“ÖZGÜRLÜKÇÜ LAİKLİK”

  • 6.06.2022 14:18

 Altı partiden oluşan “Millet İttifakının”  29 Mayıs 2022 Tarihinde Gelecek Partisinin Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun ev sahipliğinde yaptıkları yedi saati aşan   toplantı sonucu; kamuoyuna açıkladıkları “10 maddeledik bildiri” demokrasi açısından karanlığa tutulmuş bir fener ışığı gibi.

10 maddelik bildiri içerisinde  dikkat çekici vurgulamalarından biri de  Özgürlükçü Laiklik kavramıydı.”

Demokratik laiklik, yeryüzünde demokratik bir toplumun yol almasında, çağdaş, çoğulcu ve katılımcı demokrasinin yerleşmesi açısından vaz geçilmez bir kavramdır.

Laiklik kavramının ortaya çıkışı 17.Yüzyıla dayanmakta.

Laiklik kavramı uygulanmadan önce Papazların denetiminde olan Kiliseler, yerel yönetimleri ve toplumun her kesimini yönetiyordu.

İnsanlığa 16.yüzyılda karanlık Çağı yaşatan Kilise oldu.

Laiklik, demokratik ülkelerde süreç içerisinde “Modern,sosyal ve seküler bir toplumu yaratmıştır.”

Sekülerizim,Laiszmin düşünsel babasıdır.

Sekülerizm: ”Akıl ve mantığı esas alan örgütlü bir toplum yaratmayı amaçlayan düşünce akımıdır.”

Laiklik veya laisizm: ”Devlet yönetiminde dinin veya dinsizliğin referans alınmamasını ve devletin din veya dinsizlik karşısında tarafsız ve tepkisiz olmasını savunan ilkedir..Yani din işleriyle devlet işlerinin birbirinden ayrılması. Devletin ise bütün dinler karşısında eşit mesafede durması ve Nötr kalması.”

Laiklik, inananlar kadar  inanmayanlarında sahiplenmesi gereken bir kavaramın yanında, farklı inançların  bir arada  yaşamalarının da sigortasıdır.

Laikliğin uygulandığı “sosyal, modern seküler toplumlarda” her birey inancını çoğunluk baskısının etkisinde  kalmadan, özgürce yaşadığını görüyoruz.

Görüldüğü gibi “demokratik evrensel laiklik tanımı” ile bizde uygulanan “Askeri Laikliğin”  hiçbir benzerliği yok.

Bizde 5 Şubat 1937 yılından beri uygulanan “askeri Laiklik” demokrasinin üzerine oturtularak çoğulcu ve katılımcı çağdaş bir demokrasinin yol almasının önünde hep engel olmuştur.

Demokratik laikliğin uygulandığı ülkelerde ise, demokrasinin kök salmasında,boy atmasında ve bireyin özgürleşmesinde ise laiklik çok büyük katkı sağlamıştır.

Hala yeryüzünde “demokratik Laikliğin yaşam bulmadığı” toplumlarda çoğunluk gibi inanmayan, hiçbir inanca sahip olmayanların,çoğunluk baskısından  kaçarak kitlelere halinde ülkelerini terk ettiklerine tanık oluyoruz.

Siyasal İslamcılar ne kadar “çözüm şeriat’ ta, huzur İslam ”da  deseler de, İslam ülkelerinden Batı Avrupa’ya kaçışlar önlenemiyor.

Onun için Laiklik çoğulcu bir toplum açısından  çok önemli bir kavramdır.

Batı Avrupa’da 5 milyona yakın Türk vatandaşı yaşamakta ve özgürce dini vecibelerini yerine getirdiklerini, cami sayısı gösteriyor.

2019 yılı verilerine göre Almanya’da 2.884,Fransa’da ise 2.368,Kanada’da 1.712,ABD’de ise 2.508 Cami var ve bu cami sayısı gittikçe de artıyor.

Yeri gelmişken dünyadaki cami sayısının 2019 yılı verilerine göre 3.843.671 olduğunu hatırlatmak isterim..

 Malezya 818 bin 634 cami ile dünyada en fazla caminin olduğu ülke.

Türkiye ise 83.429 cami ile dünyada  7.sırada yer aldığını belirtelim.

Gelelim bizim ülkede uygulanan “askeri laiklikten”, “demokratik laikliğe geçişin”  önündeki engellere…

Bu geçişi sağlamak için ne yapmalı?

-“Laiklik”  ilk ve orta öğretimde kamu ve özel okullarda, buna  İmam Hatip okulları da  dahil, “zorunlu bir ders” olarak okutulmalı,zorunlu olarak okutulan  “din dersi”  ise  müfredattan çıkartılmalı?

Ama Demokratik Laikliğin hayata geçmesinde önündeki en büyük engel tabii ki  DİB’dır!.

-Diyanet İşler Başkanlığı(DİB) devlet kurumları içinde Milli Eğitim ve Milli Savunma Bakanlığından sonra, bünyesinde 130 bin personel ile en fazla personel barındıran kurumdur.

Bütçesi 7 bakanlığın bütçesinden daha fazladır.

Her yıl Maliye bakanlığından 10 bin personel ister,bu talebin yarısı karşılanır.

AKP iktidarında DİB’lığı Devlet protokolündeki yeri 52.sıradan 10.sıraya getirildi

Kısacası:

-DİB’lığı toplumun her kesimine açık olan bir “kamu kurumu değil”, Sünni mezhebe hizmet veren siyasal İslamcıların arka bahçesi olan  bir kurumdur.

DİB’lığında bir tane Alevi kökenli insan çalışmaması normal mi?

Bu kurum demokratik bir laikliğin hayata geçmesinin önünde en büyük engel olarak duruyor.

Laik bir devlette DİB’lığı  gibi bir kurum olmaz.

-DİB’lığı siyasal İslamcılar tarafından, devletin başka kurumlarına geçilmesi için bir atlama tahtası olarak kullanılmaktadır.

 Besleme basın bunları haber yapmaz, “siyasal İslamcılar ve kışlacılar” bunlardan rahatsız olmaz ve gündeme de getirmezler.

Demokratik laikliğin uygulanmaması için, başta DİB’lığı  elinde bulunan binlerce kadro potansiyeli ve  aileleriyle bir milyona tekabül eden, azımsanmayacak sayısı ile karşı duracaktır.

DİB’lığı üzerinden devletten nemalanarak varlığını sürdürenler azımsanmayacak bir kalabalıktır.

Ülke genelinde  40 bin Kuran kursu var..

 Erken veya normal tarihte yapılacak seçin sonucunda iktidar el değiştirdiğinde,kain olmaya gerek yok uygulanacak olan demokratik laikliğe karşı, AKP ve onun İslamcı aveneleri ilk işaret fişeğini buradan patlatabilirler.

Onun için…

Millet ittifakı ve özgürlükçü laiklikten yana olan demokrasi  güçleri bilmeliler ki, “özgürlükçü demokratik laikliğin”  hayata geçmesi en önemli görevlerden biridir.

Siyasal İslamcılar buna şiddetle karşı duracak olsa da,6’lı masanın bildirisinde bir çok önemli tespit yanında “Özgürlükçü Laiklik” kavramının yer alması çok çok önemlidir ve alkışlanmalıdır.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.