• 2.01.2016 00:00
  • (1911)

 Öyle bir yere gelip dayandık ki, Türkiye'de iki Türkiye'nin bulunduğu gerçeğini kavramadan (aşağıdaki şeklin ne ifade ettiğini kavrayamadan) etrafınızda olup bitenleri  anlamanız gerçekten mümkün değil-ya da çok zor diyelim!!..

Çünkü, çıplak gözle baktığınız zaman, kimin elinin kimin cebinde olduğunun belli olmadığı bir „kaos“ tablosu  var ortada! İçinde, ABD den AB ye kadar bütün o "Batı“lı güçlerin de yer aldığı, FETÖ artı Türk-Kürt Beyaz „solcular“ ittifakına karşı, eski egemenlerle- ulusalcı Devlet sınıfı güçleriyle- Siyah Türklerin jakoben kanadından olusan "yerli-milli güçlerin“ ittifakı gibi ilginç bir tablo var ortada!.. Eski Türkiye’nin içindeki sınıf mücadeleleriyle  farklı kültürlerden oluşan  Beyaz-Siyah kesimler arasındaki kültürel mücadelelerin  içiçe geçtigi  eski Türkiye’nin içinde dönüp duran tam bize özgü bir „mücadele“  ortamı bu!.. „Düşmanımın düşmanı dostumdur“ mantığıyla, bugün bununla, yarın ötekiyle dayanışma içine girilerek yanyana durulan, ilkesiz, hedefsiz-tek hedef eski Türkiye’nin Devletine sahip olabilmek tabi-  kendine has bir mücadele…

 

 

-İşte “Devlet”, işte “paralel Devlet”, işte “sivil toplum”, ve işte Yeni Türkiye!... Şekil bütün bunların hepsini bir arada gösteriyor. Bir tür siyasi pusula gibi!... Kim nerede duruyor, piyasadaki aktörleri  yerine oturtarak burada açıkça görebilirsiniz!... Tabi bu arada siz kendinizi de bulacaksınız bu tabloda!... Nerede durduğunuzu belirleyin yeter!...

Bakın şöyle: Önce, A ile ifade edilen Batıcı egemen Kemalist Devlet sınıfı unsurlarına  karşı B+C+D ittifakı oluştu (FETÖ cüler, artı AK Parti, artı “libereller” adı altında bir kısım “solcular” ittifakına  o zaman EF ile ifade edilen "Yeni Türkiye" nin potansiyel güçleri de dahildi)...

Ama, ne zaman ki, A -yani Kemalist Devlet Sınıfı- yenilgiye uğradı ve Devlet sahipsiz kaldı, o zaman, B ile gösterilen "paralel Devlet Sınıfı" güçleri, ortaya çıkan boşluğu doldurmak için, D'nin-yani AK Parti’nin- temsil ettiği  unsurlara  dediler ki, "durum bakalım" bu Devlet bizim, "sözü ayağa düşürmeyiz, siz şöyle biraz kenara çekilin"!.. Bu durum, önce 17-25 aralığa, sonra da 15 Temmuz “kalkışmasına”  tekabül ediyordu!..

Devreye halk girince “paralel” unsurların  bütün  bu    Devleti ele geçirme hamleleri, darbe girişimleri   başarısızlığa uğradı tabi ve  buna bağlı olarak da  yeni ittifaklar-dengeler ortaya çıktı... Bu kez topun ağzında “ortak düşman” B-yani FETÖ- vardı ve B'ye karşı  FETÖ’nün hışmına uğramış  eski darbeci  ulusalcı Devletçi Kemalistlerle  (A), D 'nin temsil ettiği - yeni tipten  “yerli-millici” islamcı- Devletçi  AK Partili jakobenlerin- ittifakı gündeme gelmeye başladı!..

Ama bitmedi, tam bu noktada, C ile ifade olunan, Batıcı-Kemalist Beyaz Türkiye’nin  Kürt-Türk  "solcuları” da,  ABD sinden AB sine kadar bütün o  “Batı”lı güçlerle birlikte FETÖ’nün  içinde bulunduğu cepheye dahil olunca  şu anki durum  ortaya çıktı!...

Görüldüğü gibi, her ikisi de Osmanlı artığı eski Türkiye’nin içindeki unsurlardan oluşan iki cephe var ortada: A ile gösterilen yenik Kemalist Devlet sınıfı + D ile ifade olunan şu anın egemeni “yerli-milli”  jakoben Siyah Türkler ittifakına karşı, B ile gösterilen "paralel" Devlet sınıfı güçleri +  Beyaz “solcu”  Kürt- Türk   ittifakı!..

Bu tablo içinde herkes nerede durduğunu kendisi görebilir aslında!.. Ben mi? Ben, EF ile gösterilen noktada, yeni  Türkiye’nin yanındayım!..

Çözüm açık  sanıyorum: Madem ki Türkiye'de iki Türkiye var ve gelinen noktadan sonra  bunlardan birinin diğerini yok etmesi mümkün değil, o halde gelecek,  bütün o Beyaz Siyah etkileşmelerinin sonucunda ortaya çıkacak olan- çıkmakta olan-    çok kültürlü MELEZ insanların  yeni  Türkiyesinindir.  Adem-i merkeziyetçi, çok kültürlülüğü  temel alan yeni bir anayasa ile toplumsal DNA ları-bilgi temeli-belirlenecek olan yeni bir Türkiye’nin!..

Kim ne derse, ne yaparsa yapsın, hangi İslamcı, Osmanlıcı, ya da „solcu“-„sağcı“ ideallerden bahsederse etsin,  eninde sonunda dönüp dolaşılarak gelinecek olunan nokta burasıdır!..