• 23.05.2022 07:53

İnsanların mensup olduğu ve ibadet ettiği dinler ve tanrılar ayrı; ama devletlerin ve şirketlerin boyun büktüğü ve taptığı tek tanrı Serbest Pazar Tanrısı’dır. Zavallı insanlar da vatandaş sıfatıyla, son zamanlarda gazap halindeki bu tanrının hükmü altına giriyor.  Bugünlerde, içerde ve dışarda tartışılan her konuya bu inancın kurallarıyla, yani serbest piyasa ekonomisinin penceresinden bakmak olan biteni anlamak adına size daha geniş bir bakış açısı kazandırabilir.

En kısa zamanda, muhtemelen sonbaharda erken seçime gideceğiz. Ekonomi böyle emrediyor. Dövizdeki yükselişi durdurmanın, enflasyonu düşürmenin, dış borcu daha ucuza almanın, ekonomiyi canlandırmanın; bütün bunlar için piyasaya en kıymetli sermaye olan “güven”i aşılamanın başka yolu var mı?

Diken battığı yerden çıkar; ekonomik çöküş piyasanın kuralları dışında hiçbir araçla durdurulamaz, başka hiçbir sihirli çözüm bulunamaz.

***

SADAT bir şirket, yani piyasa kurallarına göre çalışıyor. Şirketin resmî sözcüsünün beyanına göre Afrika’da Müslüman ülkelerde operasyonlarda bulunmuş. Kamuoyunda yaygın olarak tartışılan iddiaya göre ise Suriye’de varlık göstermiş. Amerika-İngiltere’nin öncülüğünde 90’lı yıllardan itibaren gelişen “Özel Şirket Orduları” modelinden söz ediliyor. Libya’da öne çıkan Rusya’nın Wagner isimli şirket ordusu da, devlet şirketlerinin finanse ettiği aynı modelin bir başka örneği. Blackwater gibi, bazı ülkelerde darbe yapan şaibeli şirket orduları Batı’da hep gündemde kaldı. Hiç hafife alınacak bir mesele değil: ABD ve İngiltere askeri harcamalarının önemli bir kısmını ihale yoluyla bu şirketler aracılığıyla yapıyor. Somut bir örnek: Irak’ın işgalinde sahadaki askerî personelin yarıdan fazlası şirket ordularının elemanıydı. Milyarlarca dolarlık ve hızla büyümeye devam eden bir pazardan söz ediliyor. Resmi olarak geri hizmetlerde görev alan bu personel, fiili olarak istihbarat faaliyetleri dahil örtülü operasyonlarda bile kullanılıyor.

Neden şirket orduları tercih ediliyor?

Daha esnek ve etkinler; çünkü askeri hiyerarşi ve disiplinle bağlı değiller. Yukardan gelen emirleri anında yerine getiriyorlar. Daha fazla maaş vererek, resmî ordulardan çok yetenekli olan personeli transfer edebiliyorlar. Buna rağmen daha ucuza mal oluyorlar.

SADAT, bu standartlara uyuyor mu? Bilemiyoruz.

Seçim güvenliği ile Türkiye’nin askeri şirketi olan bu kurum arasında bir ilişki varsa, öncelikle denetlenebilir ölçekteki muhasebe kayıtlarına bakılmalı. Neticede bir şirket, ne almış, ne satmış, kimlere para ödemiş, kimlerden para almış?

Modern dünyanın değişmeyen denetleme kuralı: Paranın izini takip et!

***

Algıların, entrikaların, kapalı kapılar arkasında tezgahlanan komploların, ayak oyunlarının değil; en yalın haliyle ekmek-su-barınma-giyinme gibi temel ihtiyaçların, kısaca siyaset dahil kaderimizi ekonominin belirlediği zorlu bir evreden geçiyoruz.

İşte tam da bu yüzden ekonomiyi kendi istek ve önceliklerine göre yönlendirmekte ısrar eden siyasi aklın gerçekler dünyasında sürdürülebilir karşılığı yok.

Salt gerçeklerin ve varsayımların alanı olan ekonomi ile mümkün olanların hayat bulduğu siyaset arasındaki ilişki en basit ve anlaşılır şekilde şöyle kurulur:

İnsanların ihtiyaçlarını karşılamak ve hayatlarını sürdürmek için önlerinde iki yol vardır. Birincisi çalışmak, üretmek; ikincisi de çalışıp üretenlerin ellerindekini çalıp el koymak. F. Oppenheimer birincisine ekonomi, ikincisine de siyaset adını verdiğimizi söylüyor. Çok abartılı, ancak içinde bir gerçek payı da mevcut. Ekonomik faaliyet olmasa siyasetin yaşama alanı olmaz.

Siyaset sadece ekonomiyi değil, bütün toplumsal-bireysel alanları bile yükselen sel suları gibi kapladı. Kısaca boğulduk, nefes almamız lâzım.

Ekonomik kriz genel alanda bir siyasi sistem krizi olarak şekillendi. Reel sektörün dışında müteahhitlik ve finans sektörünün avantajlı çıktığı bu süreç, 2017’de ekonomik dengelerin teker teker alt üst oluşuyla kendi sel yatağında yükselmeye başladı. Sistem ürettiği bu krizi çözecek makro araçlara sahip olmadığı için derinleşti. İnşaat sektörünü canlandırmaya dönük konut kredi faizlerinin düşürülmesi ve kur korumalı mevduat uygulaması, krizi çözecek makro çerçevenin çok uzağında olduğumuzu gösteriyor. İktidar mimarisi, kendisini var eden ekonomik omurgadan haliyle vazgeçemiyor. Kısaca aynı yerde debeleniyoruz.

İhtiyaçlar bütün değişikliklerin ve yeniliklerin anasıdır. En başta da ekonominin ihtiyaçları.

Başka güçlerden, baskılardan önce ekonomi bir erken seçimi emrediyor.