• 13.05.2022 09:51

Bu veciz cümle fotoğrafta görünen  13 Mayıs 2021 Tarihinde  kaybettiğim sevgili Anneciğim Zübeyde hanımdan kaldı.

Aradan bir yıl geçmesine rağmen hala annemin bu sözü kulaklarımda yankı yapıyor.

Annem bu sözü  her annenin evladına  söylediği gibi bir sadelik, samimiyet ve hasretliği çağrıştırırdı.

Her telefon ettiğimde  benim sesimi anladığında ilk söylediği cümle “Memmet Anan Gurban Senmisin” derdi.

Artık bu sözü bir yıldır duymuyorum ama  bana annemden miras kalan  bu söz aklımdan da, hiç çıkmıyor.

13 Mayıs 2022 Tarihi Annemin ölümünün birinci yıl dönümü.

Ben İzmit’te Annem Kırşehir’de yaşadığı için..

Annemi gün aşırı telefon eder hal hatır sorardım..

Yaşlılıktan kaynaklanan algılamadan olsa gerek, son yıllarda  her telefon ettiğimde sesimi tanımamaya  başlamıştı.

Telefon ettiğimde annem alo deyince HATIN ANAM-I aramıştım dediğim de  anlar “Memmet Anan Gurban Sen misin” derdi.

Telefonumun rehberine annemin telefonunu büyük harflerle kaydetmişim “HATIN ANAM” diye.

Annemin her ölüm yıl dönümünde yazı yazmaya karar vermiştim..

Annemin ölümünün ardından yazdığım yazıdan sonra bu ikinci yazıyı yazdım.

Aslında ben  yazı yazmaya başladığımda  seçtiğim konuda  sıkıntı çekmez nokta koymakta zorlanırım..

Yazımı takip eden okurlarım da bilirler.

Annemle ilgili yazı yazmakta çok zorlanıyorum.

Bunun nedeni üzerine çok düşündüm ruh halimi ve  hafızamı zorladım,kendi içimde yolculuğa çıktım..

Aklımla duygularımın arasındaki geçişkenliklerde dolaşırken, aşırı duygusallıktan gelen ve annemin ölümünü kabullenmediğimden, rasyonel düşünmekten uzaklaştığımı fark ettim.

Anneniz öldüğünde ne kadar olgun yaşta olsanız da insan annesinin ölümünü zor kabulleniyor,insan kendisini yetim gibi hissediyor.

Anne  sadece varlığınızı ona  borçlu olduğunuz ve sevgisinden şüphe duymadığınız biri değil...

Hayatınızın her alanında ve yaşamınızın her safhasında olan birisi.

 Sırrını  paylaştığın, acınıza ortak olan,anlayan ve senin en zor gününde yanında yer alan ve güvenilir bir  liman olarak sığındığın biri olmanın ötesinde…Sözleri ve her dokunuşu ile size nefes aldıran,her konuşması tecrübeye dayanan  ve bir ilaç gibi gelen,ne kadar büyüseniz de size çocuk gibi  kol kanat geren birisidir.

Annenin yaptığını ve gösterdiği özveriyi ve ödediği bedeli babadan görmek imkansız.

Annenin babadan ayıran farkı ise..

Çocuk annenin bedeninden kopup gelen bir organı olmasıdır.

Bir  annenin kaç tane çocuğu olursa olsun, her birine özel ve onu mutlu edecek,huzur verecek güzel sözleri vardır.Bütün çocuklarına da elektrik prizi gibi eşit sevgi dağıtır.

Güzel sözle sevmesi yetmez, her çocuğunun hangi yemeği sevdiğini-sevmediğinin yanında, karakterini de bilir.

Bunu baba beceremez..

Bu babanın çocuklarını sevmediği anlamına gelmez ama erkeğin “dişisi kadar” yavrusunu seven bir hayvan da yoktur.

Annenin çocuklarına olan hasreti ve sevgisi son nefesine kadar sürer.

Annelik duygusu görece değil  iç güdüsel bir duyudur.

Annem ölmeden beş saat önce kardeşim  telefonundan görüntülü olarak görüştürmüştü bizi.

Annemin son söylediği söz “ne zaman geleceksin” demişti ama,“Memmet” diyememişti.

Geleceğim anneciğim dedim ama anladı mı bilemiyorum..

Mezarlıkta annemin  mezarının üzerine toprak atamadım.

Annemi toprağa verirken anne- oğul arasında geçen süreci geri sardırarak hatırlayıp, gözüm de canlandırmaya çalıştım ve her şeyin boş olduğunu insana  ölüm hatırlatıyor..

Yunus Emre’nin  o ünlü demode olmayan, insanı özü ile buluşturan,insanlığa ders niteliğindeki armağanı olan,  “gözü malda mülkte olmamaya davet eden” hayatın ne kadar boş olduğunu ifade eden, hümanist şiiri  beni  teselli etti!.

Ne diyordu ölümsüz ozan dizelerinde:

“Mal sahibi mülk sahibi,

Hani bunun ilk sahibi,

Mal da yalan/mülk te yalan,

Gel biraz da sen oyalan.”

Bir şarkı da geçen söz ise  insana hayatın  gerçeği  ile   yüzleştiriyor “ölümden başka her şey yalan ” diyordu.

Ölümün acısını etkisiz hale getiren ise  zaman ve sabır veriyor.

Her canlının değişmez  kaderi  “doğum, yaşam ve  ölüm” olurken..

Doğa kendini yenileyerek hayata tutunuyor..

 Ama..

İnsanlar ve hayvanların kendini yenileyerek değil, üreyerek kendinden sonra gelecek nesillere  yaşamın nöbetini devrederek hayatını sonlandırıyor.

İnsanoğlu ölümü akıl-baliğ  olduğunda tanımasaydı cinnet geçirirdi.

İnsana  ölüm korkusunu yendiren ise “doğum” oluyor.

Yaşadığım ve sağlığım el verdiği sürece Annemi kaybettiğim  her “13 Mayıs” benim için unutulmaz bir tarih ve “Memmet Anan Gurban Sen misin” cümlesi,”beynim de bir tabela gibi takılı olarak” kalacaktır.

Sevgili Anneciğim saygı değer Zübeyde hanım, seni kaybetmenin yıl dönümünde seni hasret ve özlemle anıyorum..

Toprağın bol olsun huzur içinde uyu HATIN ANAM.!

Yazıyı Neşet Ertaş’ın unutulmaz “tapınak notu” gibi deyişine bırakayım.

”Analar İnsandır Biz İnsanoğluyuz.”