• 23.04.2021 12:34
  • (190)

Egemenliği dillerinden düşürmeyenler Merkez Bankasının 128 Milyar doları nerede sorusu karşısında, sağır ve dilsiz rolünü oynuyorlar.

Hesap vermedikleri gibi, 128 Milyar doların  peşine düşen ve afişe eden muhaliflerine karşı eş zamanlı  operasyon çekip, yasaklar getiriyorlar.

Bir devlet  hukuktan kopmuş siyasal iktidar da  hukukun denetiminin dışına çıkmışsa,halkın vergilerinin nereye harcandığı da denetlenemiyorsa...Ört ki ölem...Orası ne toplum,ne de devlet sayılır...

Orada ne  “Adalet”,ne de ”Adil bir gelir dağılımı” olur.

Böyle olunca:  

“Yolsuzluğu,yoksulluğu ve yasakları” da yok edemezsiniz.

AKP’nin siyaseten  ortaya çıkışı ve Cumhuriyet tarihinin en uzun süre iktidarda kalmasının nedeni de; üç “Y” diye kısalttıkları “yolsuzluk,yoksulluk ve yasaklar”la savaşma sözü vermesiydi...

Hatta önce gönüllü  teslim,ardından da halvet oldular...Yolsuzluğu,yasağı çok sevdiler...Bu da daha fazla yoksul yarattı.

Atanmışların seçilmişleri yönetmediği  bir ülke yaratacağız diyorlardı.

Atanmışları değiştirdiler ama atadıkları bürokratlarda liyakat değil , biat edenlerin sefilliğini tercih ettiler.

İktidarlar değişse de..

 “Bir avuç siyaset yapanın siyasetten nemalandığı;silahlı ve sivil bürokrasinin kaymağını yediği ve saltanatını sürdüğü sistem hep  yerinde sayıyor.”

Bu azınlık ve  hukuk tanımaz  vatanperverler zenginleşirken, vatandaşın kısmetine ise her zaman olduğu gibi  yoksulluk ve sefalet düşüyor.

Sahi siz  hiç Milletvekili, Bakan ve Belediye Başkanlığı yapmış...Vali, Kaymakam ,Hakim, Savcı, General ve Emniyet müdürü olup ta, yoksulluk içerisinde yaşayana  rastladınız mı?

Kadim dostum Mehmet Altan’ın beğendiğim bir tespiti var: bizim siyasetçiler “vatanı çok severler” ama “vatandaşını sevmezler” der. Bu tez silahlı ve sivil bürokratlar içinde geçerli.

AKP iktidara gelmeden önce sadece kamuda Generallerin maaşı gizleniyordu...AKP Valilerin, Hakim ve Savcıların maaşlarını da  gizledi.

Böylesi bir avuç mutlu azınlığın cenneti olan vatan da...

Toplumun çok büyük bir kesiminin açlıktan nefesi kokuyor, milyonlar da yoksullukla  boğuşuyor.

Toplumu refaha kovuşturacağız diyenler ülkeyi ne hale getirdiler?

Somutlaştıralım...

Yoksullukla Başlayalım:

*AKP iktidara geldiğinde açlık sınırında yaşayan insan sayısı 13 milyon iken bu sayı şimdi 22 milyona çıktı,,50 milyon insan da yoksulluk içinde yaşıyor.

*2002 yılında toplumun en varlıklı kesimi Milli Gelirin yüzde 39’nu alırken,2019 yılı itibarı ile aynı varlıklı kesim Milli Gelirin yüzde 54’nü alıyor. Zengin ile yoksul arasındaki makas ta  gittikçe açılıyor.

*Milli Gelirin yüzde 54’nü alan  insan sayısının 12-13 milyon olduğu tahmin ediliyor.

*Türkiye dünya da gelir dağılımı bozuk beş ülke arasında üçüncü sırada.

*14 Milyon küsur  emeklinin ilk yüzde 20’lik dilimi- ki bunlar yaklaşık 2 milyon 634 bin  kişi, ortalama 762.8 Lira emekli aylığı alıyor. İkinci yüzde 20’lik dilimde yer alan 2 milyon 634 bin emekli ve hak sahibinin aylık geliri ise 1.252 TL’dir.

*8 milyon 850 bin  emekli asgari ücretten düşük ve açlık sınırının altında 2.284 Lira  para ile geçiniyorlar.

 *Büyük ortak muhalefette iken asgari ücreti baz alıp, çay simit üzerinde toplumun alım gücünün hesabını yapıyor...Kendisinin mal varlığı olarak parmağındaki alyansı  gösteriyor;eğer bir gün zengin olursam bilin ki haram yemişim diyordu...Şimdi kendisi dolar milyarderi oldu... Toplum ise sefalet içerisinde yaşıyor ve değişen bir şey yok.

*Komşusu açken tok yatan bizden değil diye yeri gögü inletenler; kendileri Saraylarda biri eli yağ da biri eli balda yaşarken; garip  gurabaya devlet töreni ile Vali ve Kaymakamlar aracılığıyla, patates soğan dağıtıyorlar.

*Küçük ortağın “Askıda ekmek projesi” bu verileri teyit ediyor.

*Döviz ve altın  tüm zamanların rekorunu kırarken... TL sadece 2020 yılında dolar karşısında yüzde 25 değer kaybetti.

*İşsizlik geniş tabanlı olarak 10 milyonu bulmuş durumda. İlk defa pandemi sürecinde işsiz sayısı çalışan sayısını da geçti. Üniversiteli genç nüfusta  işsizlik yüzde 30’a ulaştı. Tek kelimeyle ağır  vahamet...

Yolsuzluk paçalarından akıyor,İhaleye Fesat Karıştırma ve Adam Kayırma, Liyakatsizlik Ayyuka Çıkmış Durumda:

* Ülke ekonomisinin lokomotifi olarak bilinen kamuya ait inşat sektörünün  neredeyse tamamı;iktidar eliyle zenginleştirilen, iktidara destek veren  kamuoyu tarafından “beşli beton çetesi” olarak bilinen beş şirkete veriliyor...Kamu İhale Kanunun(KİK) 191 defa değiştirilmesi; iktidarın kendi zenginini kamu ihaleleri üzerinden yarattığını sağır  Sultan bile duyduğu bir talan...

 *Kamu kurumlarının yönetim kadrolarına  birden fazla maaş alanlar atanıp duruyor...Atananlar da liyakat önemli değil,tek kriter salya sümük sadakat ve biat edenlerden seçilmesi,gelinen noktayı fazlasıyla göstermiyor mu?

 *Mülakat sistemi halk arasında   “torpil komisyonu” olarak adlandırılıyor. Mülakata girecek olanların artık yetenekleri önemli değil,torpil önemli..

* “Merkez Bankasının 128 milyar doları nerede?” sorusu bir yolsuzluk sorusu olarak nal gibi ortada duruyor. Duvardan ses çıkıyor da Partili Cumhurbaşkanından ve küçük ortağından  ses çıkmıyor.

Yasakları Yasak Haline Getireceklerdi, Yasaklar Askeri Darbeler Dönemini Aratır Oldu:

*Bir kişi özgür değilse o toplum özgür değil diyorlardı..

*Şimdi  kendilerine muhalif olan toplumun her kesimini terörist ilan ediyorlar.

*AKP iktidara geldiğinde cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü sayısı 58 bin iken;şimdi ceza evlerinden tutuklu ve hükümlü sayısı 295 bine çıkmış durumda.

* 334 ceza evinin  187’si AKP döneminde devreye sokulması ,özgürlüklerin nasıl güdükleştiğini  göstermiyor mu?

*Türkiye şuanda dünyada en fazla gazetecinin hapiste olduğu ülke...Uluslararası Basın özgürlüğü sırlamasında Türkiye  180 ülke arasında 153’cü sırada...

*Türkiye uluslararası Hukuk endeksinde 126 ülke arasında 109’cu sırada...

*Sandık demokrasinin namusu diyenler,artık sandıktan çıkan sonucu tanımıyorlar.Seçilmiş Muhalif belediye başkanlarını hukuksuz olarak görevden alıp yerlerine Kayyımlar atıyorlar..Muhalif milletvekillerini de talimatla karar veren yargı yoluyla, fezlekeler düzenleyerek vekilliklerini düşürüyorlar.

*Demokrasi hukuk çeşmesinden beslenir diyenler,siyasallaşmış yargıyı muhaliflerine karşı sopa olarak kullanıyorlar.

*Üstünlerin hukuku değil hukukun üstünlüğü olacak diyorlardı..

*AYM’nin ve AİHM’in kararlarını uygulamaz oldular.

*AHİM’in kararları Türkiye’de ki yasaların üstünde diye haykıranlar,şimdi  AİHM’in kararlarını tanımaz oldular.

*AB’liği üyeliği bizim olmazsa olmazımız diyorlardı..

*AB bizi bölmeye çalışıyor demeye başladılar.

Son üç Cumhurbaşkanın açtığ davaları hatırlatalım.

10’cu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer görev süresi içinde  50 kişi hakkında dava açarken.

11’ci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise görev süresince  706 vatandaş hakkında dava açmış.

12’ci Cumhurbaşkanı Erdoğan ise tüm zamanların rekorunu elinde bulunduruyor...Son altı yılda 128 bin 872 kişi hakkında savcılık tarafından soruşturma açılmış, TCK’nun 299’maddesinden.Sonuçlanan dava sayısı itibariyle 9 bin 556 kişiye mahkumiyet kararı verilmiş. Bunun dünyada emsali yok.

Ortaya çıkan tabloya bakınca Türkiye hızla hukuktan uzaklaşıyor olması...

Cumhur ittifakı vergilerin hesabını vermediği gibi,kendini topluma mutlak iktidar olarak dayatıyor.

İktidarın bu gidişatı bize 1932 yılında Hitler’in propaganda bakanı Goebbels’in sözlerini çağrıştırıyor:

”İktidarı bir kez ele geçirdiğimizde, bürolarımızdan cesetlerimiz çıkmadıkça onu asla teslim etmeyeceğiz.”

Temennimiz yanılmak.