• 30.05.2016 00:00
  • (1584)

 (Geçen yıl yayınlanan yazıdan... Biliyorsunuz her sene İstanbul'u yeniden fethediyoruz!... Gerçi bu yıl Davutoğlu yok artık "savaş" alanında(!) ama, Alimallah "stratejik zihniyetimiz dün olduğu gibi bugünde dimdik ayakta!!...)


Sanılıyor ki, Türkiye aynen bir zamanların Almanya'sı gibi „kapitalizmin gelişmesinin eşit oranda olmaması kanununa“ göre yükselen bir ülke; bütün mesele, atalarımızın "stratejik zihniyetine" uygun bir ideoloji-ruh hali yaratarak onların-Osmanlı’nın yolunda ilerlemek!!... Bu anlayışla, "fetih" olayını da, „yükselen ülke“ ruh haliyle, dünya pazarlarında daha çok yer kapmak, Osmanlı'nın intikamını alarak onu yeniden ihya etmek olarak anlıyorlar!...


Halbuki 21.yüzyılda "fetihçilik", bilgi üretme diyalektiğini kavrayarak, modern bir eğitim sistemi yoluyla, "nefsini bilen Rabbini bilir" anlayışına uygun bir şekilde, nefsini  fethederek kendi surlarına bayrağı dikip "kendi varlığında yok olma" yolunda adımlar atabilmektir!...


Hamasetle, „atalarımız“, „stratejik zihniyetimiz“ edebiyatıyla  „Ertuğrul dizisindeki“ senaryoya özenip her yıl İstanbul'u yeniden fethederek bilgi falan üretilemez!!... Bilgi üretilemeyince de "katma değeri yüksek mallar üretilemez" ve dünya pazarlarında daha fazla yer kapma düşüncesi hayal olur!...


Atalarımızdan bize kalan bilgi temeli mirası, antika çağın tarihsel devrimci fetihçilik anlayışı değil, onun ardında yatan ve tasavvufla kendini ifade eden ilkel sınıfsızlık anlayışı-ruh halidir... 21.yy da modern fetihçilik ancak böyle bir temel üzerinde yeni bilgiler üreterek ulaşılabilecek hedeflere yönelik olabilir, gerisi boş hamasettir!... Özgüven patlaması iyi de, fazla gaz da sağlığa zarar verir!...


Şu işe bakın, yeni Türkiye’nin inşası için sivil insiyatifle yeni demokratik bir anayasa yapımı falan derken, ne olduğu belli olmayan „Türk tipi bir Başkanlık“ sloganıyla bunun önü kesildi!… Devleti değiştireceğiz, yeni Türkiye’ye özgü yeni tipten modern bir devlet yapısı inşa edeceğiz derken, varolan Devlete sahip çıkarak onu yüceltmek-„yeni bir ruhla küllerinden onu yeniden yaratarak kurtarmak“ yoluna girildi!...


Ama sakın enseyi karartmayın, Türkiye daha geriye gitmiyor!... Bir tür toplumsal psikoanaliz-buna bağlı olarak da psikoterapi olayıdır bu yaşanılan...

 

Ne yazık ki, tarihsel travmatik olaylar başka türlü tedavi edilemiyor!... İnsanlar geçmişe dönüp bilinçaltına inerek tarihleriyle hesaplaşırlarken aslında kendileriyle de hesaplaşmış oluyorlar!... Yaşanılan "restorasyon-reaksiyon" ruh halinin başka izahı yoktur!...


Türkiye toplumunun tarihsel evrimi sürecine özgü burjuva demokratik devrim süreci, içine girilen yeni "Tarihsel uzlaşma" aşamasında nelerin yanlış olduğunu sınayarak kendi yolunu arıyor... Küreselleşme süreci dinamikleri de bu süreci

kontrol altında tutuyorlar... Endişeye gerek yok!...