• 6.06.2013 00:00
  • (2339)

 Başbakan Erdoğan'ın  seyahat dönüşü yapacağı açıklamalar muhtemelen Türkiye'nin önümüzdeki on yılına damgasını vuracak. Bu nedenle çok önemli.

Sayın Erdoğan, yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik şurada!.  Türkiye, sizinle birlikte  son on yılda  ikiyüz yıldır hayal bile edemediği çok iyi bir noktaya geldi. Ancak bugün bir de bakıyoruz ki,   tam sürecin kazanımlarının kayıt altına alınacağı yeni bir anayasa beklentisi içindeyken, Kürt sorununu çözmüş, daha demokratik yeni bir Türkiye özlemiyle yanıp tutuşurken, bir anda     bütün bu kazanımların    yok olup gitme tehlikesiyle  karşı karşıyayız!  Ben öyle olayı, „nazar değdi“ falan diyerek geçiştirmek isteyenlerden değilim!. Bu nedenle, bu işin ceremesini çekmiş, neredeyse otuzbeş yıldır yurtdışında yaşamak zorunda kalan bir Türkiye’li olarak bazı noktaların altını çizmek istiyorum:  


Sayın Erdoğan, eğer  önümüzdeki günlerde yapacağınız açıklamaları ve izleyeceğiniz politikayı şu ya da bu şekilde birilerinin önünüze koyduğu "gündeme" ve "alternatiflere" göre belirlemeye çalışırsanız bu yanlış olur. Benim önerim, ülkenin en önemli sorunu olan demokratikleşme ve yeni anayasa yapımı sorununu, çözüm sürecini öne çıkarmanız, bu alanda yapılacak işleri sıralayarak, politikanızın odak noktasının bu olduğunu ilan etmeniz  olacak. 

Taksime kışla yapılsa ne olur yapılmasa ne olur sayın Erdoğan! Bir yandan dünyanın en büyük havaalanından, Kanal İstanbul’dan bahsediyoruz, öte yandan geliyor Taksimdeki kışla meselesi bunun yolunu tıkıyor! Hem sonra biliyor musunuz, bir yandan  „ecdadımıza“, Sultan Abdülhamid Han’a falan sahip çıkarken, diğer yandan da III.Selime onun yaptırdığı bir kışlaya sahip çıkmak nasıl bir tarih anlayışıdır!. Bir süre önce de, aynı anlayışla „Sultan Abdülmecid Sempozyumu“ düzenlemişti AK Parti! Bu ne yaman çelişkidir sayın Erdoğan!.  Bugünkü-şu anın içindeki-siyasi rakiplerinizle başa çıkmaya çalışırken,  bir anda, hiç farkında olmadan onların tarihteki öncüllerine sahip çıkar duruma giriyorsunuz!. Bakın ben size söyleyeyim, bugün bütün o Kemalistler, ittihatçılar ne ise, kim ise, sizin sahip çıkmaya çalıştığınız o III.Selim ve II.Mahmut-daha sonra da Tanzimat Fermanı’nı ilan eden Abdülmecid de- bunların atalarıdır. Oryantalizmin ağır baskısı altında başlayan o „batılılaşma“ sürecinin-ben buna kültür ihtilali diyorum-ağa babalarıdır bunlar. Hepsini bir yana bırakın, o II.Mahmut’tur ki, AK Parti olarak sizin tarihsel olarak öncüllerinizin, Anadoludaki Müslüman orta sınıfın kökünü kurutan, onları asıp kesen baş  düşmanı-nızdır o.  Korkunç birşey,  Alevilerin içine girdiği o korkunç çelişkiden- Stockholm sendromu’ndan-bahsederken, bir de şimdi buna Müslüman orta sınıfın kendi cellatlarına aşık olma durumunu mu eklememiz gerekecek!

Sayın Erdoğan, lütfen söyleyin sizin o tarihçilerinize biraz daha cesur olsunlar. Kemalizmin, ittihatçılığın bugünkü şekline karşı çıkmak yetmiyor, onun tarihsel köklerini de göstersinler size..Dün basında -siz yurtdışında olduğunuz için görmemişsinizdir-Cindoruk, Alemdaroğlu, yanlarında da sayın Z.Beyaz’ın  Taksimdeki direnişçileri ziyaret ederken çekilmiş fotoğrafları vardı!  Bir anda, „derin devlet“ denilen o Devleti kurtarma teşkilatının temellerinin  ta o III.Selim döneminde atılmış olduğu geldi gözümün önüne. Neden anlatmıyor sizin o tarihçileriniz bunları size? Evet, „ecdadımıza“-tarihimize-sahip çıkalım. Kendi köklerine sahip çıkamayan bugününü de doğru kavrayamaz, bu doğrudur; ama şunu da unutmayın ki, bizim tarihimiz yörüngesinden saptırılmış, çelişkilerle dolu bir tarihtir. Bu nedenle, tarihimize sahip çıkalım derken hiç farkında olmadan dün sizi, sizin  gerçek anlamda ecdadınızı kesenlere de sahip çıkıyor durumuna düşebilirsiniz!.

 

Biraz „solculukla“ karıştırarak bulandırmış  da olsalar, saf  çevreci duygularla yola çıkan o gençlere-olayı saptırmaya çalışan ulusalcıların dışındaki insanlara- sahip çıkın sayın Erdoğan.  3. Köprüye Y.S Selim isminin verilmesinin Alevi yurttaşları incitebileceğini hiç hesaba katmadığınızı açıkca söyleyin, Türkiye'nin çok kültürlü yapısının ve "hassasiyetlerinin" daha fazla dikkate alınması gerektiğini hiç çekinmeden ilan edin..

Bunların ötesinde benim size başka bir önerim daha olacak. Son zamanlarda dozu artan, olaylara sadece Anadolu burjuvazisinin gözüyle bakma egiliminden vazgeçin. Y.Bulut, S.Yaşar, Z.Cağlayan ekibinin söyledikleri birçok şey doğru olabilir, bunlara ben de katılıyorum; ama bunun dışında Türkiye'nin başka gerçeklerinin de bulunduğunu unutmayın. Örneğin, bir Y.Bulut’u dinleyince insan galeyana geliyor ve hiç farkında olmadan bir anda „bütün dünya bize karşı“, „Türkün Türkten başka dostu yoktur“, „küreselleşme falan hepsi hikayedir“ havasına girerek  yeni tipten başka bir milliyetçiliğe kapı açılıyor. Halbuki AK Parti gerçeği bu değildir. Bakın, partinin kapatılması sürecinde bile soğukkanlılığınızı kaybetmediniz, öyle Don Kişot vari politikaların peşine takılmadınız. Bugüne kadar süreci hep belirli ittifakları gözeterek tereyağından kıl çeker gibi getirdiniz. Bence aynı politikayı devam ettirmekte yarar var! Sizi öyle bir havaya sokmaya çalışıyorlar ki, size sadece, „ulan ben neymişim“ diyerek „Allah Allah“ nidalarıyla tek başınıza sokağa çıkmak kalıyor! Bunun da değişik türden bir tuzak olabileceğini gözardı etmeyiniz! Türkiye, sizinle birlikte  son  on yılda onca emek sarfedilerek bir tepeye tırmandı. Şimdi artık tepeden aşağıya düzlüğe doğru iniliyor. Ama dikkat edin, tehlike geçmedi. Evet, bir an önce hedefe ulaşmaktır amaç, bunun için de acele etmek gerekiyor, bu doğru,  ama inanın, arabaya yokuş aşağıya inerken gaz vermek-verdirmek- de tehlikelidir, bu da  gene hiç farkında olmadan arabayı bir anda kontrolden çıkarabilir ve onca emek boşa gider!.  

Sayın Erdoğan, Türkiye'nin son iki yüz yıldır bir kültür ihtilali süreci yaşadığını gözardı etmeyin. Karşı cephenin statik bir yapı olmadığını, gelişen Türkiye'nin insan yapısının olduğu kadar sınıfsal yapısının da hızla değiştiğini hesaba katmak gerekiyor. Dünün devletçi burjuvalarını ve aslında yeni Türkiye'nin saflarında olması gereken liberal-demokrat insanları Devletçi elitlerin-dinazorların kucağına itici sekter tavırlardan vazgeçin. Amacın üzümü yemek olduğunu unutmamak gerekiyor..