• 30.09.2016 00:00
  • (2457)

 Mensur Akgün bugünkü yazısında şöyle diyor[1]:

"Bizim ve bizim gibi düşünenlerin en büyük yanılgısı BM Şartı’nın özüne değil sözüne bakmamız, onun öngördüğü kolektif güvenlik sisteminin çalışacağını sanmamızdı. Oysa “birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” mantığına dayanan kolektif güvenlik anlayışı bencil çıkarların kol gezdiği, her devletin kendi güvenliğini korumakla mükellef olduğu devletler sisteminde yeri geldiğinde diplomatların siyasi baskı için kullanacağı bir enstrümandan başka bir şey değildi.

Yanlış anlaşılmasın BM tabii ki önemliydi, hala da önemli olmayı sürdürüyor. Suriye sorununa ve diğer sorunlara çözüm bulunacaksa ancak burada bulunacak. Türkiye'nin dünyanın beşten büyük olduğunu hatırlatmasında beis yok. En azından biz buradayız, söyleyecek sözümüz var, reform yapacak olursanız bizi de düşünün diyoruz, itirazlarımızı kayda geçiriyoruz. Yeter ki gerçekleri olduğu gibi görelim, BM’nin asıl amacının ne olduğunu unutmayalım…“

Çok doğru,  katılıyorum!..

"Dünya beşten büyüktür" sözü, 20.yy'ın ulus devletler dünyasında ezilen-altta güreşen- halkların, „gelişmekte olan ülkelerin“  20.yy'ın egemenlerine karşı bir protestosu, „biz de varız“ deyişi olarak kaldığı sürece olumludur, desteklenmesi gerekir… Ama yok eğer bunun altında,  gene aynı 20.yy kulvarlarında  koşarak çözümü gene bu zeminde  aramanın mantığı yatıyorsa, eğer biz-bizler- de o "beşe" dahil olursak mesele hallolur anlayışı yatıyorsa, o zaman bu mantıkla daha çok zaman kaybederiz... Çünkü artık, 20.yy zemininde kalarak bir yere varılamaz!..

Tabi aslında bunu derken önce nereye varmak istediğimizin, amacımızın ne oldugunun da tanımlanması gerekiyor!..

Amacımız, 20.yy anlayışıyla güçlü bir ulus devlet haline gelmek midir? Yoksa, 21.yy paradigmasını kavramış, bilgi üretmenin yolunu bulmuş, "güçlü olmaktan", daha fazla bilgiye sahip olmayı anlayan bir 21.yy toplumu haline gelmek mi istiyoruz? Eğer amaç bu ikincisi ise, o zaman yoğunlaşılması gereken esas konu budur…  

Sayın Erdoğan diyor ki, "son yıllarda patinaj yapar hale geldik, daha ileriye gidemiyoruz"... Niye?...

İşte cevabı aranacak olan esas soru budur!..

Soruyorum ben şimdi: Deseler ki, hadi gel sen de gir o beşlinin arasına,  bu durumda  problem çözülmüş olacak mı? 21.yy'da mesele 20.yy'da olduğu gibi güçlü bir ulus devlet haline gelebilmek midir?... Beşliye dahil olan altıncı olsak ne olacak!!.. Eğer böyle düşünüyorsak   bu kafayla  daha çok vakit kaybederiz!..

Bir 20.yy ulus devletler örgütü olarak BM, 21.yy paradigması içinde ulus devletlerin yavaş yavaş „sönümlenmesine“ paralel  bir  şekilde önemini kaybedecek bir kuruluştur. Bu nedenle, biz asıl, ne yapar, nasıl yapar da bilgi üreten bir 21.yy  toplumu haline geliriz bu konuda yoğunlaşalım… Bir yandan, eski dünyanın ezilen halklarının sözcülüğünü yaparken, diğer yandan da- aynı zamanda- onlara, "uluslaşırken küreselleşmenin", bilgi üreten bir toplum haline gelmenin yolunu göstermeye gayret edelim... Yoksa gerisi içi boş bir hamaset ve ne işe yarayacağı belli olmayan bir 20.yy ulusalcı-cesaret gösterisi olarak kalacaktır... 21.yy da cesur olmanın yolu artık  duygusal düzeyde kalan çıkışlardan,  "göklerden gelen kararlara" dayanan kükremelerden geçmiyor! İçinde bulunduğumuz bu yeni dünyada, ne kadar bilgi üretebiliyorsan, o kadar bilişsel anlamda cesur da oluyorsun!..

(Peki o zaman ne yapmalıyız? Nasıl bilgi üreten bir toplum haline geleceğiz mi diyorsunuz? Benim cevabım şöyle: Bilgi üretebilmek için önce "öğrenmek nedir" onu  öğrenmek gerekiyor!.. http://www.aktolga.de/z4.pdf  ...   Ama bunu yaparken yapmamız gereken başka işler de var:  http://www.aktolga.de/m54.pdf  )


[1] http://www.marmarayerelhaber.com/mensur-akgun-/46534-bmye-fazla-mi-onem-atfediyoruz