• 6.02.2015 00:00
  • (3142)

 BU İŞ GERÇEKTEN, “AÇ TAVUK RÜYASINDA DARI GÖRÜR”E DÖNDÜ”, AMA BU “TAVUK” ÖYLE MASUM BİR TAVUK DEĞİL!!...

Şu habere bakın: “O topraklar Türkiye'nin yeni vilayeti olacak!  İncirlik mutabakatı sonrası ABD medyası ‘Ortadoğu'nun yeni haritasını Obama ve Erdoğan çizecek’ diye yazdı.  İngiliz basını bu iddiayı somutlaştırdı: Fırat'ın batısından Akdeniz'e kadar uzanan topraklar,Türkiye'nin yeni vilayeti olacak...Türkiye ile ABD İncirlik konusunda mutabakata varırken, anlaşmanın gizliliğini koruması bölgede gerçekleşmesi muhtemel birçok senaryoyu da beraberinde getirdi. ABD medyası, İncirlik mutabakatı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkanı Barack Obama'yı ziyaretiyle ilgili Ortadoğu'nun yeniden şekilleneceğini yazdı”[1].

Hem diyorlar ki, “bütün belaları başımıza saran "üst akıl" denilen-dedikleri- o "Batı"dır, yani o hin oğlu hin İngiltere-Almanya- ve ABD ‘den oluşan   "küresel güçlerdir" (“küresel finans oligarşisidir”), ama hem de, yok efendim ABD-İngiliz basını "o topraklar Türkiye'nin olacak" demiş diye seviniyorlar!!.. Hem diyorlar ki, "1.Dünya savaşı bitmedi, o savaş Osmanlı'yı paylaşmak için Batı'lı güçlerin bir “provokasyonuydu”-bir kayıkçı dövüşüydü", ama hem de "üst akıl" dedikleri o “şer odaklarından” medet umarak, bütün kötülüklerin nedeni olan o “şeytan”ın da yardımıyla   “yeni vilayetler kazanacağız” diye içten içe seviniyorlar!!.. Bu zihniyetten ne köy olur ne kasaba, bu iş bitmiştir! Bu zihniyet, 20.Yüzyıl kalıntısı "kendine aşırı güvenle" gizlenen bir  aşağılık kompleksini ifade ediyor!...

Öyle bir "anti emperyalizm" anlayışı ki, işine yarıyorsa "iyi", yaramıyorsa "kötü, üst akıl"!!.. Yahu kardeşim “yeni bir vilayet daha kazanacaksın”da ne olacak?... 21.Yüzyıl paradigması kimin daha çok vilayeti var üzerine kurulmuyor ki!! Bakın, ortadan ikiye bölünmüş bir G. Kore aldı başını gidiyor!... Sen yeni bilgiler üretecek bir sistem yaratamadıktan sonra on tane daha yeni vilayetin olsa ne yazar!..

Osmanlı’nın o kadar “vilayeti” vardı da ne oldu!!.. Nasıl oldu da o “üst akıl” Osmanlı’yı parçalamayı başardı! Sen  bunları görme, Osmanlı’nın kısır bir toplum olduğunu, kendini üretemediğini görme, sonra da bütün suçu “üst akıla” atarak eski antika yapıya özenip onu yeniden “restore” etmeye çalış!... 21.Yüzyılda 20.Yüzyıl kafa yapısıyla Türkiye’ye özgü bir  burjuva devriminin “jakobenliği” bu olsa gerek!!.. Bazıları kendisini-kendilerini Napolyon sanıyor-sanıyorlar bu açık da, 21.Yüzyılda bu türden düşünceler artık normal olmuyor!.. Bir tür toplumsal patolojiye giriyor iş bu noktada!!..

Bütün bu saçmalıkların yanı sıra bir de  acayip acayip ekonomi teorileriyle  bu sapık duruşa zemin kazandırmaya çalışıyorlar ya, pes doğrusu!!.. Küresel sermaye düşmanlığı, garip bir Devletçi duruşla, eski tip bir  "solcuk" sosu  da kullanılarak “stratejik zihniyetimiz” etiketiyle yeni tipten bir hamasetle süslenerek piyasaya sürülüyor!!.. Hem tuttular “Batı’yı-ABD’yi üst akıl” falan diye yerin dibine soktular, hem de şimdi o “üst akıl” bize yeni vilayet hediye edecek diye seviniyorlar!!.. Allah kahretsin ne biçim bir jakobenlik bu!...

Kardeşim bu işin başka yolu yoktur!...

1-Ya demokratikleşeceksin, ya demokratikleşeceksin!... Bu ise ancak antika merkeziyetçi yapıya son vermeyle mümkündür... Türkiye gibi çok kültürlü bir ülkede bireyi temel alan, sivil toplum gücüne güvenen adem-i merkeziyetçi bir yeniden yapılanma olmadan, merkeziyetçi devlet yapısını muhafaza ederek demokratileşilemez!...

2-Küresel sermayenin önündeki bütün bürokratik engelleri kaldıracaksın... Yok efendim şöyleymişte böyleymiş!! Bunlar hikayedir, sermaye sermayedir!... Küresel sermayenin bir ülkeye girerken artık mecburen bilgiyi de beraberinde getirdiğini unutmayacaksın!...Kim taş üstüne taş koyuyorsa ona engel olmayacaksın (inşallah bu cümleyi  şu hormonlu “inşaat burjuvazisine” destek olarak yorumlamazsınız!!...) Sermayenin "sıcağı" soğuğu olmaz!... Sermaye bir bütün olarak hareket eder... Sen tutupta "sıcağı gelmesin" diyemezsin!... "Sıcağı" niye geliyor, faiz için mi, o halde  sermaye düşmanlığı yapmak yerine "sıcak paraya" olan ihtiyacı-"cari acığı"-ortadan kaldırarak faizlerin düşmesini sağlayacaksın. O zaman piyasa zaten kendi dengesini bulur... Bakın 250 milyar euro "cari fazlası" var Almanya'nın, adamların "sıcak para gelmesin" falan diye bir korkuları var mı?... Ülkenin en tepesinde oturan kişi tutuyor kendi merkez bankasıyla kavga ediyor yahu, bu işin bir rasyonalitesi var mı?  Bütün mesele senin kendinde aslında. Senin o çağ dışı merkeziyetçi-Devletçi yapında...  Bir takım “Danışmanların” sapık teorilerine dayanarak onu tartışma konusu yapmadan işi "çözmek" istiyorsun mesele burada!!..

Tabi bütün bunları rasyonel hale getirebilmek icin, yani, “bakın dün de böyle olmuş” diyerek bugünün sorunlarının  nedenlerini geçmişe havale ederek, çözümü “tarihsel derinliğimizin” içinden çekip çıkarabilmek için de    sapık-Devletci bir "tarih tezi"ne de ihtiyaç duyuluyor!... Bir tür toplumsal psikoterapi ihtiyacı bu aslında!... Tarihte yaşanılanları bir travma olarak düşündüğümüz zaman bu türden bir  psikoterapiye neden ihtiyaç duyulduğu da kendiliğinden ortaya çıkıyor!...  Ama bu noktada tedaviyi yapacak psikoloğun niteliği öne çıkıyor tabi!.. Devletçi bir psikoloğun yapacağı psikoterapi, ancak,  ne yapar eder de yeni tipten “emperyal bir Türkiye’yi  yaratabiliriz”e hizmet edecektir!...

Nasıl yapıyorsun bu işi? Bugünkü çıkarlarına uygun olarak  Osmanlı'dan itibaren günümüze kadar gelen  “mantıki” bir  ideolojik  çizgi oluşturarak işe başlıyorsun; “neymis efendim, bu iş 1830 larda başlamış da, "Batı" denilen o "üst akıl" ta o zamandan itibaren bizi teslim almış da, zaten  o "Duyun-u Umumiyeler" falan da hep bu "üst akılın" kurduğu tuzaklarmış da!!.. Şimdi de zaten eskinin Duyun-u Umumiye’sinin yerini alan o İMF’ye, o  "üst akıla" karşı "İkinci bir kurtuluş savaşı" veriyormusuz da"!!..

Yani, akıl alır gibi değil!... Bütün dertleri o "DEVLET’İ"- yere göğe sığdıramadıkları o Osmanlı Devleti’ni  aklamak, ona söz gelmesine engel olmak!... Eğer kendi kendinize , nasıl olur da insan “Devlete karşı mücadele ederken” de Devletçi olabilir diye soruyorsanız, şu yaşanılanlara daha dikkatli  bir bakın diyeceğim!... “Devleti değiştireceğiz”  derken bazılarının dönüp dolaştıktan sonra  bundan anladıklarının gene   "Devleti kurtarmak" olduğunu,  o antika merkeziyetçi yapıyı   muhafaza edebilmek olduğunu göreceksiniz!...

Peki kardeşim o "Batı" kapitalizme geçerken sen niye geçemedin diye de sormuyorlar hiç?... Hadi o bir yana, kimse de “sen niye o fetihçi Devlet anlayışını aşarak bir sivil toplum zeminine ulaşamadın” demiyor?... Elin adamı üretici güçlerini geliştirerek kendini yeniden yapılandırırken sen bütün gücünü eskiden beri varolanı muhafazaya yönlendirmişsin. Sonra, fetihçilik dönemi bitince,  gene o antika yapını muhafaza edebilmek için,  bu sefer de tutmuşsun "Batılılaşarak" paçayı kurtarmaya çalışmışsın!... Tabi "Batılılaşmaktan" anladığın da, yukardan aşağıya doğru Devletin suratına batılı bir maske takarak onu "modernleştirmeye çalışmak" olduğundan  o "üst akılı" senin kendin yaratmışsın aslında!..

Niye ilan etti Osmanlı o Tanzimat'ı dersiniz?  Yeni bir ordu kurmaya çalışırken neydi o II.Mahmut'un derdi? Nasıl olacaktı bu işler, üretmiyordun ki, üretimden elde ettiğin gelirle "modernleşesin"?  O zaman ne yapıyordun, ya vergileri arttırarak kendi Reaya’nı sömürüyordun (o Celali İsyanları ne için çıkıyordu dersiniz), ya da o lanet ettiğin Batı’dan kredi alabilmek için onların önünde  el pence divan hizaya duruyordun!.. Sonra da tabi borcunu ödeyemeyince elin adamları Duyun-u Umumiyeler falan kurarak seni kıskıvrak bağlıyorlardı. Ne bekliyordun ki daha başka? “İMF’yi kovmuşlarmış”(!!)... Kimse de demiyor ki, kardeşim zorla giren birisi kovulabilir ancak, İMF zorla mı girmiş senin içine? Sen muhtaç olmuşsun ona!  Aynen Osmanlı gibi, yemişsin içmişsin, Türkiye’yi dibe vurdurmuşsun  ve  İMF yi sen kendin çağırmışsın ülkeye!... Ha, tamam, sen ötekiler gibi yapmamışsın, borcunu ödemişsin ve artık İMF’ye ihtiyacın kamamış bu ayrı bir konu... Bırakın kovmayı insan oturur bir teşekkür eder yahu!!.. O “solcu” Syriza ile ne farkınız kalıyor ki bu durumda!!.. Sen al euro’ları, har vur harman savur, sonra da “emperyalist Merkel’e” küfret!!.. Ne imiş “Alman emperyalizmi Yunanistan’ı sömürüyormuş, Hitler’in yapamadığını bugünküler yapıyormuş” hadi canım sen de!..

Ben size birşey söyleyeyim mi, bütün o Leninist “Emperyalizm Teorisi” falan bunların hepsi  başından sonuna kadar yanlıştır!... Sermaye ihraç ettin mi emperyalist oluyorsun öyle mi!! E, bugün kim sermaye ihraç etmiyor ki!! Şimdi Türkiye gidip Somali’de yatırım yapınca bu emperyalizm mi oluyor yani!.. Bu mantıkla siz  öyle bir “düşman” yaratıyorsunuz ki, hiç kurtuluş yok!!  Sonra tabi bir de buna “karşı”, buna reaksiyon olarak “sermaye düşmanı bir solculuk” yaratıyorsunuz. Ne güzel, hem milliyetçi, hem dinci, hem de “solcu”, ama illa ki Devletçi bir  duruş!...

Ben size söyleyeyim, buradan bir yere varılamaz!... Bugün olan da budur zaten. 20.Yüzyıl kalıntısı bir Devletçilik kendisine karşıt bir “devrimcilik” anlayışı yaratmış, sonra da onunla “savaşarak” hem kendisini hem de onu yeniden üretiyor o kadar, kolay  gelsin!...