• 2.06.2015 00:00
  • (2850)

 "Fetih" konuşmalarını izledim-hem Davutoğlu'nu, hem de Erdoğan'ı- Hepsi iyi güzel, özgüven patlaması falan da, kafa yapısı halâ 20.yy da!...

Sanılıyor ki, Türkiye aynen bir zamanların Almanya'sı gibi „kapitalizmin gelişmesinin eşit oranda olmaması kanununa“ göre yükselen bir ülke; bütün mesele, atalarımızın "stratejik zihniyetine" uygun bir ideoloji-ruh hali yaratarak  onların-Osmanlı’nın yolunda ilerlemek!!... Bu anlayışla, "fetih" olayını da, „yükselen ülke“  ruh haliyle, dünya pazarlarında daha çok yer kapmak, Osmanlı'nın intikamını alarak onu yeniden ihya etmek olarak anlıyorlar!..

Bütün bunlar, sağlıklı, 21.yy'a özgü bir ruh haline işaret etmiyor! ... AK parti'yi ilk on yılda başarıdan başarıya götüren yol bu değildir!... AK Parti'yi AK Parti yapan, içerde 20.yy kalıntısı bir Devlet sınıfına karşı verilen mücadelenin dışarda küreselleşme süreci dinamikleriyle birleşmesi idi. Yoksa, daha önce Erbakan da her yıl Istanbul'u fethedip duruyordu!!... Şimdi  çaresizilikten tekrar eski baba ocağına mı dönülüyor dersiniz!!.

21.yüzyılda "fetihçilik", bilgi üretme diyalektiğini kavrayarak, modern bir eğitim sistemi yoluyla,  "nefsini bilen Rabbini bilir" anlayışına uygun bir şekilde, kendini-nefsini- fethederek-kendi surlarına bayrağı dikip "kendi varlığında yok olma" yolunda adımlar atabilmektir!...

Hamasetle, „atalarımız“, „stratejik zihniyetimiz“ edebiyatıyla, „Ertuğrul dizisindeki“ senaryoya özenilerek  bilgi üretilemez!!... Bilgi üretilemeyince de "katma değeri yüksek mallar üretilemez"!!...

Atalarımızdan bize kalan bilgi temeli mirası, antika çağın tarihsel devrimci fetihçilik anlayışı değil,  onun ardında yatan ve tasavvufla kendini ifade eden ilkel sınıfsızlık anlayışı-ruh hali olmalıdır... 21.yy da modern fetihçilik ancak böyle bir temel üzerinde yeni bilgiler üreterek ulaşılabilecek hedeflere yönelik olabilir, gerisi boş hamasettir!... Özgüven patlaması iyi de, fazla gaz da sağlığa zarar verir!...

Tamam, gene AK parti kazansın, tek başına iktidar olsun (çünkü, öbür türlüsü sil baştan geriye dönüş olacaktır !), ama HDP de meclise girsin!... Girsin ki, öyle sadece hamasete-içi boş bir özgüvene dayalı ruh haliyle bir yere gidilemeyeceği, yeni tipten milliyetçi-Devletçi bir anlayışla bir yere varılamayacağı belki o zaman daha iyi anlaşılabilir...

Şu işe bakın, yeni Türkiye’nin inşası için sivil insiyatifle yeni demokratik bir anayasa yapımı falan derken,  ne olduğu belli olmayan „Türk tipi bir Başkanlık“ sloganıyla bunun önü kesildi!… Devleti değiştireceğiz, yeni Türkiye’ye özgü yeni tipten modern bir devlet yapısı inşa edeceğiz derken, varolan Devlete sahip çıkarak  onu yüceltmek-„yeni bir ruhla küllerinden onu yeniden yaratarak kurtarmak“ yoluna girildi!..

Seçimlerden sonra bütün partiler kendi içlerinde mutlaka bu yaşanılanların muhasebesini yapacaklardır!… Ne Kemalist Devletçi bir geriye dönüşle, ne de yeni tipten milliyetçi-Osmanlıcı bir ruh haliyle yeni Türkiye inşa edilemez!..