• 26.04.2021 22:47
  • (66)

Önce şu konuda anlaşalım: ABD Başkanı'nın 'soykırım' vurgusu siyasi bir tavır mı, değil mi?

Siyasi duruşunun ifadesiyse gelin meseleyi bu eksende konuşalım.

Ermeni diasporası bu meseleyi 50 yıldır gündeme getiriyor, 50 yıldır 'soykırım' olarak tanınması için lobi faaliyetlerini sürdürüyor.

O zaman soru şu: Neden Reagan dışında hiçbir ABD Başkanı 'soykırım' ifadesini kullanmadı da Biden kullandı?

1981 yılında ABD Başkanı Reagan 'soykırım günü' ilan etti ama sonra bir daha tekrarlamadı.

O günkü koşullara bakarsak, 1981 yılında askeri yönetim vardı, ülkeyi beşli cunta yönetiyordu, Ankara'nın eli zayıftı!

Ankara Washington'a gebeydi.

Reagan'dan sonra baba Bush geldi, ardından Clinton o koltuğa oturdu, sekiz yıl kaldı. Yerine oğul Bush geldi o da sekiz yıl kaldı. Bush'tan sonra ABD Başkanı seçilen Obama da sekiz kez Ermeni toplumuna 24 Nisan mesajı yayınladı.

Trump dört yıl oturduğu koltukta kendinden öncekilerin izlediği politikayı devam ettirdi.

Biden geldi, üçüncü ayında 'soykırım' dedi, neden?

Bizim Dışişleri Bakanlığı diyor ki; ABD Başkanı, radikal Ermeni çevreleri ile Türkiye karşıtı grupların baskısı nedeniyle bu açıklamayı yaptı.

ABD Başkanı baskılara boyun eğecek kadar zayıf mı? Ankara böyle mi görüyor? ABD Başkanı'nın özgür iradesi yok mu?

Obama da söz vermişti ama 'soykırım' sözcüğünü kullanmadı. 'Büyük felaket' anlamına gelen Meds Yeghern ifadesini kullanmayı tercih etti.

Biden o dönem ABD Başkan yardımcısıydı. 40 yıldır da senatör, Türkiye'yi de çok iyi tanıyor. Değerlendirmeyi buna göre yapmalıyız.

O halde…

* Soykırım sözcüğünü kullanması baskıyla değil, bilinçli, planlı, kararlı bir adımdır, güçlü bir mesajdır.

Washington'un Ankara'ya bakışındaki değişikliğin ilk ifadesidir. Arkası gelecektir.

Stratejik ortaklığın sonuna gelindiğinin işaretidir.

* Çıkar ortaklı yeni ilişkiler ağının başlangıcı olarak kabul edilmelidir.

ABD Başkanı'nın gözünde Türkiye'nin öneminin zayıfladığının işaretidir.

ABD'nin Orta Doğu politikasında Türkiye'nin yeri olmadığının, önemi kalmadığının ilanıdır.

* Washington'un S-400'ler konusunda taviz vermeyeceğinin göstergesidir.

Ankara'nın dış politikasının iflasıdır.

Türkiye bugüne kadar çok hükûmetler gördü. Zayıf koalisyonlar oldu, güçlü tek parti dönemleri oldu. Türk ekonomisi bazen şahlandı bazen çok derin krizlerin içine girdi. 70 sente muhtaç olduğumuz günleri de yaşadık.

Ama hiçbir ABD Başkanı Türkiye'nin eli kolu bağlı diye 'soykırım günü' ilan etmedi, edemedi. Etmek isteyenler oldu ama başarılı diplomasi bunu engelledi.

Sorum şu: Biden'ın soykırım ifadesini kullanacağı belli miydi?

Evet, peki Ankara ne yaptı?

Hiç.

Biden, Erdoğan'ı 23 Nisan gününe kadar aramadı. Tebrik telefonuna bile cevap vermedi. 23 Nisan'da da soykırım ilan edeceğini söylemek için aradı. Allah bilir "Bu işi fazla büyütmeyin, siz zararlı çıkarsınız" bile demiştir!

Üst düzeyde ilişki sıfırdı, peki Washington Büyükelçimiz ne yaptı?

Bizim Washington Büyükelçimiz yok ki!

Nasıl? Tokyo Büyükelçisi Murat Mercan aralık ayında Washington'a atandı, 15 Mart'ta göreve başladı ama güven mektubunu sunmak için hâlâ Beyaz Saray'dan randevu alamamış.

Yani resmen Büyükelçi değil.

TELE 1 Washington temsilcisi Yılmaz Polat canlı yayında bu gerçeği söyleyince valla şoke oldum.

Bu bile Beyaz Saray'ın Türkiye'ye bakışının değiştiğini gösteren önemli delil…

Demek ki, Beyaz Saray nezdinde Ankara Büyükelçisi'nin hiçbir önemi yok. Yani Ankara'nın önemi yok.

Kısaca Biden, soykırım demekle tarihi ilişkilere derin yara açmakla kalmadı ABD'nin yeni Türkiye politikasının da temelini attı.

Kendi için çok da önemi olmayan ülkeler listesine koyduğunu etti.