını gidiyor... Bu süreçte ayakta kalabilmen için daha fazla bilgi üretmekten başka yolun yok. Daha iyi kalitede ürünleri daha ucuza üreteceksin ki kendine bir yaşam alanı yaratabilesin… E, bütün bunlar seni ilgilendirmiyor, öyle mi? Peki seni ilgilendiren ne? 20.Yüzyıl kalıntısı ideolojik takıntılar!! Marksizmi-Leninizmi daha da geliştirmeye çalışıyormuşsunda! Sovyet devrimini  yapanlar daha sonra ulus devlet olarak da örgütlenerek stratejik hatalar yapmışlarda… bunlar o hataları yapmadan, yani ulus devlet haline gelmeden direkt olarak „komünler kurarak“ işe koyulacaklarmışda!! Yani, devlet olmayan bir devlet ve   adı devletçilik olmayan  tek parti yönetiminde „komünal“  bir  devletçilik aracılığıyla 21.Yüzyıl yollarında koşar adım ilerleyeceklermiş!.. Adamlar ciddiye almıyorlar ki bunları, varsın onlar öyle düşünsünler biz işimize bakalım diyorlar ve ona göre bir oyun kuruyorlar… Var mı bunun başka bir izahı?..   

Amerika (ve Rusya da), kafası bu kadar karışık bir örgütü tehlike olarak görmüyor (lar), bu kadar!!. Tam tersine, Türkiye'yi,  İran’ı,  Barzani'yi  ve de Arapları kontrol altında tutabilmek  amacıyla, yaşayabilmek için daima kendilerine bağlı kalmak zorunda olan böyle bir oluşuma ihtiyaç duyuyorlar... Bitti!!.. Öyle ya, Amerika’nın ve Rusya’nın desteği-koruyucu kanatları- olmadan, bir yanında Türkiye, öte yanında İran, Barzani ve de Araplar olan öyle hayali "komünal" bir yaşam alanı nasıl ayakta kalacak ki?.. Şu anda bile, Amerika’yı ve Rusya’yı çekin bir tarafa, ortada ne kantonlar kalır ne birşey, öyle değil mi?.. Niye Türkiye sınırına boyuna Amerikan ve Rus bayrakları çekiliyor ki!! Düşünün, ortada ISİD diye bir tehlike yok; tabi bu durumda Amerikan ve Rus şemsiyesi de yok…  ne kalır geride!?..

Kısacası, Amerikalılar ve Ruslar  olaya milliyetci-komünal ideolojik motiflerle dizginlenmiş, her zaman kendilerine muhtaç tam bir gönüllü askerler potansiyeli gözüyle bakıyorlar... 

Aslında Türkiye biraz daha akıllı davransa aynı oluşumu o da gene kendisi için avantajlı hale getirebilirdi!.. Düşünün,  Suriye’nin kuzeyinde Türkiyenin hayırhah baktığı, hatta daha da öteye, çok iyi  ilişkiler kurduğu-imar etmeye başladığı- bir kantonal yönetim kurulsa bunun  Türkiye’ye ne zararı olabilir ki? Bence hiç!.. Türkiyedeki Kürtler ellerindeki avuçlarındaki olanakları bırakarak-Türkiye’de üretici güçlerin gelişmesindeki  katkılarını bir yana bırakarak- ideolojik emeller uğruna hemen Türkiyeden kopup bu türden  bağımsız kantonlar kurmaya mı koşacaklar!? Hiç sanmıyorum, niye yapsınlar ki böyle birşeyi!?.. Bırakın bu türden paranoyaları bir yana, Türkiye bir an için dese ki, „ne haliniz varsa görün, ben karışmıyorum“! bir süre sonra bu işin ucu Kürt iç savaşına gider!..  İnsanların-geniş halk kitlelerinin- davranışını belirleyen son tahlilde yaşamı devam ettirme kaygısıdır-kavgasıdır... „Aç ayı oynamaz“ diye bir söz vardır!.. „Kantonal yönetim“, Suriye’de şimdiye kadar kimliği bile olmamış Kürtler  için belki ilginçtir ama  Türkiye Kürtlerine ne verecek?.. Unutmayın koskoca Sovyetler Birliği vardı bir zamanlar niye yıkıldı? Sosyalist de olsa bir ulus devlet  olarak örgütlendikleri için mi!?..

Türkiye meseleye aklı başında bir  21.Yüzyıl gücü olarak bakabilse  karamsarlığa  hiç gerek olmadığını görecektir. Yok efendim, bütün dünya bize savaş açmışta, Türkiye’yi parçalamak istiyorlarmışta!!. Yok böyle birşey! Düşünsenize, istikrarı bozulmuş, kaos içinde debelenip duran  bir Türkiye’yi ne yapsın Amerikalılar, ya da Ruslar!.. İkide bir durup durup Avrupa Birliği’ne saldırıyor bizimkiler! Yahu kardeşim Avrupa’nın sadece güvenliği değil, ekonomik çıkarları da Türkiye’nin istikrarına bağlı. Hem  bir  TANAP’tan,  Türk Akımı’ndan bahsediyorsunuz, İsrail Gazından bahsediyorsunuz… e, Türkiye’nin istikrarı bozulursa Avrupa’nın gaz ihtiyacını kim karşılayacak? Ruslar Türkiye’yi istikrarsızlığa sürüklerse Güney Akım projesi ne olacak?  Yani bütün mesele bizde, bizim travmalara dayalı paranoyak düşünceler cenderesinden kurtulabilmemizde!..    

Türkiye açısından baktığımız zaman, Suriye’nin kuzeyinde ortaya çıkacak  bir oluşum Barzani’yle, İran’la ve Araplar’la olan ilişkilerde   bir tampon  rolü oynayabileceği gibi, Kürtlerle yapılacak böyle bir  ittifak aynı zamanda Türkiye’nin enerjisini ikiye katlayarak onun sadece içerde değil bütün bir  Ortadoğu ve Afrika coğrafyasında da  önemli bir güç haline gelmesine neden olacaktır… 

Türkiye öyle bir noktada bulunuyor ki, ya Amerika’dan Rusya’ya kadar herkese savaş açarak intihar edecek, ya da alıp başını uçacak!.. Türkiyenin önünde tek bir çözüm yolu var: Etnik temelin ötesinde yerelden yönetime ağırlık veren yeni demokratik bir anayasa ile sil baştan herşeyi yeniden düzenlemek... Başkanlık sistemi de zaten ancak bu şekilde adem-i merkeziyetçi bir sistem içinde anlam kazanabilir. Yoksa bütün dünyaya savaş ilan ederek varılacak biryer yoktur... Ertuğrul Diriliş Dizisi senaryosunu siyaset malzemesi yaparak 21.Yy da bir yere varılamaz!!..



[1] http://www.serbestiyet.com/yazarlar/alper-gormus/kurt-koridoruna-en-az-dort-cepten-mudahale-787501