• 16.01.2022 21:49

Tam bir ucube olan “Cumhurbaşkanlığı ucube  hükümet sisteminin”  çökmesiyle ekonomi  derin bir bunalıma girdi..

Muktedir ve küçük ortağı  toplumun dikkatini  ekonomiden başka yöne çekmek için “terör sezonunu tekrar açtılar.”

Toplumun muhalif olan her kesimini  terörist ilan etmeye yeniden hız verdiler.

Cumhur ittifakı  “terör örgütü ilan edilen ve terörist sayılanları”   siyaseten işine geldiği gibi tanımlıyor.

Kendine yakın olan insanların   terör örgütü lideri  ile ortaya çıkan fotoğraf, belge, bilgi olduğunda cezalandıracağı yerde,  görmemezlikten gelmekle kalmıyor,O kişileri ya   bakan veya  elçi olarak ödüllendiriyor..

2019 yılında yapılan yerel seçimlerinde; Hatta kırmızı Bültenle aranan PKK’nın eski yöneticisi Osman Öcalan’ı  devletin resmi televizyon kanalında HDP’ye karşı konuşturuyor…

Yetmiyor…

PKK’nın lideri Abdullah Öcalan’ın  mektubunu Devletin resmi Ajansı, Anadolu Ajansı(AA) aracılığıyla medyaya servis ettirip,  canlı yayınlarda HDP seçmenine tarafsız kalması konusunda;Öcalan’la özel izinle görüştürdüğü bir akademisyene mektubunu  okutturuyor..

6,5 Milyon seçmenin oyunu almış parlamentonun üçüncü büyük partisi HDP’li bir kadın milletvekilinin; 2015 yılında PKK’lı sevgilisi   ile ortaya çıkan  fotoğrafından kıyamet koparıp,kadın milletvekili Semra Güzel’in milletvekilliğinin düşürülmesi için, yargıyı devreye sokarak fezleke hazırlattırıp, apar topar meclise gönderiyor. Milletvekilinin sevgilisi 2015 Yılında Askerlerle girdiği çatışmada öldürülüyor.

Bu fotoğrafın savunulacak hiç bir yanı yok.

Yalnız çözüm sürecinde yüzlerce  kişi dağda olan PKK’lıların yakınları,  devlet aracılığı ile  görüştürülmesine öncülük eden AKP’lilerin, bu resmi  suç olarak öne çıkartmasını da anlamak mümkün değil.

Tutarsız ve çelişkili tutumları anlaşılır gibi değil.

HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in PKK’lı sevgilisi olan fotoğrafının, yedi yıl aradan sonra medyaya servis edilmesi; milletvekilliğinin düşürülmesinden öte bir hamle olduğunu gözden kaçırmayalım.

Bu fotoğrafın  ortaya çıkartılması  AYM’si üzerinde,HDP’nin kapatılması konusunda bir   kamuoyu oluşturmaktır.

Muktedir ve ortağının, bir facia olan terörle ciddi bir hukuksal ve askeri savaşım yapmak yerine, terör üzerinden siyasal kurnazlıkları şaşırtıcı bir hale geldi.

Sandıkta yenemedikleri ve saflarına çekemedikleri   HDP’yi yargı yolu ile siyasetin dışına atmak istiyorlar.

1 milyon 576 bin kişi iktidara muhalif oldukları için “terör örgütü üyesi” olmaktan yargılanıyor.

Muktedir AB’den uzaklaşınca  aynı zamanda hukuktan da uzaklaştı ve  ekonomi de kontrolden çıktı.

“Yolsuzluk ve rüşvet paçalarından akmaya başladı.”

Ülkenin kurumlarına olan güven yerlerde sürünüyor.

Bunların başında da “Yargı” geliyor..

Yargının bağımsız ve tarafsız olmadığının  itirafını AYM başkanı dillendiriyor.

Anayasa Mahkemesi(AYM) Başkanı Prf.Dr.Zühtü Aslan’a kulak verelim:

“Bireysel başvurunun uygulanmaya başladığı 23 Eylül 2012 Tarihinden bu yana AYM tarafından verilen toplam ihlal kararları içinde adil yargılama hakkı ihlali yaklaşık %77 ile birinci sıradadır.

2021 yılında yapılan 66 bin civarında başvurunun %73’ten fazlasında adil yargılanma hakkının ihlal edildiği şikayeti bulunmaktadır.”

AYM Başkanı Prof.Dr. Zühtü Aslan bir başka ortamda, yargıya olan güvenin toplum nezdinde,yüzde 30’larda olduğunu dile getirmişti.

AYM Başkanı Aslan’ı  teyit eden hukuk garabetine bakar mısınız?

Hukuk alanında doçentlik sınavının şartları üç defa değiştirilerek, hukuk doktorası yapmış olma şartı kaldırılırdı.

2019 yılından itibaren 19 Hukuk fakültesinin başında ilahiyatçı  profesörler  “Dekan olarak” atanmış durumda.

60 üniversite Rektörünün uluslararası “bilimsel bir tane makalesinin olmaması”da ayrı bir skandal.

Bir yıl içinde de   4 bin kişiyi   profesör yapmışlar.

Hukuku yok sayarsanız sorunların altından da kalkamazsınız..

Hukuk fakültesi açmakla ülke hukuk devleti  olmuyor diyen Adalet Bakan Abdülhamit Gül’e hatırlatalım; ”görkemli Adalet Sarayı yapmakla da adalet dağıtılmıyor.”

Bir ülkede ‘güç’,” hukukla sınırlanamıyorsa” demokrasinin tabutuna son çiviyi çakarlar, muhalif olanları da terörist ilan ederler.

Toplum olarak  böyle bir süreci yaşıyoruz…

“Liyakatin değil sadakatin” kriter olarak uygulandığı bir ülkede,ortaya çıkan tablo  içler acısı..

Yokluk,yoksulluk,Yosuzluk,işsizlik,hayat pahalılığı topluma nefes aldırmıyor..

Yeni yılda Doğal Gaza yüzde 25, elektriğe yapılan yüzde 52 ile 126 zamlar vatandaşın pusulasını şaşırtmış durumda.

İktidarın küçük ortağının başlattığı” Askıda ekmek projesi” de çöktü..

Çünkü askıya ekmek takacak insanlar şimdi kendileri ekmek alamaz duruma düştüler.

Yoksul insanlar belediyenin ucuz ekmek büfelerinin önünde  saatlerce soğukta, kuyrukta ekmek almak için bekliyorlar..

Merkez medyanın el değiştirmesi sürecinde  dönen yolsuzluklar dudak uçuklatan cinsten…

“2018 yılında Ziraat Bankasından Yıldırım Demirören’e düşük ve uzun vadeli   750 milyon dolar kredi veriliyor..

Bu yetmezmiş gibi Kredi verildiği tarihte bir dolar 4 TL iken, ileride  ödeyeceği parayı, doları 4 TL’ye  sabitliyorlar…

Bu 750 milyon doları Demirören TL olarak  öderse 3 Milyar Lira ödeyecek..

Eğer bugünkü kurdan dolara göre öderse en az 10 milyar TL ödemesi gerekiyor.

 Demirören 7 milyar lira kar ederken, hazine ise 7 milyar lira zarar edecek.

Demirören bugüne kadar bankadan aldığı 750 milyon dolar kredinin hiçbir taksitini ödememiş!..

Bu iddiaları ne Ziraat Bankası  yalanladı ne de iktidar çevreleri.”

Muktedir kısa sürede dünyanın en zengin 10 ülkesi arasına girecekmişiz hayali ile toplumu oyalamaya çalışa dursun..

Dünyanın en zengin 10 ülkesi arasına ne zaman gireriz bunu bilemeyiz ama..

Dünyada  198 ülke arasında, enflasyonu en yüksek  10 ülkenin  arasına girdik ve 8.sıradayız.

Ortaya çıkan tabloya bakınca Muktedir ve küçük ortağının neden ülke gündemini “Terörle” işgal ettikleri daha iyi anlaşılmıyor mu?