• 2.02.2022 06:27

Ben kendimi oldum olası dünya siyasetinde duygulardan çok çıkarların konuştuğuna, rol oynadığına inanan öğretiye yakın hissettim. Ancak duygu ve düşüncenin çıkarları tanımlamaya katkıda bulunan, bazen uzlaşmaya, bazen çatışmaya yol açan veri olduğunu da kabul ettim. Yumuşak diye adlandırılan gücün, ikna kabiliyetini besleyen algının üstünde çalışılmasının gerekli olduğunu düşündüm.

Bu konuda da yazdım, konuştum ve çalışma yaptım. Genç meslektaşlarımla birlikte en sonuncusu 2012’deki olmak üzere TESEV bünyesinde Ortadoğu’daki Türkiye algısını ölçen beş kapsamlı kamuoyu araştırması gerçekleştirdim. Türkiye’nin sadece Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da değil dünyanın geri kalan yerlerinde de sevildiği, sayıldığı dönemleri ilk elden görme, gözlemleme fırsatım oldu.

***

Ancak bu olumlu algı çoğu bizden, bir kısmı da bizim dışımızdaki nedenlerden dolayı değişti. AB ile olan ilişkilerimizi Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğü, ABD ile olanları da İsrail ile olan ihtilaflarımız tetikledi. Zaman içinde insan hakları ihlallerimiz, demokrasi açığımız, siyasi üslubumuz, derken Suriye gibi yerlere farklı bakışımız, sonra da Rusya ile geliştirdiğimiz özel ilişkiler ABD ve AB ile olanları etkiledi. Ege ve Akdeniz’deki sorunlar algı erozyonumuzu derinleştirdi.

Elimde “bilimsel” diyebileceğim kesin bir veri yok ama gözlemleyebildiğim kadarıyla Türkiye algısı ya da isterseniz “markası” diyelim artık etkili bir pazarlık unsuru değil. Türkiye dünya siyasetinde büyük ölçüde yalnız. Zaten yalnızlığının farkında olduğu için de Ermenistan’dan İsrail’e eski “hasımlarıyla” yeni ilişkiler kurmaya, ABD ve Fransa başta olmak üzere pek çok ülkeyle sorunlarını yönetmeye çalışıyor.

Türkiye’nin başarılı olma şansı yüksek. İlişkiler mükemmel olmasa da iyileşeceğe, sorunlar büyük ölçüde aşılacağa, işbirliği alanları üstünde daha çok durulacağa benzer. Çünkü Türkiye tüm sorunlarına rağmen önemli bir ülke, dengeleri değiştirebilme potansiyeline sahip. Irak’ta, Suriye’de, Karabağ’da ve Libya’da görüldüğü gibi siyasetin akışını belirleyebilme yeteneği var. İnsansız hava araçları ve şimdi de SOM füzeleriyle gücünden söz ettiriyor. Giderek daha otonom bir askeri yetenek kazanıyor.

ABD Senatosu’nun ambargo ısrarı sürerse yakında kendi muharip uçağını da yapabilir. Avrupa’nın Azeri ve muhtemelen ileride İran ve İsrail gazına olan talebi de jeopolitik önemini katlamaya aday. Ukrayna-Rusya ihtilafı sürdüğü, Rusya NATO’ya geri çekil, daha fazla ilerleme dediği sürece de elinde kullanabileceği Boğazlar, daha doğrusu Montrö kartı var. Mültecilere ev sahipliği yapmasını, IŞİD gibi örgütlere karşı set çekmesini de göz ardı edemeyiz.

Fakat bu değişimin, ilişkilerin normalleşmesinin, tüm taraflar için yönetilebilir hale gelmesinin algısının değişmesine yol açacağı şüpheli. Algıyı tanımlayan, tarif eden kanaat önderlerinin, düşünce kuruluşlarının Türkiye’yi risk, tehdit ya da sorun olarak görmeye devam etme olasılıkları güçlü. Onlar görünebilir bir gelecekte de Türkiye’ye FPRI’den Aeron Stein’ın baktığı gibi bakacaklar, son raporunda yazdığı gibi Ukrayna’ya yaptığı askeri yardımı bile ABD ve NATO için tehdit olarak sunmayı sürdüreceklerdir. Türkiye’nin güçsüzleştirilmesi, eline daha fazla askeri ve siyasi imkan geçmemesi için çalışılması gerektiğini söyleyeceklerdir.

***

Yanılmayı çok isterim ama bana iktidar değişse dahi bu hasmane tutum kendini yeniden üretecek, karar verme süreçleri üstündeki etkisini hissettirecekmiş gibi geliyor. İnsan hakları ve demokraside gerçekleşecek sıçrama, siyaset üslubunda yaşanacak değişim Türkiye algısını farklılaştıracak ancak kökünden değiştirmeyecektir, Türkiye’nin değeri anlık sadakati ve kendi çıkarları yerine muhataplarınınkilerini dikkate almasıyla ölçülecektir diye düşünüyorum.

Bu yüzden iktidar kadar iktidara talip olanların da Türkiye algısını değiştirmek için şimdiden inisiyatifler geliştirmesinde yarar olduğuna, muhalefetin de artık dış politikadan konuşmasının, dış politika yapmasının, dünyanın belli başlı yerlerindeki düşünce kuruluşlarıyla temasa geçmesinin zamanının geldiğine inanıyorum. Türkiye’nin en haklı olduğu alanlarda haksız görülmemesi, gösterilmemesi, algısının değişmesi ve kendini daha iyi anlatabilmesi için…