• 3.02.2017 00:00
  • (1839)

  İlkönce aşağıdaki linki tıklayarak sayın Erdoğan’ın 2015’ te işadamlarına hitaben yaptığı konuşmayı bir dinleyin. En fazla birkaç dakika sürüyor fazla değil!.. Ama işin özü şu: Orada diyor ki sayın Erdoğan, “ben bu ülkenin bir anonim şirket gibi yönetilmesini istiyorum, başkanlık sisteminden amaç budur”!..

http://www.cnnturk.com/video/turkiye/ben-bu-ulkenin-anonim-sirket-gibi-yonetilmesini-istiyorum

Tabi siz diyebilirsiniz ki, “bak işte ne güzel, daha ne istiyoruz ki, bir anonim şirketin de hissedarları yok mu, beğenmiyorsan hisseni satar çıkarsın devreden”!.. Eğer böyle düşünüyorsanız aşağıdaki yazıyı okumanıza hiç gerek yok, işinize gücünüze bakın!..

Ama bu demektir ki, siz hala 20.Yüzyılda yaşadığınızı sanıyorsunuz;   20.Yüzyılla 21.Yüzyıl arasında, şirket yönetimi açısından bile çok önemli farklar olduğunun bilincinde değilsiniz.  Çünkü, aşağıdaki yazı küreselleşme süreciyle birlikte şirket yönetiminin de geçirdiği-geçirmek zorunda kaldığı yapısal değişiklik üzerine. Tamam, eğer sizin şirketiniz henüz daha küresel boyutlarda üretim yapma kapasitesine erişmediyse o zaman bir diyeceğim yok, bu kafa yapısıyla eski yöntemlerle bir süre daha şirketi götürebilirsiniz; ama yok eğer küresel bir aktör olma sevdasındaysanız o zaman aşağıdaki yazıyı mutlaka okuyun!..

“21.Yüzyıl-Küreselleşme sürecine özgü adem-i merkeziyetçi kapitalist bir  işletme sisteminin gereklerine göre varolan, örgütlenen bir şirketle, 20.Yüzyıl kalıntısı tekelci kapitalist merkeziyetçi bir işletme sistemiyle yönetilen şirket arasında yapısal olarak   çok büyük farklar vardır”... (Bu yazı, 2005’te yayınlanan çalışmadan alıntıdır, daha geniş açıklamalar için bakınız;  http://www.aktolga.de/t5.pdf )

“Üretici güçlerin, bilgi üretimi sürecinin gelişmesini değil, tekel egemenliğini esas alan tekelci kapitalist bir şirket, yapısal olarak merkeziyetçi olmak zorundadır. Çünkü, böyle bir şirkette informasyon yukardan aşağıya doğru tek yönde akar. Çevre, merkezin aldığı kararları uygulamakla yükümlüdür, o kadar! 

Serbest rekabetçi  işletme sistemiyle çalışan küresel bir şirket ise, tam tersine, mümkün olduğu kadar demokratik olmak, karar verme mekanizmasını tabana  yaymak zorundadır. Böyle bir yapıda informasyon, yukardan aşağıya olduğu kadar, aşağıdan yukarıya doğru da akabilmelidir.  Çünkü, „günümüzün olağanüstü hızlı, olağanüstü karmaşık, olağanüstü geniş küreselleşme sisteminde, sorunların çoğunu çözmek için gerek duyulan informasyonun büyük bölümü şirketlerin merkezlerinde değil, daha dış kademelerindeki insanların elinde bulunuyor...

Tekelci bir örgütün „sorun çözme“ anlayışı-yöntemi ise „dikte etmekdir“.Demokratik bir ortamda olduğu gibi, etkileşerek  sentez oluşturmak değildir. „İstenilen sonuç“  dikte edilerek elde edilir. İnformasyonu istediği gibi işleyen-değerlendiren merkez, yapılması gereken işleri belirler ve çevre de ancak kendisine verilen bu emirleri yerine getirmiş olur. Müşteriyle olan ilişkilerde de aynı esasa uyulur.  Müşterinin hangi malı, hangi fiyata  alacağını  ona dikte eden  tekelci şirkettir. 

Yeni tipten bir serbest rekabet ortamında gelişen küresel-demokratik bir şirkette ise, her düzeyde elde edilecek sonuçlar karşılıklı etkileşmelerle, sürece demokratik „katılım“la  gerçekleşir. Çevreden alınan informasyon şirket içinde her düzeyde işlenerek merkeze doğru gider, öyle ki, giderekten böyle bir merkezin varlığı bile tartışmalı hale gelir! Pratik olarak merkez,  informasyon işleme sürecinin koordine olduğu oynak bir „merkez“-instanz- haline gelir...

Buradan çıkan sonuç şu oluyor:

Bugün artık sadece informasyona ulaşmanın, onu işlemenin ve bilgi sahibi olmanın demokratikleşmiş olması açısından değil,   küresel dağınık  bir siste-min  esas elementinin gelişmiş birey olması açısından da, tekelci-merkeziyetçi  bir örgüt-şirket yapısını  ayakta tutmak mümkün değildir. Küresel olarak örgütlü bir yapıda, yerel sorunlar   ancak yerel düzeyde karar verme yetkisine sahip gelişmiş bireylerle çözülebilir.  Tekelci bir örgütlenmede ise  bireyin hiçbir önemi yoktur. Herşey merkezde başlar ve orada sona erer. Şirket hakkındaki bilgilerin şeffaf olduğu, en alttaki bir görevlinin bile bu bilgilere dayanarak kendi çapında karar mekanizmasına katıldığı bir yapıyla, bu bilgilerin bir sır gibi saklandığı tekelci bir yapı arasında uçurumlar kadar fark vardır. Bu yüzden, artık  istenilse de, bugünkü rekabetçi küreselleşme sürecini kendi zıttına dönüştürerek, katı merkeziyetçi küresel tekelci yapılar yaratmak mümkün değildir!..”

Görüyorsunuz, 21.Yüzyılda küresel olma iddiasında olan bir anonim şirketin yönetimi bile artık farklı!..

Siz, böyle bir şirketin CEO’su olmak mı istiyorsunuz? O halde önce bunun gereğini yerine getirmeniz gerekir! Yani öyle, informasyonun tek yönlü aktığı, tekelcilik gücünü kullanarak, dikte etme esasına dayanan eski tipten bir  yönetim anlayışıyla artık bir yere gidemeyeceğinizi anlamanız gerekir... Bu nedenle, isterseniz önce oturun o küresel anonim şirketler nasıl yönetiliyor onu bir inceleyin!..