• 23.05.2022 07:40

 “Besleme basın” 9 Mayıs’tan epey önce Beştepe’de yapılacak kabine toplantısında emekliyi, memuru ve tüm dar gelirlileri rahatlatacak, enflasyon farkını karşılayacak ekonomik kararlar alınacak, diye bir haber yaymaya başladı.

Yoksul, dar gelirli ve işsiz insanlarda büyük bir beklenti oluştu.

Ne yapsın vatandaş suya düşen yılana sarılır misali.

9 Mayıs 2022 Tarihinde yapılan kabine toplantısının ardından  partili Cumhurbaşkanı Erdoğan kameraların karşısına geçti.

Her zaman olduğu gibi hükümet yanlısı onlarca televizyon kanalları yayın akışlarını keserek canlı yayına geçip, Erdoğan’ın konuşmasını vermeye başladılar.

Partili Cumhurbaşkanının kabinede aldığımız çok önemli bir konut projemizi hayata geçireceğiz sözüne, kulak kabarttım.

Konut projesini dinlerken  kulaklarıma inanamadım.

Konut projesi değil toplumun aklı ile alay etmek diye buna denilir..

Milyonlarca insanın karpuzu dilimle, domatesi tane ile aldığı bir ülkede…

Toplumun yüzde 75’nin geçinemiyorum diye feryat ettiği..

On binlerce insan elektrik ve doğal gaz faturalarını ödeyemediğinden  aboneliklerinin  iptal edildiği..

Geniş tabanlı işsizliğin 10 milyonu bulduğu..

Altın ve döviz tüm zamanların rekorunu kırıp, TL dolar karşısında sürekli kan kaybederken..

Çalışan nüfusun yarsının asgari ücretten maaş aldığı, asgari ücretin ise açlık sınırın altında kaldığı...

13 milyon emeklinin 8 milyonu asgari ücretin altında maaşla geçindiği..

Yoksulluk,hayat pahalığının ve gelir dağılımının  kol gezdiği bir ortamda.

Sarayın böylesi bir ekonomik tablo karşısında konut sahibi olmak isteyen vatandaşlara,milyonluk kredi çekerek konut sahibi olmayı önermesi, akıllara durgunluk veriyordu.

Nasıl konut sahibi olunacakmış:

“Sıfır konut için 2 milyon lira banka kredisi kullanacaksın 0.99 faizle, 10 yıllık vade ile 120 ayda ödeyeceğiniz taksit ayda 28.555 lira..

2 milyon liralık kredinin geri ödemesinin toplamı 3 Milyon 426 bin 674 Lira. Yani 1.426.674 lira faiz ödemiş olacaksınız.

İkinci el konut sahibi olmak isteyenler, 1 Milyon liralık döviz veya altınını bozduranlar,1 milyon lira ucuz kira kredisi kullananlar on yıl boyunca, ayda 13.594 lira taksit ödemesi ile,1.312.128 lir ödeyecek.”

Saray’ın konut  projesi  böyle olunca, konu da  mizah konusu oldu.

Şahsım devletin sahibinin konut projesini açıklanması ile başta İstanbul ve Antalya olmak üzere tüm kentlerde konut fiyatları uçuşa geçti ve ev kiraları, ev satışları en az ikiye katlandı.

Muktedir  konut projesinin  toplumda alay konusu olunca, gündemi değiştirmek için Yargıya verdiği talimatla;CHP’nin başarılı İstanbul İl başkanı Canan Kaftancıoğlu’na, Yargıtay  9 yıl önce sosyal medya hesabından paylaştığı mesajlarından  dolayı, 4 yıl siyaset yasağı vermesi, gündeme bomba gibi düştü.

Haklı olarak CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu başta tüm milletvekillerini ve İstanbul il ve ilçe örgütlerini, İstanbul il başkanlığının önünde toplanmaya çağırması, ülke siyasetinde bambaşka bir atmosfer yarattı.Kılıçdaroğlu CHP il başkanın önünde toplanan kalabalığa yaptığı konuşmasında İl başkanına sahip çıkarken; bu kararı tanımayacaklarını açıklıyor,Partili Cumhurbaşkanına da erken seçim kararını tekrarladı.

Yargının CHP İstanbul İl Başkanına verdiği ceza toplumun tüm muhalif güçleri tarafından tepki ile karşılanandı ve iktidara “yargıdan elini çek” ortak sese dönüştü.

Hatta AKP’nin kurucularından olan Bakanlık ve Meclis Başkanlığı yapmış Hüseyin Çelik ve Bülent Arınç gibi kurmayları bile ,Yargının Canan Kaftancıoğlu’na verdiği cezayı ile yargı  artık,”ülkenin bir beka sorununa dönüştü” açıklamalarında bulunmaları, iktidarın artık uzatmaları oynadığını gösteriyordu.

Tam bu sırada…

Bu gelişmelerin ışığında CHP genel Başkanı hiç beklenmedik toplumun ezberini bozan bir çıkış yaparak, merkezi İstanbul Beylikdüzü’nde bulunan Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş  (SADAT)’ın önüne gitmesi ve  yöneticileri ile görüşmek istemesi..

SADAT yöneticilerinden kimsenin karşısına çıkmadığı ve kapısına dayandığı şirketin önünde, kameralar karşısında çok çarpıcı ve hukuk devletinde kabullenilemez bir konuşma yaptı.

Kılıçdaroğlu’nun  SADAT’ın önünde yaptığı konuşma çok dikkat çekici, rastlanmamış bir içerikteydi:

“SADAT Paramiliter (devlet tarafından desteklenen ama silahlı ve sivil gönüllülerden oluşan) bir kuruluş olduğunu.SADAT’ın  sabotaj,baskın,pusu kurma,tahrip dersleri verdiğini, seçim sonuçlarını etkileyecek yasa dışı işlerin içinde olduğunu iddia etti.”

Kılıçdaroğlu’nun SADAT hakkındaki iddiaları iktidar çevreleri tarafından bugüne kadar da yalanlanmadı.

Hatırlanacağı gibi İyi Parti genel başkanı eski içişleri bakanlığı da yapmış olan Meral Akşener’de, dört yıl önce SADAT hakkında, Kılıçdaroğlu’nun iddialarına benzer açıklamalarda bulunmuştu..

Hatta Meral Akşener silahlı eğitim verilen illerden bahsetmiş Konya kırsalında ve Tokat’ta SADAT’ın silahlı eğitim kampları olduğunu söylemişti.

SADAT’ın kısa sürede  Milyon liralarla ifade edilen göz kamaştıran mal varlığının kaynağına baktığınızda;SADAT’çılar Kamu kurumlarından bugüne kadar 545 milyon TL değerinde, 110 ihale almışlar.

SADAT, Türk silahlı Kuvvetlerine (TSK)  ait MKE silahlarını pazarladığını açıkladı..SADAT bu silahları kime pazalıyor,ya terör örgütlerine de silah satıyorsa?Bir de partili Cumhurbaşkanı kalkıp ben SADAT’ı ve çevresini tanımam demesi ise başlı başına sorun değil mi?

SADAT’ın kurucusunun eski bir Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi’nin   olması ve uzun süre Tanrıverdi’nin Erdoğan’ın askeri  danışmanlığını yapmış olması.

SADAT’ın başkanı Adnan Tanrıverdi 15 Temmuz darbe kalkışmasından sonra; biz SADAT olarak ORDU’ya 26 maddelik bir öneri sunduk.. Türk Silahlı Kuvvetlerini yeniden yapılanması için önerimiz, TSK’da kabul edildi  açıklamasının yanında merak edilen,26 maddenin içeriğinin  ne olduğu bilinmemesi!.

SADAT konusunda daha fazla bilgi sahibi olmak isteyen okurlarıma, 16 Mayıs 2022 Tarihinde ArtıGerçek Sitesinde yayınlanan Mehmet Altan’ın ”Takkeli İttihat Terakki mi” başlık yazısını hararetle okumalarını öneririm.

Türkiye böylesi hukukun denetimine girmeyen,karanlık yapılanmaları, hukuksuzlukları ve ekonomik krize son vermek için  ancak AB’ye yüzünü çevirerek, “demokrasi ve hukuka” dönerek çözer.

Demokrasi ve hukuka dönmek içinde..

Toplumun her kesimini rahatlatacak,Ucube Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden kurtulmanın  çıkış yolu  da “erken seçimde” görünüyor.

Yalnız başta muhalefet partileri ve demokrasi güçlerinin bir endişesi var ki; “o da Partili Cumhurbaşkanı ve küçük ortağının iktidarlarını, demokratik yoldan teslim etmeyeceği” yönde.

Son yıllarda Yargının muhalif  kesim aleyhine aldığı taraflı kararları, SADAT’ın konumu,HDP’ye açılan kapatma davası, kuşkuları sürekli artırmakta…

Ancak işsizlik, hukuksuzluk ve  hayat pahalığı yüzünden canından  bezmiş yığınların “oylarına sahip çıkarak”,özgür iradesi ile iktidarı demokratik yoldan  göndereceğinden de kuşkum yok.