TÜRK NEDEN ÖLÜR?

  • 27.11.2022 19:51

23 Kasım 2022 Tarihinde gece saat 04.08 de merkez üssü Düzce Gölköy’de şiddeti 5,9 olan ve Marmara bölgesinde, Ankara’dan İstanbul’a hissedilen deprem birkaç gün için gündemi belirler oldu.

Düzce’de daha önce de 12 Kasım 1999 Tarihinde şiddeti 7,2 olan ve 30 saniye süren deprem olmuştu.

Bu depremde 845 kişi hayatını kaybederken 4.948 kişi de yaralandı.

Düzce, depremi 23 yıl sonra tekrar yaşadı, neyse ki bu depremden dolayı can kaybının olmaması yüreklere az da olsa su serpti.

Deprem bu sefer nisbi maddi hasar ve yaralılarla atlatılmış gözüküyor.

Son yüz yıl içerisinde depremlerde toplam 80 bin 141 insan ölmüş.

Depremlerde yaralı ve sakat sayısı ve ekonomik maliyet ise kayıtlarda yer almıyor.

Bizde toplu ölümler olmadıkça çok fazla gündemde kalmaz.

Deprem kuşağında olan bir ülkeyiz ve onlarca deprem yaşamış, binlerce insanları kaybetmişiz ama korkumuzu yok edecek, radikal önlemleri bir türlü alamıyoruz?

Coğrafya kaderdir değiştiremezsiniz ama bu kadar teknolojinin geliştiği, bilimin doğaya hükmettiği bir çağda, depreme karşı korkusuz ve huzur içinde yaşamayı ne zaman öğreneceğiz?

Her depremden sonra İstanbul’da olacak bir depremin korkusuyla yatıp kalkıyoruz, bilim adamları uyarıyor ama kim dinler depremin tehlikesini hamaset yapmak varken.

İstanbul’da olacak bir depremin görülmemiş bir faciaya dönüşeceğini ve on binlerce insanın öleceğinden; depremin yaratacağı ekonomik külfeti ülke bütçesinin karşılayamayacağı tartışmaları ciddiye bile alınmıyor.

Hatta İstanbul’da olacak bir deprem ile daha kötüsü İstanbul’u kaybedeceğimiz dahi konuşuluyor.

 Depremde ölenler, iş cinayetleri, faili(belli) meçhul cinayetler, kadın cinayetleri ve trafik terörünü” kader gibi bellemiş bir ülke ve toplumuz.

Yaşamın kutsallığını boş verirken, ölümü kutsuyoruz adeta…

Hâlbuki…

İş cinayetlerinde ise her gün 5 işçi ölüyor ve 7 kişi de sakat kalarak iş göremez durumuna düşüyor.

Son 20 yılda iş cinayetlerinde 29 bin işçiyi cinayet ekonomisi hayattan koparmış durumda.

İş cinayetlerinde Avrupa ülkeleri arasında birinciyiz hem de açık ara ile dünyada ise, Çin’den sonra ikinci sırayı kapmışız.

2020 Avrupa Birliği İstatistik Ofisi’nin verilerine göre:

“Türkiye trafik teröründe ilk sırayı alıyor ve yılda 4 bin 866 insan trafik kazalarında ölürken, her gün 14 kişi trafik terörüne kurban giderken,75 kişi de sakat kalıyor.

Bizi Almanya takip ediyor ve yılda 2 bin 710 Alman trafik teröründen ölüyor.”

Bir de önlemi alınamayan âdeta seriye bağlanan kadın cinayetleri var ve yılda 289 kadın erkekler tarafından hayattan koparılırken,2008 -2019 yılları arasında toplam 3.185 kadın, erkekler tarafından öldürülmüş.

Kadın cinayetleri hız kesmiyor 2021 yılında 497 kadın erkekler tarafından hayattan koparılırken,2022 yılının ilk 10 ayında ise 474 kadın erkekler tarafından öldürülmüş.

Bu ülkenin yıllardır aydınlatılamayan bir de 17 bin faili (belli) meçhul cinayeti var.

Eğitimli ve örgütlü bir Hukuk toplumu olmadıkça; siyasetin sorumluluk almadığı, hesap vermediği, gerçek özgürlüğün sahiplerinin ortaya çıkmadığı bir yerde, bu olumsuz tablo değişmeyecek gibi.

Hatta gibisi de fazla...

Devletin yüceltildiği, insanın insan yerine konulmadığı, insan kanının sudan ucuz olduğu, eşit vatandaşlık hukukunun yok sayıldığı coğrafyada; doğa felaketlerinin, terörün, iş cinayetlerinin ve cehaletin bedelini daha çok öderiz.

Açlığın, yoksulluğun, sefaletin, işsizliğin, gelir dağılımındaki bozukluğun, hukuksuzluğun ve ölümün kol gezdiği ve değişmediği bir ülkede yaşadığınızı akıldan çıkartmayın.

Ne yazık ki:

“Toplum olarak plastiğe benziyoruz ve değişmiyoruz.

Ortaya çıkan bu olumsuz tablo değişmedikçe kaderimiz de değişmeyecek.”                     

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.