• 22.09.2021 06:49
  • (223)

Erkeklerin kadınları ezme azminin altında yatan birçok neden var.

Bunların en önemlisi, kadın cinselliğinin erkeğinkinden güçlü olmasıdır. 
Normal şartlarda bir kadın bir kerede sayısız defa orgazm olabilir. Erkek ise bir defadan fazla olamaz veya zor olur. 
Bu dengesizlik, eğer buna dengesizlik diyebilirsek, doğanın onlara dikte ettiği görevle ilgilidir: Toplum onlardan başka şeyler talep edebilir ama doğa, buna tanrı da diyebiliriz, erkeğin mümkün olduğu kadar çok kadını hamile bırakmasını, kadının mümkün olduğu kadar çok çocuk doğurmasını ister.

Kadının cinsel gücü erkekte onun doyumsuz olduğu inancını doğurur. Bu inanç yanlıştır. Kadın birden çok orgazm olabilir, ama koşullar doğru ise – huzurlu bir ortamda, ona sevgi ve saygı duyan, kendinin olduğu kadar kadının tatminini düşünen bir erkekle.

İnsan bugünkü homo sapiens hâli ile yeryüzünde bulunduğu 300,000 yılın yüzde 95’inde küçük gruplar şeklinde yaşıyordu ve avlayarak ve mantar, kök ve meyve toplayarak karnını doyuruyordu. 

O uzun dönemin en büyük özelliklerinden biri kadınla erkeğin eşit olması idi. 

Erkek kadına kıyasla “üstün” değildi. Beraberlik vardı ama evlilik yoktu. Cinsellik özgürdü. Çocuklar sürekli birbirleri ve anne babalarıyla birlikteydiler ve yürümeye başlamalarından itibaren güçleri yettiği kadar çalışıyorlardı. Toplumda huzur vardı.

Kadının ikinci sınıf sayılması ve hatta bazı yerlerde köleleşmesi, insanın tarıma ve yerleşik düzene geçmesi, mülk konseptinin doğması, şehirlerin ve kalelerin oluşması ile başladı. 

Erkek peygamberli, erkek egemen, tektanrılı dinlerin yaygınlaşması ile pekişti. 
Ve günümüze kadar pek değişmeden, hatta güçlenerek devam etti. Güçlenerek çünkü modern hayatın stresleri erkeğin cinselliğini zayıflatıyor. İşini kaybeden erkeğin cinsel iktidarını da kaybetmesi bilinen ve benim de tecrübe ettiğim bir olgudur. Bu da onu kadına karşı daha şiddet eğilimli yapıyor.

Erkek elinden geleni ardına koymayarak kadını bastırmaya, ezmeye, dövmeye, hatta öldürmeye devam ediyor. Kapatarak kendi vücudunun çadırı hâline getiriyor. Eğitimden mahrum bırakarak erkekle rekabet edebilmesini önlüyor. “Sünnet” ederek cinsellikten aldığı zevki köreltiyor.

Dünya nüfusunun yarısını… Bunların arasında kendi kızları, çocuklarının anası olan eşi, kendi anası da var… Erkek egemen bir alana kapatmaya çalışıyor.

Sadece kadına kötülük yapmıyor bu saçmalığıyla. Kendini de kadının sıcaklığından ve desteğinden yoksun bırakıyor.   

Zor çağımızdaki erkek sertliğinin ve mutsuzluğunun en büyük nedenlerinden biri budur.

Hiçbir haksızlık ebediyen devam edemeyeceği gibi bu da bir gün sona erecek. O güne kadar kadını en çok ezen toplumlar ise bunun bedelini dünyanın en geri toplumu olmakla ödeyecek.


(*Bu yazı Diyalog Gazetesi'nden alınmıştır)