”O yalan bu yalan fili yuttu bir yılan”

  • 26.09.2022 08:13

Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Seçim yatırımı olan 500 bin konut projesiyle başlayalım:

“Dar gelirlilerin iki yıl da  ev sahibi olacağı en düşük fiyatı  680 bin lira dan başlayan ve yüzde 10 peşinatı 60 bin lira tutan…

Memur katsayısına göre de  taksitleri  artacak,240 ay  taksitle geri ödemesi yapılacak olan,TOKİ aracılığı ile başlattığı  500 bin konut projesi, bir seçim ekonomisinden başka bir şey değil…

Uzmanlar bugünkü kura göre 500 bin konutun maliyetinin 360 milyar liraya mal olacağını söylüyor.

Erdoğan 2023 yılında doların tahmini olarak 21.5 lira  olacağını açıkladı;bugün dolar 18.30’dan işlem gördüğüne göre,kur artışı ile 500 bin konutun maliyeti de  360 milyar lirada kalmayacak…

Muhalefet te haklı olarak  hazine garantisi vermezseniz, bu konutları yapmaya hiçbir müteahhit talip olmaz diyerek, bunun bir seçim yatırımı olduğunun altını çiziyor, vatandaşın istismar edilmesine de tepki gösteriyor.”

İktidar 2019 yılında  yerel seçimlerde vadettiği  100 bin kişilik konut projesinde başarısız olurken,55 bin kişi de TOKİ ile mahkemelik oldu.

Belli ki bu 500 bin kişilik konut projesinin akıbeti de farklı olmayacak, görünen köy kılavuz istemez.

Ülkede konut sıkıntısının olmasının yanında,bizde hane halkının da tasarrufunu konut üzerinden değerlendirmesi,  devlet eliyle başlatılan konutlara olan ilgi beklenen üstünde oluyor.

İktidarın başlattığı 500 bin konuta 3 milyondan fazla kişinin baş vuru yapması  aslında sürpriz de değil.

Erdoğan 20 yıllık iktidarında  her zaman  toplumun yoksul ve dar gelirli kesimlerin  duygularına ve hayallerine yönelik, gerçekleşmesi mümkün olmayan vaatlerde hep bulunmuştur.

Cumhuriyetin yüzüncü yılına girdiğimizde nelere sahip olmayacaktık ki…

Unuttunuz mu?

-2 Trilyon dolar Milli gelirimiz olacaktı.

-500 milyar dolar ihracat yapacaktık…

-Fert başına milli gelir 25 bin dolara çıkacaktı…

-Dünyanın en zengin 10 ülkesi arasına girecektik…

Oldu mu?

Tam tersine:

-Dünyanın en zengin 22 ülkesi iken,17’ci sıraya düştük.

-Fert başına gayri safi milli gelirimiz 12 bin dolardan, 9 bin 500 dolara geriledi...

Ekonomide bunlar olurken..

Bir de  yerli uçak yapacak, uzaya ve aya adam gönderecek, elektrikli otomobil ve  traktörümüz olacaktı.

-Yerli uçağımız  semalarda uçacaktı…

-Aya ve uzaya insan gönderecektik…

-7 Liralık elektrikle 400 kilometre yol yapacak ve yerli otomobil üretecektik…

-7 Liralık elektrikle bir gün süre ile toprak işleyecek traktör icat edecektik.

“Yalandan kim ölmüş”  misali..

Biz toplum olarak en sarsıcı  skandalları bile 23 günde unutuyoruz.

AKP’nin söz verip te hayata geçiremediklerinin bir fikri takibini yapalım.

Muktedir  “3Y” ile formüle ettiği vaatleri vardı…

‘3Y’nin açılımı;“yoksulluk,yolsuzluk ve yasaklardı.

Güya ‘yolsuzluğu ve yoksulluğu  bitirip, yasakları da yasak’ hale getireceklerdi.

Yoksulluk öyle bir hal aldı ki açlık kol gezer oldu… 

Ve toplumun yüzde 75’i “geçinemiyorum” diye bağırırken; küçük ortak askıda ekmek projesi başlatarak bunu teyit ediyor, ucuz ekmek kuyrukları da günden güne uzamaya başladı.

Vatandaş domatesi tane ile karpuzu dilimle alırken..

Döviz ve altın tüm zamanların rekorunu kırıyor…

TL yalnızca dolar ve Avro karşısında değil tüm para birimlerinin karşısında değer kaybederken…

Yabancılar için Türkiye açık bir büfe oldu.

AKP iktidara geldiğinde toplumun en zengin varlıklı kesimi milli gelirin yüzde 39’nu alırken; şimdi yüzde 54’nü alıyor.

Gelir dağılımında ki makas daralacağı yerde uçuruma dönüştü.

Yolsuzluk ise Cumhuriyet tarihin de görülmemiş bir boyuta ulaştı..

Kamu ihale kanununu(KHK) 192 defa değiştirerek devlet eliyle iktidar mensupları hem kendilerini, hem de kendi zenginini yarattı.

Erdoğan kendisi dolar milyarderi oldu.

Böylece siyaset bir zenginlik argümanı olarak kullanılırken, yolsuzluklar olağan hale geldi.

Partili Cumhurbaşkanlığı ucube hükümet sistemine geçildikten sonra, ”ekonomi çoklu organ yetmezliği hastalığına yakalandı ve komaya girdi.”

Yasaklar ise Askeri darbeleri aratır oldu.

Bir kişi özgür değilse o toplum özgür değil şiarı ile yola çıktılar ama..

AKP iktidara geldiğinde cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü sayısı 58 bin iken, 2021 yılı itibarı ile cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü sayısı 295 bine çıkmış durumda.

En büyük Cezaevlerini biz yaptık diye övünmeye başladılar.

Adalet bakanlığının verilerine göre  şuan Türkiye’de 381 cezaevi var, bu cezaevlerinin  139’u,  son 10 yılda AKP hükümetleri tarafından  açılmış.

Her ortamda 28 Şubat’tan yakınan dinbaz siyasal İslamcılar 28 Şubat’ı mumla aratır oldular.

Bunu Sadet partililer ve masum dindarlar bile artık söylüyorlar.

Asrın reisi “şahsım devletin şahsım sistemine geçmesi” ile, kuvvetler ayrılığını kuvvetler birliğine dönüştürüp,yargıyı muhaliflerine karşı sopa olarak kullanırken;yargıyı ikiye ayırdı,“kendine muhalif olan bir düşman hukuku, birde kendisinden yana olanları görmezden  gelen ve suçlarını aklayan yandaş hukuk” uygulanmaya başladı.

Partili Cumhurbaşkanlığı hükümet modeline geçildikten sonra muhalif olan  her kesimden insanlara, cezalar kesilmeye başladı.

 Adalet Bakanlığının verilerine göre 2018’den bu yana bakılan soruşturma ve açılan dava sayısı dikkat çekiyor.

“Son dört yılda Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla açılan toplam 127 bin 451 soruşturmaya bakıldı.

2018’de 4 bin 880,2019’da 11 bin 371,2020’de 7 bin 790 ve 2021’de 9 bin 168 olmak üzere son dört yılda açılan dava sayısı ise 33 bin 209 oldu.

2014’ten bu yana aynı suçtan görülen soruşturma sayısı 44 bin 675  olarak kayıtlara geçti.Son sekiz yılda verilen mahkumiyet kararı ise 16 bin 993’e çıktı. Bunların 4 bin 864’ü hapis cezası alırken.305 çocuğa da dava açıldı.Son sekiz yılda Cumhurbaşkanına hakaret soruşturma sayısı 200 bine dayandı.”

Böyle olunca..

Türkiye uluslarasın hukuk devleti sırlamasında 139 ülke arasında, 117’cı sıraya gerilerken.

Basın özgülüğü sırlamasında ise 180 ülke arasında 155’ci sıraya yerleşti.

Hukuktan uzaklaşır mafyayı iktidar ortağı yaparsanız, demokrasi liginden düşer;Şenghay beşlisi denilen muhalefeti rejim karşıtı gören diktatörlerin kadrajına girer…

İnandırıcılığınızı kaybedince de yerine getiremeyeceğiniz büyük projeler yalanına başvurursunuz.

Hitlerin propaganda bakanı Göbelse ne demiş: ”Yalanı ne kadar büyük söylerseniz o kadar inandırıcı olursunuz.”

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.