Almanya  Başbakanı şansölye Angela Markel:

“Çin ve Hindistan’da 150 ilah ve 800 inanç gurubu var... Bu ülkelerde yaşayanlar çatışmadan barış içinde yaşarken...islam ülkelerinde yaşayanlar aynı Tanrı’ya aynı Peygambere ve aynı Kitaba inanıyorlar ama sokakları kandan geçilmiyor” demiş.

İslam ülkelerini  rakamlarla tanıyalım:

- 57 İslam ülkesi var.

-57 İslam ülkesinin toplam nüfusu  1 milyar 468 milyon..

İslam ülkelerinin Nüfusunun  yarısı şu dört ülkede yoğunlaşmış:

1-Endonozya 267 milyon,

2-Pakistan 210 milyon,

3-Nijerya 200 milyon ,

4-Bangadeş168 milyon.

-57 İslam ülkesinin toplam milli geliri 85 milyon nüfuslu Almanya kadar.

-Almanya’nın toplam GSMH’ı 4 Trilyon Dolar.

-Dünyada 85 Trilyon Dolarlık toplam değerin 4 Trilyon doları 57 İslam ülkesinden geliyor.

-Petrol zengini İslam ülkeleri petrol gelirlerinin  üçte biri silahlanmaya gidiyor.

-Suudi Arabistan milli gelirinin yüzde 10’nunu, toplam bütçesinin de yüzde 30’nu savunma giderleri için harcıyor.

Diğer islam ülkeleri de Suudi Arabistan’dan farklı değil..

İslam ülkelerinde gelir dağılımı uçurumu var.

Bu ülkelerin yöneticileri zenginleşirken halkı fakirleşiyor.

Çağrışım yaptı:

Bizde siyasete girmeden önce  parmağında bir alyansından başka mal varlığının olmadığını gösteren siyasetçi, şimdi dolar milyarderi..

Devam edelim...

-57 İslam ülkesinde yaşayan nüfusun yüzde 54’ünün okur yazarlığı yok.

-Müslüman nüfusun  eğitim düzeyi dünya ortalamasının altında..

-Böyle olunca 57 İslam ülkesinin hiç biri çağın teknolojisi olan Bilgisayar parçası “ÇİP” üretemiyor.

Buna Türkiye’de dahil. Fizik, matematik ve felsefeyi eğitim müfredatında din dersi kadar, önemsemeyen nasıl ‘Çip’ üretecek.

-57 İslam ülkesinin hiç biri küresel  marka yaratamamış.

Otomobil ,cep telefonu gibi yerkürede yaygınlaşmış bir tek marka ürün  yaratılmamış.

Kapalı siyasetle yönetilen bu ülkeler değişmiyor...

Çünkü:

-Evrensel değerler kabul edilmiyor, çoğulculuk kavramını  yok sayıyorlar.

Böyle olunca  bireyin özgürlüğü ve azınlık hakları tanınmıyor.

Eşit vatandaşlık hukuku uygulanmayınca..

Her şey iktidarın keyfine ve merhametine kalıyor.

İslam ülkeleri çok  az üretiyor adil paylaşmıyor.

Bu ülkelerde  yolsuzluk, hırsızlık, terör ve hukuksuzluk kol geziyor.

Bu ülkelerin yöneticilerinin iki sözünden birisi devletin bekası ve güvenliktir.

İslam ülkelerinde kadınlar sosyal hayattan soyutlanmış durumda. Kamusal alanda kadınlar  yetki, temsil ve üretimde yoklar...

Bir ülkede kadınlar ne kadar özgür ve sosyal ise  o ülke, o kadar demokratiktir.

İslam ülkelerinde yaşayanların   düşmanca yaklaşımları yaşam biçimleri olmuş.

Toplumsal ve bireysel diyalog söz konusu değil.

Tartışmayı beceremiyorlar..

“Demokratik toplumlar sorunlarını nasıl çözmüş” diye bir merak yok.

Kendilerini  yeryüzü ile kıyaslamıyorlar.

İslam ülkelerinde devletin kutsallığı, din, ırk, mezhep, vatan ve bayrak yarışı önde koşmakta...

Çağdaş dönüşüme   nasıl ayak uydurulacağı tartışma konusu değil...

Çözemedikleri her sorunu dış güçlere bağlıyorlar...

Evrensel değerlere yabancı olanlar ve yeryüzüne kapanan toplumlar, çağa ayak uyduramazsa kuytulara  savrulmaya mahkumlar.

Türkiye’de bir İslam ülkesi...

Bizim ekonomimizin krize girmesinin ve muhalefetin terörist ilan edilmesinin nedeni de 21.Yüzyılı okuyamamamız değil mi?