• 25.04.2022 08:40

Önceki yazıda Kürt Çalışmaları Merkezi’nin Kürtlerde Değerler ve Tutumlar 2021 araştırmasının Kürt meselesinin bugününe ve akıbetine dair işaret ettiklerini konu etmiştim. Araştırmanın bir de Kürt seçmenlere dair işaret ettikleri var. Daha doğrusu, Kürt seçmenlerin ‘ideolojilerine’ ve partilerine dair işaret edilenler. Kürtlerde Değerler ve Tutumlar 2021 araştırması Kürt seçmenlerin ideolojik olarak kabaca nerede durdukları ve büyük çoğunlukla destekledikleri HDP ve AK Parti’yle olan ilişkileri hakkında da bir şeyler söylüyor. Onlarla devam edeyim.

Araştırmanın Kürt seçmenlerin siyasi kimlik ve ideoloji itibarıyla kendilerini nasıl tanımladıkları, kendilerini siyasi yelpazenin neresine konumlandırdıkları ve siyasi partilere olan uzaklık ve yakınlıklarıyla ilgili verileri kabataslak şunlara işaret ediyor: Kürt seçmenler siyasi kimlik ve ideoloji itibarıyla Kürt olmayan seçmenlerden önemli düzeyde ayrışıyor, Kürtlerin temsili açısından bakıldığında HDP’yle AK Parti arasında neredeyse giderilemez bir fark oluşmuş durumda, buna mukabil bu iki partinin seçmenleri arasında zihniyet ve siyasi konumlanma itibarıyla önemli kesişme alanları mevcut ve son olarak her iki partinin seçmeni içinde, diğer hiçbir parti tarafından hitap edilemeyen epey büyükçe bir kesim var.

Parola-Kimlik: Özgürlükçü

Kürt ve Kürt olmayan seçmenler arasında siyasi kimlik itibarıyla önemlice bir fark olduğunu gösteren iki veri, tahmin edileceği üzere Kürt seçmenlerde ‘olanlar’ ve ‘olmayanlarla’ ilgili. Kürt olmayan seçmenler arasında epey bir yekunu oluşturan laikler ve Türk milliyetçileri, Kürt seçmenler arasında çok az. Kürt olmayan seçmenlerde olmayıp da Kürt seçmenlerde olanlara gelince, Kürt seçmenler arasında yakın bulunan iki büyük siyasi kimlikten ilki Müslümanlık, ikincisi özgürlükçülük. Kürt seçmenlerin büyük kısmı kendisini özgürlükçü olarak tanımlarken Kürt olmayan seçmenler arasında kendisini özgürlükçü olarak tanımlayan malum pek yok.

Kürt ve Kürt olmayan seçmenler arasında siyasi kimlik itibarıyla önemlice bir fark olduğunu gösteren bu durum anlaşılmaz değil. Siyasi bir kimlik olarak özgürlükçülük Kürtler açısından aslında bir tür parola-kimlik. Ağırlıkla HDP’liler olmakla beraber AK Partililer ve CHP’liler de dahil Kürtlerin epey bir kısmı kendilerini Kürt olmayan seçmenlerce itibar edilen solcu, milliyetçi, muhafazakâr, dindar, demokrat, laik vb. siyasi kimlikler vasıtasıyla tanımlamaktansa, az ya da çok bunları da içermekle beraber, bunlarca gösterilmeyen bir ‘şeyle’ ilişkili bir kimlikle tanımlamayı tercih ediyorlar. Tanımlaması zor bu ‘şey’ Kürtlerin maruz kaldıkları statükoyu değiştirme arzu ve istenciyle ilgili tabii ki. Özgürlükçülük Kürt meselesinde statüko değişikliği talebine, bu değişikliğin kültürel ve siyasi tezahürlerine işaret ediyor demek mümkün olsa gerek.

Öte yandan, Kürt seçmenleri Kürt olmayanlardan farklılaştıran sadece bir parola-kimlik olarak özgürlükçülüğün yaygınlığı değil. Kürt seçmenlerin büyükçe bir kısmının kendilerini dindarlık ve muhafazakârlıktansa Müslümanlık vasıtasıyla tanımlamaları da önemlice bir fark oluşturuyor. Müslümanlık, Türkiye seçmenlerinin büyük kısmınca özdeşilen bir siyasi kimlik olmakla beraber Kürt seçmenlerin büyük kısmı dindarlık ve muhafazakârlık gibi varyantlarındansa genel olarak Müslümanlıkla kendilerini tanımlıyorlar. Üstelik, kendilerini bu biçimde tanımlayanlar HDP’li Kürtler arasında da az değil. Hülasa, laiklik ve milliyetçiliktense özgürlükçülük, dindarlık ve muhafazakarlıktansa Müslümanlık Kürtlerin benimsediği ana siyasi kimlikler. Kürt ve Kürt olmayanlar seçmenler arasındaki önemli bir fark bu.

Geniş ama Bölünmüş Merkez

Araştırma verileri ideolojik konumlanma ve parti tercihleri itibarıyla da Kürt seçmenlerin epey bir kısmının kendisini solda ya da sağda değil, merkezde gördüğüne işaret ediyor. Sonuçlara göre, HDP’li, AK Partili ve CHP’li Kürt seçmenlerin yarısına yakını kendisini ideolojik olarak solda ya da sağda değil merkezde görüyor. AK Partili Kürtlerin yüzde 48’i kendilerini sağda, yüzde 50’si merkezde; HDP’lilerin yüzde 51’i solda, yüzde 42’si merkezde; CHP’lilerinse yüzde 60’ı kendilerini solda, yüzde 38’i de merkezde görüyor. Kürtlerin neredeyse yarıya yakını solda ya da sağda olmaktansa merkezde konumlanıyor. Resim bu.

Öte yandan, Kürt seçmenlerin yarısı kadarının merkezde konumlanmasını kolaylıkla sol ve sağ ya da HDP ve AK Parti arasında büyük geçiş imkânları olduğu şeklinde yorumlamak mümkün görünmüyor. En azından başka verilere bakınca. Kürt seçmenlerin ikinci parti tercihlerine bakınca görünen şu: HDP’lilerin aşağı yukarı yarısı (yüzde 40) ikinci parti olarak CHP’yi tercih ederken yüzde 45’i ikinci partidense protestocu olmayı tercih ediyor. Benzer bir resim AK Partili Kürtlerde de söz konusu. AK Partili Kürtlerin de yaklaşık yarısı (yüzde 40) ikinci parti olarak MHP’yi tercih ederken yüzde 41’i de HDP’liler gibi başka bir partiyi tercih etmektense protestocu olmaya yatkın.

Kürt seçmenler ve siyasi tercihleriyle ilgili olarak bana çok ilginç gelen bu veriyi birkaç açıdan yorumlamak mümkün görünüyor. Görünen evvela şu: AK Partili Kürtlerin neredeyse yarısı AK Parti’nin 2015 sonrası ‘güvenlikçi’ çizgisinden şikâyetçi değil. Keza, HDP’li Kürtlerin de neredeyse yarısı CHP’nin geçmişteki çizgisini unutmaya hazır görünüyor. Buna mukabil, her iki kesimin aşağı yukarı yarıya yakını “ya HDP ya hiç” ya da “ya AK Parti ya hiç” diyor. Bu durum her iki parti seçmeninin yarısından fazlasının partileriyle özdeşleşen siyasi kimliğe sıkıca bağlı olduğunu gösteriyor. Belli ki Kürtlerin epeyce bir kesimi açısından Kürt meselesini ve Kürtlüğü merkeze alan bir Müslümanlık ve yine Kürt meselesini ve Kürtlüğü merkeze alan bir ‘sekülerlik’ ya da özgürlükçülük kolayca vazgeçilebilir değil.

Kürt seçmenlerin büyük kısmının merkezde konumlanması ve Müslüman ya da özgürlükçü olsun Kürtlüğü esas almaları, ilk bakışta bir ortaklaşma durumuna işaret etse de bu ortaklaşmadan siyasi partiler arası geçişlilik hikâyesi çıkartmak mümkün değil. HDP’li ve AK Partili Kürtler açısından diğer partinin ikinci bir adres olmaktan uzak oluşu, siyasi partiler arası bir geçişlikten ziyade bir yerde bölünmüşken başka bir yerde ortaklaşan genişçe bir seçmen kesiminin mevcut olduğunu gösteriyor. Bu durum hem HDP ve AK Parti arasında geçiş ihtimalinin zayıflığına hem de bu iki grup Kürt seçmeni ortaklaştırabilecek bir aşkın program ya da vaat oluşturabilmenin hem imkânına hem de güçlüğüne işaret ediyor.

HDP’nin Farkı

Kürtlerde Değerler ve Tutumlar 2021 araştırmasının işaret ettiği bir fark da Kürt seçmenlerin tercih ettiği partiler arasında. Veriler, Kürt seçmenlerin temsili açısından HDP’yle başta AK Parti olmak üzere diğer partiler arasında giderilemez bir farkın oluştuğunu gösteriyor. Söz konusu fark, nicelikle, büyüklükle de ilgili olmakla beraber, daha ziyade nitelikle ilgili. Malum, 2002 seçimlerini takiben HDP (selefleri) ve AK Parti haricindeki partiler Kürt seçmenlerin radarından neredeyse tamamıyla çıkmış, Kürt seçmenlerin büyük kısmı bu iki parti arasında tercih yapar olmuştu. 2015’ten sonra bu durum değişti ve bir ara neredeyse her iki Kürt seçmenden birinin oyunu alan AK Parti’nin Kürt seçmenler arasındaki desteği yüzde 25 civarına indi. Bugün itibarıyla, AK Parti haricindeki partiler de Kürtlerin radarına girmiş olmakla beraber, HDP dışındaki partilerin hiçbiri HDP’nin seçmen büyüklüğünün yanına yaklaşamıyor.

Bu büyüklük farkının hem nedeni hem de sonucu olarak görülebilecek niteliksel farksa şu: HDP farklı ağırlıklarda olmakla beraber Kürtlerin neredeyse bütün kesimlerinden rağbet görüyor. Buna mukabil, AK Parti de dahil olmak üzere HDP harici partilerin Kürtler arasındaki temsil kabiliyeti sınırlı. Araştırma sonuçlarına göre her dört Kürt seçmenden birinin oy verdiği AK Parti, kendisini Müslüman, muhafazakâr ve demokrat olarak tanımlayan Kürtlerin temsiline sıkışmışken, esas olarak kendisini özgürlükçü olarak tanımlayan Kürtleri temsil etmekle beraber, HDP kendisini Müslüman, demokrat, Kürt milliyetçisi, solcu, sosyal demokrat, sosyalist olarak tanımlayan Kürtlerin de desteğini alıyor. Diğer bir deyişle, farklı siyasi kimliklerden Kürtleri kapsama kabiliyeti açısından HDP ve diğer partiler arasında önemli bir fark oluşmuş durumda.

Kürt seçmeni çeşitliliğiyle temsil edebilme kabiliyeti HDP’yle diğer partiler arasında önemli olduğu kadar enteresan da farkın olduğuna işaret ediyor. Önemli, çünkü söz konusu fark HDP’nin diğer partilerde olmayan bir vasfa sahip olduğunu gösteriyor. Enteresan da, çünkü bu durum muhalifi Kürt partileri tarafından yeterince ‘milli’ ve ‘Kûrdî’ bulunmayan HDP’nin temsil kabiliyeti itibarıyla epey ‘milli’ ve ‘Kurdî bir parti hüviyetinde olduğunu gösteriyor. Siyasi olarak ‘Kurdî olmak için özel bir çaba sarf etmiyor görünen HDP sosyolojik olarak epey kapsayıcı, diğer bir deyişle epey ‘Kurdî’ bir parti hüviyetinde.

Bu durum enteresan olmakla beraber izah edilemez değil. Belli ki, Kürt meselesinin neredeyse yegâne taşıyıcısı olduğu için ya da Kürtler, Kürt meselesinin taşıyıcı partisi olarak gördüğü için HDP Kürtleri çeşitliliğiyle bihakkın temsil ediyor, Kurdî bir parti olduğu için değil. Diğer bir deyişle, HDP’yi Kürtlerin partisi kılan Kürt meselesinin taşıyıcısı olması. Belli ki, Kürtlerin büyük kısmı HDP haricindeki partileri Kürt meselesinin taşıyıcısı olarak görmüyor ya da Kürt meselesinin taşıyıcılığının parçalanmasından, bölünmesinden yana değil. Bu da Kürt meselesinin kültürel bir farkla ilgili olmakla beraber Kürt seçmenlerin büyük kısmınca esas olarak siyasi bir mesele olarak görüldüğüne işaret ediyor. HDP’yi en Kurdî, en kapsayıcı parti kılan Kürt seçmenlerin bu içgörüsü. HDP, Kürt seçmenler için Kürt meselesinde statükonun değişmesini talep edenlerin birliğini temsil ediyor. Görünen bu.

https://www.perspektif.online/kurt-secmenler-parti-ve-ideoloji/