• 8.02.2017 00:00
  • (2127)

 Türkiye, 15 Temmuz'un ardından „Yenikapı ruhuyla“  tam bir "Tarihsel uzlaşma" zeminine  doğru  gidiyordu ki,   o  noktada Bahçeli devreye giriverdi ve "Türk tipi Başkanlığa evet" diyerek AK Parti'nin yörüngesinin-ve de kimyasının- değişmesine neden oldu! AK Parti  sistem içi popülist bir yola  sokularak  adeta hapsedildi!.. Bu nedenle, eğer 15 Temmuz „paralel“ bir komploysa-ki öyledir, daha sonra girilen süreç de bunun devamı olarak uygulamaya sokulan AK Partiyi ve onun liderini iyice Devletleştirerek teslim alma,  sistem içine hapsetme manevrasıdır!..

Fakat, özellikle Trump'un seçilmesinden sonra, MHP ile girilen bu ittifakın ve yolun AK Parti ve Türkiye için son derede rizikolu olduğu hissedilmeye başlandı sanıyorum!!.. Öyle ki, Referandum'da kazanmanın bile kaybetmek anlamına geleceği-en azından sezgisel düzeyde -hissedilmeye başlandı... Sanıyorum, Referandumla ilgili değşikliğin henüz onaylanmamasının, zaman kazanma ihtiyacının nedeni de bu...

Ancak işin ilginç yanı, birilerinin de bu durumun farkında olmaları ve  tam Erdoğan’ı köşeye sıkıştırmışken,  hiç renk vermemeye çalışarak onu  zaman faktörüyle iyice zorlayıp, sonunda kendi istedikleri kıvama getirmeye çalışmaları!..

Erdoğan’ın Referandum kararını onayladığını, yani okun yaydan çıktığını, tam bunun ardından da  Amerika’nın PKK-PYD ile işleri iyice sıkılaştırdığını düşünün!.. Bu arada farkında mısınız bilmiyorum,  Batı’da Yunanistan tarafında da bir kıpırtı var!! Bana sanki bu da bir tür gözdağı gibi geliyor! Yani, „ayağınızı denk alın, yoksa sizi iki cephede birden mücadeleye girmek zorunda bırakırız“  gibi birşey!!..  

Ha bir de tam bu noktada   İngiltere Başbakanı’nın Trump’tan sonra Türkiye’ye gelerek Erdoğan’la görüşmesi var!.. Neler konuşuldu acaba, İngiliz Başbakan Trump’tan ne haberler getirdi dersiniz?.. İmzalanan müthiş anlaşmanın yanı sıra başka neler konuşuldu acaba?

Peki, Amerika’nın ve Trump politikasının  zaman kazanmadan ve Erdoğan’ı iyice köşeye sıkıştırmaktan  amacı  ne olabilir?   Tam da Trump’a bu kadar umut bağlanmışken!!..

Bakın şeytan ne anlatıyor bana!!..

Trump ne diyordu, „Suriye'de Rusya ile iyi ilişki kurmalıyız“... Başka?.. „Kürtler bizim iyi dostumuzdur“... Başka? „Türkiye'den vazgeçemeyiz“!..

Peki Rusya ne yapıyor (bakın, ne diyor demiyorum, ne yapıyor diyorum)?.. Hem Türkiye ile iyi ilişkiler kuruyor, ama hem de Suriye için hazırladığı anayasa taslağında Suriye’li Kürtlere "kültürel" özerklik vadediyor!..

Peki, bütün bunları toplayın bakalım ne sonuç çıkacak!?..

Ben toplayınca şöyle bir sonuç çıkıyor:

Trump Amerikası  PKK'yi şöyle bir köşeye çekse ve dese ki,  „bakın, başaramadınız, durumunuz   hiç iyi değil, öyle „hendek“  kazarak  „halk savaşı“ yapma stratejisi sökmedi…  Marksizm falan derken vara vara vardığınız yer „terörizm“!..  Bu çukurdan nasıl çıkacaksınız? Bakın size bir önerimiz var, ya bunu kabul edersiniz, ya da, Suriye’yi falan da unutun. Türkiye’yle işbirliğine girer bir kalemde sizi de harcarız, bu nedenle iyi düşünün“:

„Türkiye’de tek taraflı olarak  silah birakma kararı alacaksınız ve bunu ilan edeceksiniz!.. Buna karşılık biz de Türkiye'nin Suriye politikasının değişmesini, Türkiye'nin PYD'yi kabul etmesini-bu, Suriye'de özerklik demektir-sağlayabiliriz... Bütün bunlar ayrıca ikinci adımda Türkiye’de  demokratikleşmenin  yolunu da açacaktır!.. Siz bilirsiniz, ya öyle ya böyle“!!..

Böyle bir öneri Rusya için de ideal olmaz mı idi, ne dersiniz!?... Ben kesinlikle diyorum!..

Peki, PKK ne der böyle bir öneriye?.. Ben,  onların da hayır diyeceklerini hiç sanmıyorum (en azından denize düşen yılana sarılır mantığıyla; ya da, el yardımıyla yol almanın zorunlu sonucu olarak!!...)

Ama acele etmeyin, hepsi bu kadar değil;  çünkü işte asıl mesele tam bu noktada başlıyor!..

Soruyu şöyle soralım: Peki böyle bir durum Türkiye’nin ve Erdoğan’ın işine gelir mi?..

Aslında  gelir, niye gelmesin ki, düşünün PKK terörü bitmiş, Suriye sorunu çözülmüş… Kim inşa edecek oraları yeniden!! En başta inşaatçılar atlar böyle bir çözüme!..

Ama diyeceksiniz ki, böyle bir manevra  Erdoğan ve Türkiye için otoyolda giderken tam bir U dönüşü anlamına gelmez mi?. En azından MHP ile olan ittifakı bitirmez mi?.. Ve de tabi Referandumun iptaline yol açmaz mı?.. Ne olacak, olsun!?   Taslağın meclise geri gittiğini ve muhalefetle, demokratik kamu oyuyla yeni bir uzlasma metni arama cabasına girildiğini düşünün!.. Bu kez, CHP de eşeğini kaybettikten sonra tekrar bulmanın hızıyla bambaşka bir yola sokulabilirdi!! Neden olmasın!!.. Böyle olmasa bile, AB den Amerika ve Rusya’ya, içerde Kürtlerden Alevilere, demokratik kamu oyuna kadar herkesin desteğini alan  bir politikaya CHP  nasıl karşı çıkacak ki?..

Tabi böyle bir  politikanın uygulamaya girmesi için önce Amerika ve Rusya’nın bu konuda uzlaşmaları gerekiyor. Yoksa iş yürümez.   Erdoğan  Referandum yasasını imzalasın diye beklerler. Sonra  ne mi olur?

Sonra iki şey olur! Bir; Referandum da „evet“çiler kazanır. Ama böyle bir „kazanma“ AK Parti ve Erdoğan için kelimenin tam anlamıyla kaybetme anlamına gelecektir! İki; „hayır“ kazanır. Bu durumda bir şans daha var demektir… Ben şu aşamada hala AK Parti’yi dışlayan bir çözümün Türkiye için „hayırlı“ olacağını düşünmüyorum! Hani nerede,  alternatif mi var ortada!!.. Allah korusun, Kılıçdaroğlu’nun , ya da Baykal’ın başa geldiğini düşünün, daha mı iyi olacak Türkiye’nin hali… Kürt sorununu mu çözecek bunlar, yeni demokratik bir anayasa mı hazırlayacaklar!?..

Çok mu hayalci oldu dersiniz!.. Bugün pazar... bazan hayal görmek de yararlı olur!!.. "Hayırlı pazarlar", herkese!..