Bayram, İslam, nefret ve ırkçılık

  • 4.02.2016 00:00

 Bayramlar, özellikle dinî bayramlar İslam dinine inanan, Kuran’a iman eden Müslümanlar için kutsal olaylar sonucu sevinç ve eğlence olarak kutlanan günlerdir. Ne yazık ki “nefret” ve “ırkçılık” yüzünden yaşanan şiddet, savaş ortamında ölen gençlerin, sivillerin bir yıldır yoğun olarak gelen tabutları yüzünden sevinç kalmadı, eğlenmek hayal oldu. İçimize “nefret” ve “ırkçılık” tohumları ekiliyor, ayrıştırılıyoruz.

Bu sebeple bu bayram yazımda bu iki konuyu inanç açısından ele almak istedim. Yazacaklarım ülkeyi yönetenlere bir yol gösterir, bir hatırlatma yapar mı bilemem. Kürdleri sürekli döven, ABD, Rusya, İsrail ve ABD karşısında hep nakavt olanlar; arka bahçeleri siyasi partiler ve de medyanın kulağına küpe olur inşallah. Kimse boynundan büyük laf etmemeli, özellikle “nefret” ve “ırkçılığın” iyi bir şey olmadığını görmelidir.

Bakınız dinimiz bunları nasıl izah ediyor.

NEFRET

Nefret”in kelime anlamı bir başka kimsenin kötülüğünü, mutsuzluğunu istemeye yönelik duygudur, tiksinmektir. İslam dininde olmayan bir duygudur. Bir insanın başka bir insana karşı nefret hissetmesini ve ona kötülük yapmasını dinimiz kesinlikle yasaklar.

Kutsal kitabımız Kur’an’ı Kerim’de rahman ve rahim olan yüce Allah nefret yerine iyiliği, hoşgörüyü, güzelliği emreden din ve o dinin kitabıdır. Söz ve eylemleri ile insanlığa en güzel örnekleri sunan, yaşamı boyunca “Muhammed’ül emin” olarak gösterilen İslam dini rehberi ve elçisi Hz. Muhammed “nefret” yerine affetmeyi, iyiliği, güzelliği yaşamı boyunca fiil söylemleri ile başta biz Müslümanlara ve bütün insanlığa göstermiş, dikte etmiştir.

Nefret yani kin duymak yani kötülüğü istemek ancak fitneyi artırır. İslam âlimleri düşmanları için bile olsa kötülük isteyen kötülüğün ateşine odun taşır derler. Biz bugün ne yapıyoruz “din kardeşi” dediğimiz insanların şehirlerini yakıyoruz, yıkıyoruz, öldürüyoruz. Ve de bunları kin ve nefretle yapıyoruz. Diğer tarafta inanç, düşünce bakımından aynı görüşte olmadığımız ülkeler ile (en son İsrail ve Rusya) barışıyoruz. Ama aynı topraklarda 900 yıldır birlikte yaşadığımız Kürdlere bu hoşgörüyü göstermiyoruz. Dinimizin yasakladığı aşağılık “nefret” duygusundan sıyrılmadıkça biz asla huzur, mutluluk ve barışı bulamayız.

IRKÇILIK

Irkçılık” tek cümleyle “farklılıkların güzelliğini yok eden en büyük tehlikedir”. Kur’anda ve bütün semavi dinlerin kitaplarında ilahi mesaj insanlığın ortak değeri “kardeşlik”, “barış” üzerinedir. Ne yazık ki coğrafyamızda kendisinden farklı olanlara karşı kendisini üstün gören ve bu üstün görmede aşırıya giden, kendinden olmayanı “insan” yerine koymayan sayısız örnekler vardır. Mesela aynı inançta olmalarına rağmen Türkiye, İran, Irak, Suriye’de Kürdlere yapılanlar.

Bu aşırılık beraberinde önce “nefreti”, sonra da “zulmü” getirmektedir. Oysa kutsal kitap Kur’an ve diğer semavi dinler açıkça buna dikkat çekerek karşı çıkmışlar. Örneğin Rum Suresi 22. Ayet’te der ki: “Göklerin ve yerin yaratılması ile dillerinizin ve renklerinizin ayrı olması, O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, bilenler için gerçekten deliller vardır.” Görüldüğü gibi farklılıklar Allah’ın bilinçli bir şekilde özellikle var ettiği bir güzelliktir.

Yani insan hangi milletten, hangi soydan gelirse gelsin mensubu olduğu millet ya da soyun Allah katında değeri Allah’ın emirlerine bağlılıkla sorumludur. Kur’an’da “Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) O’na karşı sorumluluk bilinci en güçlü olanınızdır (takva). Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır” denmiştir.

Görüldüğü gibi hiçbir ırkın bir diğerine üstünlüğü yoktur. Kıyamet ve hesap günü geldiğinde, insanın hangi milletten, soydan geldiğinin değil, dünya hayatındayken hazırlayıp önden göndermiş olduğu hayra, barışa yönelik erdemli eylemlerin değeri olacaktır.

Nitekim Mü’minun Suresi 101-102 Ayetler’de der ki: “Ve sonra, (kıyamet) suru üflendiği zaman, o gün artık ne aralarındaki kan bağları (soy bağları) işe yarayacaktır ne de birbirlerine (olup biten hakkında) soru sorabileceklerdir. Ve (o gün, iyi eylem ve davranışları) tartıda ağır gelen kimseler; işte kurtuluşa erenler onlar olacaktır.

Bu ilahi emre uymadığımız için çok acıdır yabancı ülkeler bize karşı olduğu kadar; kendi içimizde “Müslüman’ın Müslüman’a yaptığı” zulüm yüzünden “İslamofobi” baş gösterdi. Avrupa’ya giden Suriyeliler arasında kitleler hâlinde din değiştirmeye başladılar ki bu çok ama çok tehlikeli bir gelişmedir.

GELDİĞİMİZ NOKTA MI?

Sevgili Ahmet Altan’ın bir yazısında bir paragrafından alıntı yaparak buraya alıyor ve “bize bunları yaşatmaya hakkınız var mıydı” diyerek son noktayı koyuyorum:

İçeride devlet çöktü, yargı diye bir şey kalmadı, yolsuzluk, tarihimizde görülmemiş ölçüde arttı, kendi şehirlerimizi bombalıyoruz, terör her yanda kol geziyor, derin devlet daha da derinleşerek hortladı, ekonomi her gün biraz daha geriye gidiyor, turizm durdu, ihracat ve sanayi geriledi, ülke kin ve öfkeyle gerildi, Ortadoğu’dan sille tokat kovulduk, Suriye’de en küçük bir söz hakkımız kalmadı, Avrupa Birliği hayalleri söndü, dünyanın gözünde IŞİD terörünün destekçisi olduk, medya battı, fikrini söyleyeni hapse atıyorlar, bizim burada yargılayamadığımız hırsızlar Amerika’da yargılanıyor, Türkiye’nin yöneticilerinin Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasından söz ediliyor, ülkenin cumhurbaşkanıyla ilgili dünya medyasında her gün alay eden yazılar çıkıyor, Türkiye’nin dünyanın hiçbir yerinde itibarı yok.

HER ŞEYE RAĞMEN; çıkmaz canda umut var diyerek, İsrail ve Rusya ile barışan yöneticiler; Suriye ile gizli buluşarak kapı aralamaya çalışıyorlar. Dilerim “barış” girişimleri içe dönük de başlar: komşu Kürdler ile çember genişleyerek gerçekleşir ve huzuru yakalarız.

Hepinizin Bayramı kutlu olsun. Cejne gel Piroz dikim.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.