• 22.04.2021 04:23
  • (207)

İki fotoğraf… Birincisi İngiltere'den…

İngiltere Kraliçesi Elizabeth'in eşi Prens Philip'in cenaze töreni. Törene sadece 30 kişi katıldı. Koskoca Kraliçe'nin eşi cenazesinde topu topu 30 kişi vardı.

Hepsi maskeliydi, aralarındaki mesafeyi korumuşlar.

İngiltere Başbakanı Boris Johnson daha fazla aile üyesi yer alsın diye törene katılmadı.

Neden?

Çünkü Korona salgını var. Salgınla etkin mücadele etmek için, uyulması gereken kurallar var. Cenaze törenine kaç kişinin hangi şartlarda katılacağı yazılı kurala bağlanmış.

İkinci fotoğraf Eyüp Sultan Camii'nden…

Koronavirüs nedeniyle ölen 'Nur cemaatinin meşveret grubunun lideri' Hüsnü Bayramoğlu'nun cenaze töreni.

Caminin avlusu hınca hınç dolu. Moda kelimeyle lebaleb…

Sosyal mesafe hak getire, maskeler fora, cemaat cenazeye yakın olmak için, cenazeye el sürmek için birbirini yiyor.

Kelimenin tam anlamıyla izdiham!..

Peki, İngiltere'de cenaze töreninin nasıl olacağına ilişkin düzenleme var da bizde yok mu?

Olmaz mı bizde de var. Hem de çok taze 13 Nisan tarihli İçişleri Bakanlığı'nın 81 il Valisi'ne gönderdiği Kısmı Kapanma Genelgesi var.

Uyulması gereken kurallar tek tek sıralanmış. Camide cemaatin katılımıyla cenaze namazı kılınması uzun süredir yasak. Hele kişi Korona nedeniyle vefat etmişse hepten yasak. Gasilhanede aile bireylerinin katılımıyla (orada olanlarla) cenaze namazı kılınıyor, bekletilmeden doğru kabristana.

Vefat sokağa çıkma saatlerine rastlarsa en fazla sekiz kişiye izin veriliyor, dokuzuncu yok.

İngiltere'de de kurallar var, bizde de var.

Fark şurada; İngiltere'de kurallar herkes için geçerli.

Kraliçe de olsan, sokaktaki vatandaş da olsan aynı. Kimse ihlal etmiyor, etmeyi bile düşünmüyor.

Bizde ise kurallar sıradan vatandaşlar için geçerli, onlar için konuluyor, iktidarın elitleri için değil. Gücü elinde bulunduranlar için değil. Onlar kuralsız yaşıyor!..

Çünkü, kendilerini ülkenin sahibi görüyorlar, istedikleri gibi davranıyorlar…

Bize kimse karışamaz, bize kimse soru dahi soramaz havasındalar.

Eyüp Camii'ndeki cenaze töreni hınca hınç doluydu, iğne atsan yere düşmezdi dedim ya. Ön safta kim vardı?

İçişleri Bakanı Soylu. Kısmı kapanma genelgesini valilere gönderip yasakların çerçevesini çizen siyasetçi…

Yanında İstanbul Valisi… 17 Mayıs'a kadar İstanbul'da her türlü etkinliği yasaklayan, her türlü toplanmaya izin vermeyeceğini ilan eden Vali…

Cenaze namazını kıldıran kim?

Diyanet İşleri Başkanı

Balık baştan kokar diye boşuna dememişler.

Al o fotoğrafı gazetenin manşete koy, altına yaz: İşte Korona'nın resmi.

Cenaze namazı kılınan zat Koronavirüs nedeniyle vefat etmiş, namazı kıldıran Diyanet işleri Başkanı Korona geçirdi, 'dualarınızı eksik etmeyin' diye tweet attı, ön safta duran İçişleri Bakanı, annesini Korona'dan kaybetti.

Hâlâ mı akıllanmadılar?

Bakan Bey'e ve Vali Bey'e soruyorum.

Cenazeye katılan binlerce kişinin içinden kaç Korona vakası çıkar? O kalabalıkta virüs kaç kişinin daha boğazından içeri atlamıştır? Kaç kişi daha cenazeden aldığı virüsü mahallesine, evine, işlerine taşımıştır?

O cenaze töreni nedeniyle kaç kişi hayatını kaybedecek?

Kendi koydukları kuralları ihlal eden Bakan'a, Vali'ye, Diyanet İşleri Başkanı'na kurallara uymadıkları ceza kesecek emniyet müdürü, emniyet amiri yok mu?

Norveç'te polis kuralları ihlal etti diye Başbakan'a para cezası ceza kesti.

Vali Bey'e sorum şu: Bir caminin avlusunda cenazemiz var diye beş yüz, altı yüz kişi toplansak veya bin kişi bir araya gelsek polis ne yapar?

Dağılmamız için uyarır.

Dağılmazsak?

Biber gazı sıkar, fiziki müdahale eder yine dağıtır.

Eee, sizin ayrıcalığınız ne?

Sizin İngiltere Kraliçesi'nden, Norveç Başbakanı'ndan farkınız ne?

Fark orada demokrasi olması bizde olmaması mı?

Sayın Bakan'a, Sayın Vali'ye bir sorum daha var:

Hangi yüzle polise emir verip kalabalıklara müdahale etmelerini isteyeceksiniz? Hangi yüzle koyduğunuz kurallara uyulmasını isteyeceksiniz?

Hangi yüzle!..