Epey bir süredir iktidara iliştirilmiş medyada kimlerin ne yazdığını pek merak etmiyordum. Aslında bu çok da sağlıklı bir durum değil, zira bir gazeteci için farklı sesleri dinlemek önemlidir. Gerçi iktidarın küçük ortağı gibi hareket eden gazetelerde yazı yazanların hemen hepsi, iktidarın söylediklerini aynen tekrarladıkları için bir gazeteci hassasiyetiyle ne yazdıklarını merak etmeyi gerektirecek bir durum yok. Bugünleri mecburi istirahat gereği evdeyim, bu yüzden de boş işlere bol bol vakit ayırabiliyorum, ellerinde iktidar trampetiyle dolaşan gazetecileri okumak için bile… Şu günlerde Türk ekonomisinin yeniden “uçuşa geçmesi!” gündemin en ön sırasında yer alması dolayısıyla iktidar ortağı yazarlar da tam teçhizatlı bir şekilde uçuşa hazır haldeler…

Hepsi okumuş etmiş çocuklar, ezberlerini çok iyi biliyorlar en küçük bir hata bile yapmadan koro halinde “Ekonomi uçuşta, dolar yerlerde, Normalleşme tamam, Yeni döneme girildi, Ekonomide devrim, Devrim gibi paket” sloganlarıyla yeri-göğü inletiyorlar.

Dolayısıyla bu arkadaşlar için insanların derin bir geçim sıkıntısı içinde olmaları, ülkede 10 milyon işsizin olması ekonomideki devrimi gölgeleyecek bir durum değildir. Çünkü onların gözünde fakirlerin, emeklilerin hayatlarını daha iyi yaşamaya, eğlenmeye hakkı yoktur. Hele de cep telefonları olduğu halde fakirlikten şikayet ediyorlarsa zaten bozguncudurlar!..

Aslında iktidar ortağı gazetecilerin-yazarların günde beş vakit tekrarladığı bu “yerli” ve “milli” sloganları artık hepimiz ezbere biliyoruz. Dolayıyla iki-üç ayda bir izlediğinizde de pek bir şey kaybetmiş sayılmazsınız… Özellikle kendilerini dindar-muhafazakar olarak tanımlayan yazarlara göre AK Parti’ye karşı olmak “Haçlı kuşatması”na taraf olmaktır, Cumhur İttifakı’na zarar verecek her davranış “Küresel şeytan üçgeni”nin kuşatmasının önünü açacaktır.

Memleketin böylesine güllük-gülistanlık olduğu, kimsenin geçim sıkıntısı çekmediği, işsizliğin azaldığı, ekonominin uçuşa geçtiği bir Türkiye’de iktidar medyasının neden bu kadar mutsuz olduğunu anlamak maalesef pek mümkün değil.

Bir dertleri var ama ne? Mesela Cumhur İttifakı için çok endişeleniyorlar. Allah aşkına derdiniz ne sizin? Neden tatlı canınızı üzüyorsunuz ki nasıl olsa ekonomimiz uçuyor, insanlar çok mutlu… Arada sırada ekonomide, adalette, dış politikada işlerin kötü gittiğini söyleyerek memleketin birliğine nifak tohumları atmak isteyen siyasetçiler çıkabilir. Bunlar için canınızı sıkmaya hiç gerek yok, üstelik medyanın yüzde 90’ı olarak uçuş ekibinde yer alıyorsunuz. Canınız hangi partinin kapatılmasını istiyorsa, hangi partilerin “hain” ya da “terör yandaşı” olması gerekiyorsa manşetlerinizde ve köşelerinizde iktidara söylersiniz olur biter… Yoksa iktidar gidiyor diye bir korkunuz mu var? Takmayın bunları kafanıza, bugünlerin keyfini çıkarmaya bakın, sonra bugünleri çok ararsınız, benden söylemesi.

Kaldı ki eğer ahlak diye bir derdiniz yoksa “Yüksek enflasyonun ve 10 milyon işsizin tek sorumlusu Bay Kemal”dir diye manşet atsanız kim size hesap sorabilir ki…

Eğer ahlak diye bir derdiniz yoksa, geçmişte Fetullahla fingirdeşmelerinizi görmezden gelir, İYİ Parti lideri Meral Akşener’e karşı yürütülen çirkin kampanyaya destek vermek için dindarlığınızı bile pis işlere bulaştırmaktan çekinmezsiniz.

Kanaatim odur ki iktidar medyasına huzur batıyor, mesela iktidar kayığında yer alan bir gazeteci hiç gereği yokken FETÖ’nün siyasi ayağını gündeme getiriyorsa, bu doğrudan AK Parti’yi hedef alan bir hamledir. Çünkü herkes biliyor ki geçmişte Fetullah’la en çok içli-dışlı olan parti AK Parti’dir. Her ne kadar yazar, AK Parti ile ilgili gizli niyetini Meral Akşener’e iftira atarak örtmeye çalışsa da… Anadolu’da bir söz vardır: Fazla kurcalama üzerine kaçırırsın…