• 28.07.2016 00:00
  • (2489)

 BAKIN, AŞAĞIDAKİ LİNKLERDE  VERİLEN MESAJLAR ÇOK ÖNEMLİ!...

BUNLARDAN BİRİ ULUS DEVLET DURUŞUNU SİMGELERKEN, DİĞERİ KÜRESEL SERMAYENİN DURUŞUNU İFADE EDİYOR!...

Sadece olanı görmek, darbeye darbe diyebilmek yetmez; çünkü  bunu göremeyenler ya kör olanlardır, ya da  kasten gözlerini kapayanlar, bu açık!...

Ama mesele burada bitmiyor ki!...

Yavaş yavaş milliyetçi-hamasetle karışık bir ses yükselmeye başladı: „Madem ki fetöcü darbenin arkasında Batı var, o halde,   biz de Batı'ya karşı Rusya'yla, Çin’le falan ittifak yaparak Batı’dan kopalım-Nato’dan çıkıp  Şanghay Birliğine katılalım!...

Bakın, bu işin şakaya gelir yanı yoktur; bunlar, bu türden  milliyetçi hezeyanlar kelimenin tam anlamıyla Türkiye'ye tuzaktır!... Sakın ha, kimse bu tuzağa kanmasın!... Darbeye karşı kazanılan zaferi milliyetçi bir hamaset çizgisine sokup Türkiye'yi tuzağa düşürmek  kimseye fayda getirmez!...

Türkiye'nin yapması gereken,  arkasına  küresel sermayenin desteğini de alarak Batı’lı ulus devletlerin politikalarına karşı durmaktır, bu kadar basit!...

Rusya'nın nesi var doğal gaz ve petrolden başka!... gelipte Türkiye'ye yatırım mı yapacak Rusya?... Halbuki, küresel sermaye,  ipek böceğini delip çıkarak gelişmekte olan ülkelere konan o  kelebektir. Batı'lı ulus devletler ise,  kurtçuğun kelebek olarak  delip çıktığı o koza oluyor!... Kelebekten  yararlanabilmek için kozayla olan ilişkileri de muhafaza etmek zorundasınız. İşin diyalektiği bunu gerektiriyor (http://www.aktolga.de/m61.pdf  sayfa 21.)

Ama bitmedi, bir diğer önemli nokta da Türkiye'nin ihracatının büyük ölçüde Batı'lı ülkelerle oluşudur. İhracatımızın %42 si sadece AB ülkeleriyle!... E, sen Batı'yla arayı bozunca ne yapacaksın, Almanya'ya sattığın malları Rusya mı  alacak senden!!... Yoksa Çin mi?...

Türkiye, küreselleşme zincirinin çok önemli bir parçasıdır. Bir ayağı 21.yy da olup, Rusya ve Çin'e göre toplumsal gelişme açısından çok daha ileride olan bir ülkedir.  Rusya ve Çin gibi ülkeler ise  hala 20.yy la hesaplaşmalarını tamamlayamamış olan antika devletçi yapılardır, bunların Türkiye'ye verecekleri hiçbirşey yoktur... Toplumsal gelişme seviyesi açısından Türkiye bunlardan çok daha ileridedir...Tamam, Ruslarla en iyi ilişkileri kuralım, Çin'le de... Ama bütün bunları yaparken şantaj politikasına kalkıp  ayağımızı yerden keserek boşluğa düşmeden, amacın bağcıyı dövmek değil üzüm yemek olduğunu unutmadan...

Evet Batılı ülkeler çok açık bir şekilde darbenin arkasında durdular, duruyorlar bu doğru!... Ama onların bu duruşlarına karşı mücadelenin yolu onların bulunduğu 20.yy kulvarına inerek onlara karşı mücadeleyi  burada-onların daha güçlü olduğu alanda- sürdürmek değildir. Tam tersine, bunlara karşı en etkili mücadele ancak 21.yy kulvarında kalarak, küresel sermayeyle en olumlu ilişkileri geliştirip demokratikleşerek, kısacası yeni Türkiye'yi inşa yolunda adımlar atarak verilebilir... Unutmayın, bizi Kürt sorununun çözümünü de içine alacak şekilde yeni bir anayasanın yapımına götürecek olan tarihsel uzlaşmanın yolu da gene demokratikleşmekten geçiyor...

Darbeye, darbecilere ve teröre karşı mücadele ile demokratikleşme mücadelesi birbirini dışlamaz. Tam tersine, demokratikleşme yönünde adımlar attıkça darbecileri ve terörden medet umanları da daha çok köşeye sıkıştırmış olursunuz...

Evet, yazının başında da  işaret edildiği gibi, eğer 20.yy ulus devlet politikalarıyla 21.yy küreselleşme süreci dinamikleri arasındaki farkı  somut bir şekilde görmek istiyorsanız  hemen şu iki linke bakınız!...

http://www.yenisafak.com/…/dunya-dergilerinin-turkiye-kabus…

http://www.dunya.com/ekonomi/yatirim/yabancidan-guven-tam-yatirima-devam-mesaji-307114h.htm