• 6.08.2013 00:00
  • (2592)

 Hep 20.yy'la 21.yy arasındaki farktan bahsediyoruz, nereden geliyor ikisinin arasındaki esasa ilişkin farklılık?

1-Bilginin

2-Teknolojinin

3-Informasyonun

 

DEMOKRATİKLEŞMESİNDEN GELİYOR!..

İşte, bütün o ulusal sınırları aşarak küreselleşme sürecini başlatan dinamik budur.  Sistemin bütününde olduğu gibi, onun içindeki tek tek ülkelerde de  demokratikleşmenin hareket ettirici gücü  budur.  Her durumda, bu küresel devrim dinamiklerinin açtığı yolda yeninin eskinin içindeki gelişimi beliri bir noktaya varınca,  gelişmenin daha ileri boyutlara ulaşabilmesi için, sistemin bir bütün olarak demokratikleşerek yenilenmesi, küresel boyutlara açılması kaçınılmaz hale geliyor..

Bilginin  ve  teknolojinin yaratıcısı   özgür insan üretici gücü, informasyonun demokratikleşmesiyle birlikte   insanların bilgi edinme  söz söyleme hakkını arttıran küresel  bir güç haline geliyor. Böylece, mahserin bu üç atlısını arkasına alan   özgür birey-insan üretici gücü-   sistemi demokratikleştirici asıl dinamik olarak ortaya çıkıyor..Bu nedenle, 21.yy'ın belirleyici dinamiği, son tahlilde özgür bireydir-insan üretici gücüdür de diyebiliriz..

Eğer, 19 ve 20yy'lara damgasını vuran dinamik Batı’da  burjuva devrimiyle tarih sahnesine çıkan özgür insan gücünü temsil eden  sermaye idi ise, 21.yy'ın gidişatını belirleyecek olan da direkt olarak bilgiyle kuşanmış  özgür insanın  beyin gücüdür..Bunu, 21.yy'ın sermayesi artık bilgidir, ya da, bilgi,  bilgi toplumuna giden yolda sermayenin diyalektik anlamda inkarıdır  şeklinde de ifade edebiliriz..

Bütün o tekellerin belini kıran, tekelci kapitalizmi, finans kapital+ulus devlet saltanatını tarihin çöp sepetine atan "mahşerin bu üç atlısıyla" birlikte özgür insan gücüdür!

Evet, küreselleşme sürecinin motoru, dinamosu  budur!.."Sosyalist sistemin" belini kıran da, duvarları yıkan da bu dinamiklerdir..Bugün bütün o Devletçi antika yapıların, onların arkasındaki ulus devlet kalıntılarının sonunu getiren-getirecek olan da gene aynı dinamik olacaktır!..

Daha önceki yazıda gelişmekte olan ülke halklarının küresel demokratik devrim mücadelesinde izleyecekleri temel stratejinin DEMOKRATİKLEŞEREK, KÜRESEL SERMAYEYLE BÜTÜNLEŞMEK olduğunu söylemiştik..Eger bunu acil kan ihtiyacı olarak ifade edecek olursak, şimdi buna bir de, devrimin yolunda hiç şaşmadan ilerleyebilmenin teminatı olarak  BİLGİYLE KUŞANMIŞ özgür bireye-özgür insan gücüne olan ihtiyacı   ilave etmemiz gerekecektir! 

Evet, bu iş-bu mücadele- bisiklete binmeye benziyor!. Sürekli pedala basmak zorundasınız, durdunuz mu düşersiniz!. Bu nedenle, ülke güvenliği için acil ihtiyaçlar  falan tamam,  ama  asıl yatırımın giderek artan oranlarda daima eğitime, bilimsel araştırmalara yönelmesi gerekiyor..Eğitime ve bilimsel araştırmalara yapılan yatırımları hiçbir şekilde küçümsememek gerekiyor. En az yeni bir köprü, ya da havaalanı için yapılan yatırım kadar önemlidir bu da. Çünkü bu alanda elde edilecek yeni bir ürünün-yani bilginin-değeri paha biçilmez olacaktır. Unutmayalım, ülkenin cari açık probleminin çözümü de bir yerde buna-bu türden "katma değeri yüksek" ürünlere bağlıdır. Yeni bir bilgi ve buna bağlı olarak elde edilecek yeni teknolojiler bir anda uçağın burnunu yerden kaldırıverir..

Çünkü, küresel demokratik devrimin hareket ettirici dinamiği, sürekli rekabet ortamı içinde daima daha fazla bilgiye sahip olarak daha ileri teknolojileri kullanabilir durumda olmaktır..İnformasyonun bu denli küreselleştiği bir ortamda bir kez kullanıma sunulan bir teknolojinin çok kısa bir süre sonra kendi rakiplerini üreteceğini de hesaba katarsanız, hiçbir zaman, "eh artık bu kadarı yeter" deme şansınız olmayacaktır..Daha çok bilgi ve daha ileri, yeni teknolojiler icat etmek, durmak bilmeyen sürecin itici gücünü oluşturacaktır.. 

Gene daha önceki yazıda şöyle demiştik:  Önce, olup bitenleri doğru değerlendireceğiz.. "Küresel sermaye bize saldırıyor" diyerek  hedefi şaşırıp hemen ona karşı ulus devlet reaksiyonlarını harekete geçirmeyeceğiz!.. Mücadelenin "küresel sermayeyle ve onun içerdeki işbirlikçileriyle" değil, tam tersine, içerdeki 20.yy artığı ulus devlet kalıntısı güçlerle olduğunu bir an için bile olsa gözden uzak tutmayacağız..  Gelişmiş ulus devlet güçlerinin karşısına gelişmekte olan bir ülkenin ulus devleti olarak değil, 21.yy'ın küresel dinamiklerini arkasına alan akıllı bir küresel "yumuşak güç" olarak çıkacağız..

r yandan küresel sermayeyle ilişkileri geliştirirken, diğer yandan da, bilgiyle donanmış   yetişmiş özgür insan gücünü de bir an bile olsun yanımızdan ayırmadan yola devam edeceğiz..Bilginin, teknolojinin ve informasyonun demokratikleştiği bir ortamda sırtımızı dayayacağımız  küresel dinamiklerin ancak bu şekilde harekete geçirilebileceğini unutmayacağız..