• 4.11.2014 00:00
  • (2198)

 NECIP FAZIL ÖDÜLÜ ÜZERINE..

ÖDÜL N.FAZIL’A MI, YOKSA BUGÜNÜN İÇİNDE YAŞAYAN „İSLAMCILIĞA“ MI?..

Bir kaç yıl oluyor, merak edip  N.Fazıl'ın bütün kitaplarını getirterek okumuştum..Olayı kavrayabilmek için özellikle onun Menderes üzerine yazdığı anı-kitabını okumanızı öneririm. Burada Menderes’i „İslamcı“ olmamakla suçlar N.Fazıl!.Hem de nasıl suçlar!! Bütün o 27 Mayıs falan hep Menderes’in İslamcılığı kavrayamamasının sonucudur!..Kısacası, kendi ideolojik yapısını, kişiliğini, neyi var neyi yok herşeyi bu kitapta serer ortaya!!..Zaten ondan sonra da olay bitti benim için!..

Bana göre, örneğin, "altın nesiller" yetiştirmeye çalışan bir F. Gülen ile    N.Fazıl arasında hiçbir fark yoktur!. İkisi de „İslamcıdır“ bunların. Aradaki fark, birisinin çıkış noktası direkt olarak Devlet ve  Devlet sınıfı iken, diğerinin, İttihatçılara-daha sonra da Kemalistlere-karşı ortaya çıkan halkçı İslamcı duruşu da içermesidir.  Burada önemli olan, ikisinin de, son tahlilde, Osmanlı Devlet anlayışına özgü   bir duruşla  İslam’ı bir ideoloji olarak kullanmaya çalışmaları olup,  ikisinin de  toplum mühendisi olmalarıdır!..

Bu açıdan bakınca benim için "solcu" olmayla "İslamcı" olmak arasında da bir fark yoktur zaten!..Çünkü,  bütün ideolojilerde olduğu gibi bu durumda da gene   toplum belirli bir ideolojiye göre şekillendirilmeye calışılmaktadır..Halbuki toplumlar  canlı organizmalar olup, mühendislik faaliyetleriyle değil, çevreyle etkileşerek kendi iç dinamikleriyle evrilerek gelişirler..

Bakın, Nuri Pakdil’e  „Necip Fazıl’a Saygı Ödülü’nün“ verildiği toplantıda  neler söylüyor Erdoğan[1]

"Necip Fazıl Saygı Ödülü ilk olarak "kime verilmeli" diye sorulduğunda, sanırım herkesin aklına o gelecektir. Selamlamasını dahi, "değerli dostlarım, sizi anti emperyalist, anti kapitalist, anti faşist ve anti firavunist duygularımla selamlıyorum" diye yapan sevgili Nuri Abimizi, muhterem Nuri Pakdil'i özellikle kutluyor, tebrik ediyor, bize klas duruşu, bize devrimci başkaldırışı öğrettiği için, kendisine şahsım, yol arkadaşlarım, ülkem ve milletim adına sonsuz şükranlarımı sunuyorum".

Nedir bu şimdi? Tamam, herşeye rağmen N.Fazıl'a saygı duyabilirsin!. Ben de Marx'a-Engels'e  saygı duydum, halâ da duyuyorum!. Hatta,  Kemalistlere karşı verilen mücadelede İslamcıların ezilen taraf olduğunu söyleyerek duygusal anlamda mazlum konumunda olana sempati de duyabilirsin (nitekim biz de duyduk ve de onları savunduk -halâ da savunuyoruz!).. Buna benzer bir şekilde, örneğin, ben de, 1917 de  haksızlığa, sömürüye karşı mücadele vermiş olan Sovyet İşçi sınıfına saygı duydum  ve onları destekledim.. Bütün bunlar normal.. Ama buradan, bir ideolojinin-karşı tarafın ideolojisinin- yanlış olduğu,  doğru olanın senin savunduğun ideoloji olduğu sonucu çıkmaz!!..Toplum mühendisliğinin bir biçimine karşı başka bir biçimiyle mücadele edildiği sonucu çıkar!!  Ezilen tarafa  duygusal anlamda sempati duyuyor da olsan bu sonuç değişmez!..

Evet, toplumsal diyalektik duygusal reaksiyonları dışlamaz; ama o,  aynı zamanda bilişsel bir zeminde de ele alınarak açıklanmak zorundadır. Tamam,  olayların akışı içinde yer alan bir aktör olarak senin duruşun o an-bu süreç içinde- daha çok duygusal bir zeminde gelişmiş olabilir; hatta, bu yüzden  sonunda hata yapmış, veya „kazanmış“ ya da „kaybetmiş“ de olabilirsin! Fakat bu sonucu değiştirmez!.. Nitekim, 1917 de „kazanan“ konumda olan „işçi sınıfı devrimcilerinin“, ya da, bu dönemde gene „kazanan“ konumunda olan Kemalistlerin  başına daha sonra nelerin geldiğini hep birlikte gördük!. Bu durumda oturursun, tarihten ders çıkararak  olayları ve süreçleri bilişsel bir zeminde yeniden açıklamaya çalışır, eleştiri ve özeleştiri yaparsın. Nitekim   ben bugün Marksizmi „işçi sınıfının ergenlik dönemi ideolojisi“ olarak görüyor, kendimi de buna göre eleştirmeye çalışıyorum[2].   Ama sen, yaşanılan bunca şeyden sonra halâ tutupta İslamcılık adına "kapitalizme karşı" "devrimci" bir N.Fazıl'ı yeni nesillere örnek olarak göstererek, „İslami nesiller“ yaratma amacıyla içinde yaşadığımız burjuva devrimi sürecini İslamcı bir ideolojiyle karartmaya çalışırsan bunun affedilir tarafı yoktur..

Evet, bugün Türkiye'nin halâ Erdoğan jakobenizmine ihtiyacı var; eleştirel düzeyde de olsa halâ AK Parti’yi destekliyor olmamızın nedeni budur; ama şunu unutmayalım ki, halkımızın Erdoğan'a açtığı bu kredi hiçbir zaman belirli bir ideolojiye açılan bir kredi değildir. Kredi, onun eski Türkiye'ye-Devlet sınıfina karşı verdiği burjuva demokratik devrimci mücadeleye açılmıştır. Hiçbir ideoloji-bunun adı İslamcılık bile olsa, yeni bir Türkiye'yi inşa edemez!..Bakın, milyonlarca insanın gayretiyle "İşçi sınıfı ideolojisine" göre inşa edilen o Sovyetler Birliği bile çöktü gitti!..21.yy’ da İslamcı bir ideolojiye göre yeni bir Türkiye mi inşa edeceksiniz siz!! Bunun için mi verildi onca mücadele?..

Özgüven patlaması güzel birşey, ama sayın Erdoğan bu özgüven patlamasını "anti kapitalist“  ideolojik bir "devrimciliğe" övgü yönüne kanalize etmeye başlarsa bunun sonu hiç iyi olmaz..Kapitalizm öyle,  masa başında icat edilerek, bir ideolojiye göre oluşturulmuş yapay bir sistem değildir!. O, sınıflı toplumlar sürecinin bugün vardığı aşamanın adıdır. Onun alternatifi ise, ne „sosyalizmdir“, ne de „İslami bir düzen“!!. Kapitalizmin alternatifi onun kendi diyalektik inkarcısı olarak onun içinde gelişmekte olan bilgi toplumudur-modern sınıfsız toplumdur..

Birileri Kürt sorununu kendi kafalarında yarattıkları  "solculuğa" göre ideolojik bir yöne kanalize ettikleri için işin içinden çıkılamıyor..Ötekiler, halâ 1930’ların  Kemalizminin peşindeler!..Diğer „Beyaz Türk  solcuların" ise, İkinci Dünya Savaşının bittiğinin farkında olmayan dağlardaki o Japon askerlerinden farkı yok!!..Bütün bunlar yetmezmiş gibi şimdi bir de N.Fazıl  çıkıyor meydana!!..Öf be, hiç mi aklı başında insan yok bu ülkede!! Bakın ne güzel işler yaptınız, yapıyorsunuz, hangi şeytan dürtüyor sizi de illaki bir ideolojik kılıf peşindesiniz!! Kanal İstanbul'u yapmak için N.Fazıl’a, ya da İslamci bir ideolojiye ihtiyaç var mı? Marmaray'ı N.Fazıl’ın İslamcı ideolojisiyle mi yaptınız!!..İslamı özgür bir şekilde yaşamak yetmiyor mu size? Dikkat edin, açılan krediyi miras yediler gibi harcamaya başladınız!..Aşırı öz güven kendini tahrip etme anlamına gelir..