• 30.06.2021 21:34
  • (76)

Finike'de 7 ve 10 yaşlarındaki iki çocuğun cinsel tacizi olayındaki baş şüphelilerin (anne ve üvey baba) Elmalı'daki yargılanmaları sırasında tahliye edilmeleri büyük bir tepki gördü.

İddianameyi okumadım, ancak bu suçlama ile yargılama, kanunlarımıza göre tutuklu yapılmalı, bunu biliyorum.

Mahkeme nasıl bir yeni delil buldu da adli kontrol ile tahliye kararı verdi?

"Masumiyet karinesi" unutulalı çok oldu ve vatandaşlar, uyduruk suçlamalarla tutuklanıp, yıllarını hapiste geçiren insanları gördükçe bu tür tahliyelere tepki gösteriyorlar.

Hakkında, adil bir yargılamayla usulünce verilmiş bir mahkumiyet kararı olmadan herkesin masum kabul edilmesi, ceza yargılamasının olmaz ise olmaz şartıdır.

Bunu başta yöneticilerimiz sonra savcı ve hakimler bilmeli ki vatandaşlar da öğrenebilsin.

Ancak şunu söylemeliyim ki Elmalı yargılamasındaki tahliye, bu tür suçlar için başlangıç sayılır.

Bundan sonra bu tür her olayda tutuksuz yargılama yapıldığını göreceksiniz, sakın şaşırmayın.

Şu anda TBMM'de bulunan Dördüncü Yargı Paketi, aynen yasalaştığı takdirde "çocukların cinsel istismarı, tecavüz ve cinsel saldırı" suçlarında tutuklama için "kuvvetli şüphe" yetmeyecek, "somut delil" aranacak.

İlk bakışta bu değişiklik "demokratikleşme adımı" olarak sunuluyor ancak bir sosyal medya mesajını bile "örgüt ile iltisakın somut delili" kabul eden hakimlerin olduğu bir ülkede, bu değişiklik sadece tecavüzcüye, uyuşturucu kaçakçısına yarar.

Özellikle küçük çocuklara karşı istismar suçlarında somut delil, nasıl ve nereden bulunacak?

İşkence, çocuk istismarı, tecavüz, cinsel saldırı, kast ile öldürme gibi suçlarda, kuvvetli şüphe yerine "somut delil" aranması, bu suçların tutuksuz yargılanmasıyla sonuçlanır. Tecavüzcüsü sokakta gezen kadının, istismarcısı yan dairede oturan çocuğun güvenliği ne olacak derseniz, o işlere yine sosyal medya bakacak derim.

Sosyal medyada ne kadar gürültü, o kadar adalet yani!

Öte yandan bu tür suçlarda tutuklama için görüntü ve ses kaydı gibi somut delil aramak, mahkumiyet açısından da benzer bir sonucu verir, beraat kararları ardı ardına gelir.

Onun için bugün Elmalı Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararına kızanlar hazır olsunlar.

Bundan sonra bütün tecavüzcü ve istismarcıların tutuksuz olarak yargılanacaklarını, ellerini kollarını sallayarak icrayı sanat eylemeye devam edeceklerini şimdiden söyleyebilirim.

* * *

Polis, milletin yarısına düşman mı?

Artvin'in Hopa ilçesinde 31 Mayıs 2011 günü Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik protesto gösterisinde polisin kullandığı kimyasallar (biber gazı bir tür kimyasal silahtır) sonucu emekli öğretmen Metin Lokumcu hayatını kaybetmişti.

O gün Artvin'de yaşananlar ile ilgili olarak önceki gün ortaya çıkan son kamera kaydında bir polis amirinin, protestoculara müdahale eden polislere şöyle bir talimat verdiği duyuluyor:

"Gebert lan gebert, vur şuna adam gibi vur!"

* * *

LGBTQİ+ Onur Yürüyüşü'nü Anayasa'ya aykırı olarak yasaklayan ve sonra bu yasağı gerekçe göstererek insanlara saldıran bir polis memuru "Ottoman Police" (Dangalak kendisini Osmanlı zannediyor ama takma adını bile İngilizce seçmiş) adını verdiği bir sosyal medya hesabından şu paylaşımı yaptı:

"LGBTİ (Cinsel özürlü) insanların izinsiz gösteri yürüyüşüne müdahale ediyoruz. Güzel ülkemin yüz karaları UTANMADAN onurluyuz diyorlar. Cinsiyetlerine saygısı olmayanların çevresine ya da devletine saygısı olur mu?"

* * *

Yine aynı gün Cihangir'de bir kafede kendi halinde oturan insanlara saldıran polis amiri, emrindeki polislere talimatlar yağdırıyor:

"Ağzını açanı alın!"

Nitekim "ağzını açan" bir genç polislerce yere yatırılıp, kelepçeleniyor. Ona göre daha şanslı olanlara hakaret, azar gırla gidiyor.

* * *

Van'da 15 Şubat 2019 günü gözaltına alındıktan sonra polis merkezinde işkence gören 14 – 16 ve 17 yaşlarındaki üç çocuk ile ilgili davada, suçlanan polisler ile ilgili olarak takipsizlik kararı verildi. Olayın gerçekleştiği günden bugüne kadar 5 savcı değişti ve 2 yılın sonunda takipsizlik kararı.

Emniyet Müdürlüğü, kamera kayıtlarını ilk günden beri saklıyor, adaletin gerçekleşmesini engelliyor.

* * *

Bütün bunlar iki üç gün içinde olup bitti.

Karakolda dayak sonrası kalp krizi geçirip ölen vatandaş olayını izleyen günlerde!

Bu bir tesadüf değil.

Türkiye'de işkence ve kötü muamele yeniden sistematik uygulamaya dönüşüyor.

Zaten hiç bir zaman tamamen önlenememişti şimdi karakol sınırlarını aşıp, sokağa da taşıyor.

Ülkenin polisi, ülkenin vatandaşlarının bir bölümünü kendisine düşman bellemiş.

Nedenini biliyoruz.

Çünkü ülkenin yöneticisi de öyle düşünüyor.